Histrionik Kişilik Bozukluluğuna Sahip Nesiller Geliyor (Sosyal Medya)

Beğenilmek belası çocuklarımızı kişilik bozukluklarına sürükleyebilir. Çünkü artık sosyal medya platformları hayatımızın bir parçası değil… Sosyal medya bizim hayatımız oldu. Yani eskiden yemek için yaşayanlar olduğu gibi. Günümüzde de sosyal medya için yaşayanlar var.

252
252

İnsanoğlu yalnız yaşamak için yaratılmamış, sürekli çevresiyle hatta dünyanın diğer ucundaki insanlarla etkileşim içinde. Karşılıklı olarak birbirini etkilemek… Etkileşim…

İnternet aracılığıyla gerçekleşen bu etkileşim yüzünden artık dünyadaki çocukların hepsinin hayalleri ve hedefleri aynılaşıyor. Bu hayallerden bazıları da youtuber olmak, fenomen olmak, çok takipçiye sahip olmak vb.

İşte bu hayallere ulaşmak için şimdiden sosyal medya platformlarını doldurmuş durumdalar. Mesela youtube’da Barış Özcan’ın 1.4m takipçisi varken Niloya’nın da 1.3m takipçisi var. Sanırım Niloya’nın takipçileri (3–5) yaşındaki bebeklerin ebeveynleridir. Yani şimdiden youtube’a alışıyorlar.

Çünkü günümüz etkileşimi bunu gerektiriyor. Neredeyse doğumla birlikte çıkartılan nüfus cüzdanının yanında mail, facebook, twitter, youtube vb. platformlarda hesap oluşturulacak.

Psikolojik olarak kişilik bozukluklarına sahip olan insanların genellikle sorunlu olan dönemleri çocukluktur. Yani çocukluk döneminde yaşanan bir travma veya farklı bir süreç sonucu yetişkinlik döneminde sosyal ilişkilerde veya gündelik hayatta anormal farklılıklar oluşur.

Psikoloji biliminin tarihsel gelişimine bakıldığı zaman ilk olarak, bilim insanlarının araştırma yaptığı konular, insan psikolojisinin davranışları nasıl etkilediği üzerinedir. Devam eden süreçte ise davranışların psikolojiye olan etkileri araştırılmıştır.


“Ah bir istek gelse, harekete geçsem, performansım yüksek olsa ve amacıma ulaşsam diye düşünürsünüz. Oysa bu düşünsel döngüde bir takım hatalar var. Yapmanız gereken önce harekete geçmeniz, sonra performans göstermeniz, yaptıkça isteğinizin artması.”(Pozitif Psikoloji-Nevzat Tarhan)


Peki dünya genelinde, insanların davranışların en temel noktasını ne oluşturuyor? Yani insanları bazı davranışlara iten sebepler nelerdir? Hepimizin sosyal medyada aradığı o yüce güç nedir? ‘Nefsim sen sosyal medyadan ne istiyorsun?’ diye sorduğunuz da aldığınız cevap nedir?

İlgili Haber  Facebook “beğen” butonunu kaldırıyor

Evet, beğenilmek…

Bu beğenilmek belası çocuklarımızı kişilik bozukluklarına sürükleyebilir. Çünkü artık sosyal medya platformları hayatımızın bir parçası değil… Sosyal medya bizim hayatımız oldu. Yani eskiden yemek için yaşayanlar olduğu gibi. Günümüzde de sosyal medya için yaşayanlar var.

Peki Histrionik kişilik bozukluğu nedir?

Sürekli dikkat çekmek isteme, beğenilme, ön planda olma, ilgi odağı olma, takdir görme rahatsızlığı. Kısaca sosyal medyadan beklentimizin aynısı.

Çocuklarımızı, gelecek nesillerimizi biz kendi ellerimizle hazırlıyoruz bu sona. Beğenilen kazanır, beğenilmeyen kaybeder. Bunun sınırını belirleyecek olan ebeveynlerdir.

Konuyla ilgili Muhammed Kızılgeçit’in ‘Din Psikolojisinin 200’ü’ adlı kitabında yer alan belirtileri de yazılım.


“DSM-5’te belirtildiği üzere Histrionik kişilik bozukluğu koyulabilmesi için, aşağıdakilerden en az beşinin, genç erişkinlik döneminde başlaması ve değişik koşullar altında ortaya çıkması gerekir.

1-İlgi odağı olmadığı durumlarda rahatsız olma

2-Başkalarıyla olan iletişimleri uygunsuz bir şekilde, baştan çıkarıcı davranışlarla belirlidir.

3-Birden değişen, yüzeysel duygular sergiler.

4-İlgiyi çekmek için sürekli dış görünümünü kullanır.

5-Gereğinden çok etkilemeye yönelik ve ayrıntıdan yoksun bir konuşma biçimi vardır.

6-Yapmacık davranır, gösteriş yapar ve duygularını abartı gösterir.

7-Kolay etki altında kalır.

8-İlişkilerin olduğundan daha yakın olması gerektiğini düşünür.”


Yukarıda davranışların psikolojiye etkisinden bahsetmiştik. Hem onlara örnek olması hem de bu rahatsızlığa sahip olduğunu maddelerden sezenlere yardımcı olması açısından aşağıdaki parçaları zikredelim.

İlgili Haber  'Başbelası' botlara karşı savaş başlıyor, hazır mısınız?

“Gazali’ye göre insan nefsi noksandır, eğitim, ahlaki olgunlaşma ve ilimle beslenerek kemale erer. İtidalin ve dengenin ruh sağlığı için temel unsur olduğunu dile getiren Gazali, sorunlu davranışların zıttıyla tedavi edileceğini öngörmektedir. Kibrin ilacı tevazu, cimriliğin ilacı cömertlik, cehaletin ise ilimdir. Ona göre kişide olumsuz bir davranış söz konusu ise kişi bu olumlu durumu kazanıncaya kadar zıttı bir davranışı belli bir süre yerine getirir.” (Din Psikolojisi-Ali Ayten&Ali Köse)


“Davranışçı psikologların geliştirdiği davranış terapisi kapsamında üstüne gitme yöntemi;

Rahatsız eden, korku veren durumun üstüne gitmek, onu yaşamak şeklinde uygulanan bir yöntemdir. Örneğin, yükseklik korkusu yahut sokağa çıkma korkusu olan birinin, bu korkuyu bizzat yükseğe çıkmak ya da sokağa çıkmakla yenmesi gibi. Tabii ki bu, yavaş yavaş giderek artan sürelerle gerçekleştirilir.

Yine zaman zaman korku ve panik geçiren hastalar, korkuyu çağırarak, onu yaşamak isteyerek bundan kurtulabilmektedir.”(Din Psikolojisi-Hüseyin Peker)

Kaynak: Hasan Ali YÜKSEL / Medium

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar