Bu durum, arama yapmak için telefon kullanmanızın aptallaşmanıza yol açacağı anlamına gelmiyor; yalnızca, zeki insanların daha fazla bilgiye sahip olmaları nedeniyle daha az arama yaptıklarının bir göstergesi olabilir. Yine de, daha az analitik düşünme ve daha fazla akıllı telefon kullanma arasında bir ilişki bulunuyor.

BEYİNDE ‘GÜRÜLTÜ’ SEBEBİ

Ayrıca, yeni bilgileri telefondan okumanın öğrenmenin kötü bir yolu olabileceğini de biliyoruz. Araştırmacılar, karmaşık bir bilgiyi ekrandan okumak yerine bir kitaptan okuyan insanların daha derin bir kavrayış geliştirdiğini ve daha kavramsal bir düşünce biçimiyle meşgul olduklarını ortaya koyuyor.

İsviçre’deki onlarca akıllı telefon kullanıcısıyla gerçekleştirilen yeni bir araştırma, ekrana bakmanın hem beyinlerimizi hem de parmaklarımızı daha gergin bir hale getirdiğini de gösteriyor. Bu ay yayımlanan araştırmada, psikologlar ve bilgisayar-bilimciler olağandışı ve potansiyel olarak kaygı verici bir ilişki saptadı: Daha çok dokunma, tıklama, sosyal medya mesajı yayınlama ve insanların sürekli yaptığı gibi ekran kaydırma, beyin sinyallerinde “gürültüye” yol açıyor. Bu bulgu araştırmacılar için şaşırtıcıydı.

Çoğu zaman, bir şeyi daha sık yaptığımızda, o şeyde daha iyi, hızlı ve verimli hale geliriz. Fakat araştırmacılar, sosyal medyada gezinirken bundan farklı bir şeyin gerçekleştiğini düşünüyor: Sosyalleşme ile akıllı telefon kullanımının birleşmesi, beyinlerimize ağır bir yük yüklüyor olabilir. Araştırmanın yazarı Arko Ghosh, sosyal davranışın beynimizden parmaklarımıza dek, ‘daha fazla kaynağa ihtiyaç duyabileceğini’ söylüyor. Ve bu korkutucu bir durum.

İlgili Haber  Facebook'tan işletmelerin web siteleri için Messenger eklentisi

BEYİN, BEĞENİYE MUHTAÇ HALE GELİYOR

Bu rahatsız edici bulgulara karşın, bilim insanları sevdiğiniz uygulamaların yaşattığı keyfin otomatik olarak yıkıcı bir etkisi olduğunu söylemiyorlar. Fakat bazı kullanım biçimlerinin özellikle zarar verici göründüğünün biliyoruz.

Facebook hesabını kontrol etmenin genç-yetişkinleri depresyonda hissettirdiği kanıtlanmış bir gerçek. Üniversite öğrencilerinin duygusal durumlarını araştıran araştırmacılar, doğrudan bir bağlantı keşfetti: İnsanlar Facebook hesabını ne kadar sık kontrol ederse, o kadar mutsuz oluyorlar.

Ancak bu aralıksız süren ve sefil hallere düşüren telefon kontrolü yalnızca bununla da kalmıyor. Pokemon GO gibi oyunlar veya Twitter gibi uygulamalar da bağımlılığa neden olabiliyor ve beyninizi yeni bir ‘beğeni’ye muhtaç hale getirebiliyor.

Bağımlılığa yol açan uygulamalar, beyninizi ödüllendirmek üzere tasarlanmıştır; birisi fotoğrafınızı beğendiğinde veya yazdıklarınıza yorum yaptığında keyif duymanıza neden olur. Tıpkı kumar gibi, bunu öngörülemez bir planlamayla gerçekleştirirler. Buna “değişken oran planı” denir ve insan beyninin uğruna çıldırdığı bir şeydir bu.

Bu yöntem yalnızca sosyal medya tarafından kullanılmaz, internetin tamamında kullanılır. Havayolu ücretleri bir tıkla açılıverir. Stok fazlası koltukları bir dakika içinde satılıverir. Facebook bildirimleri arkadaşlarımızın nerede olduklarına ve nelerden bahsettiklerine göre değişip durur. Her şeye, daha fazlasına ve hemen şimdi sahip olmalıyız. Ekranlarımızın her yerinde bağımlılık yapan noktaları kaşıyoruz.

KAMUSAL ALANDA TELEFONLA KONUŞMAK TABU MU OLABİR Mİ?

Lustig, bu tarz uygulamaların bile doğası gereği kötü olmadığını belirtiyor. Bizi kesintiye uğratma özgürlüğü verildiğinde, beynimizin ödül arzusunu harekete geçirdiklerinde ve hep daha fazlasını isteme tuzağını kurduklarında sorun haline geliyorlar.

“Teknolojinin kendisine karşı değilim,” diyor Lustig; “Değişken ödül teknolojisine karşıyım. Çünkü bu teknoloji, tam da sizin sürekli olarak takip etmenizi sağlamak üzere yaratıldı.” Lustig bu durumu, akıllı telefonların sosyal açıdan kabul edilebilir şekilde kullanımına dair bazı sınırlar çizerek değiştirmeyi arzuladığını söylüyor.

Binaların içinde sigara içilmesinin yasaklanması gibi, akıllı telefon bağımlılığını da bir tabu haline getirebilirsek, insanlar en azından telefon kullanımının sınırlandırıldığı mekanlar ve zamanlarda telefonlarını kapatmak zorunda kalacaklar ve beyinleri de bu sayede bir mola verecek. Lustig, “Umudum, cep telefonumuzu kamusal alanda açamayacağımız bir anlayışa ulaşmak,” diyor.

* Bu makale Science Alert sitesinde yayımlanmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)

Kaynak: Hilary Brueck / Gazete Duvar