E-Ticaret’in Karanlık Yüzü

Yeni dönemin dinamiklerinden özellikle teknolojinin varlığı hayatlarımızdaki zaman algısını etkiledi. Artık bizden önceki kuşaklardan çok daha hızlı yaşıyor ve her şeyin hemen hızla olmasını istiyoruz. Bu durumun insan fizyolojisine, biyolojisine ve hatta etik değerlerine etkisi nedir, ilerleyen dönemlerde göreceğiz; ancak şimdiden bu olgunun ne kadar önemli olduğunu gözlemlediğimiz bir yer var: E-Ticaret.

39
39

Yeni dönemin dinamiklerinden özellikle teknolojinin varlığı hayatlarımızdaki zaman algısını etkiledi. Artık bizden önceki kuşaklardan çok daha hızlı yaşıyor ve her şeyin hemen hızla olmasını istiyoruz. Bu durumun insan fizyolojisine, biyolojisine ve hatta etik değerlerine etkisi nedir, ilerleyen dönemlerde göreceğiz; ancak şimdiden bu olgunun ne kadar önemli olduğunu gözlemlediğimiz bir yer var: E-Ticaret.

2014 WTO verilerine göre, istediğimiz her şeye ‘bir tıkla ulaşabilme cazibesi’ küresel çapta 2.8 trilyon dolar değerinde bir e-ticaret pazarı yarattı. Türkiye’de ise e-ticaret, 2016 yılı itibarıyla TÜBİSAD ve ETİD’in hazırladığı çalışmaya göre, 17.5 milyar liralık bir hacme ulaştı. Söz konusu bu pazarın hacmi, tahminlere göre yılda yüzde 15,6 oranında büyüyor. Böylesine büyük rakamların konuşulduğu bir pazarda, kötü niyetli emek hırsızlarının giderek artması şaşırtıcı değil. Üretimden tüketim aşamasına kadar değer zincirinin her aşamasındaki teknolojik gelişmeler, taklit ürünlerin düşük maliyetle piyasaya sürülüp e- ticaret yoluyla hızla büyümesine neden oluyor. Örneğin, internetten aldığınız her 3 üründen 1’nin taklit olduğunu biliyor muydunuz?

E-Ticaret Pazarındaki Taklit Ürünler

Instagram hesabınızda gezinirken en çok kullandığınız parfümün reklamı çıktı ve size özel indirimde olduğunu gördünüz. Tek yapmanız gereken ise linke tıklayarak söz konusu Instagram hesabına özel mesaj atmak. Üstelik kapıda ödeme seçeneği de var. Dolayısıyla kredi kartınızdaki bilgilerin çalınma riskini de minimize ettiniz. Siparişinizi içiniz rahat bir şekilde verdiniz.

Tebrikler! Türkiye’deki 20 milyar dolarlık taklit pazarına girdiniz!

Evet, yanlış okumadınız. Türkiye’deki taklit pazarının büyüklüğü 20 milyar doları aşıyor. Taklitçilik sebebiyle devlet, 7.2 milyar dolar vergi kaybı yaşarken, yaklaşık 100 bin kişi de bu pazarın varlığı yüzünden istihdam edilemiyor. Böylesine büyük rakamlarla ise, OECD – EUIPO 2016 raporuna göre Türkiye, Çin’den sonra dünyadaki ikinci büyük taklitçi konumunda bulunuyor ve Türkiye ihracatının yüzde 1’i taklit ürünlerden oluşuyor.

İlgili Haber  Amazon’un 2021 hedefi

Taklit Değil, Ucuzunu Alıyorum

Serbest ticaretin yaygınlaşması ve son dönemde gelişen teknolojik gelişmeler taklitçilik pazarının global olarak hızla genişlemesine sebep oldu. Aynı zamanda dünyadaki taklit pazarının giderek büyümesinin en büyük nedenlerinden biri, taklit ürün aldığında aslında sadece lüks ürünlerin muadilini aldığını düşünen tüketiciler. IP Crime Group 2013/2014 raporuna göre, tüketicilerin yüzde 19’u orijinal ürünün fiyatı çok yüksekse sahtesinin alınabileceğini savunuyor. Tüketicilerin yüzde 38’i ise kapitalist düzene tepki amacıyla taklitçiliğin meşru olduğunu düşünüyor.

Ancak taklit ürün tüketicileri, o ürünün orijinalini ortaya çıkarabilmek için mesai harcayan insanların emeklerini gasp etmenin yanında, terör, uyuşturucu gibi illegal ticaretlerden kazanılan kara paranın aklanmasına da vesile oluyorlar. Europol’un 2015 yılında yaptığı bir araştırmaya göre, internet üzerinden sahtecilik yapanların ortalama kâr oranı yüzde 900 civarında. Bu kâr ise illegal ticarete fon sağlamakta. Örneğin yapılan bir araştırmada, IŞİD’in 2015 yılında Paris’te Charlie Hebdo’ya düzenlediği saldırıda kullanılan silahların, sokakta satılan taklit Nike ayakkabıların geliriyle satın alındığı ortaya çıktı. Dolayısıyla daha ekonomik diye düşünüp satın aldığımız ürünlerin bedelleri aslında çok daha ağır olabilir.

Bunun yanında taklit ürünler insan sağlığı ve güvenliği açısından da riskler taşıyor. G20 ülkelerinde tahminen yılda 3000 insan, taklit ürünler yüzünden hayatını kaybediyor. Taklit ürünler aynı zamanda kamu düzenini ve ahlaki değerleri alt üst ederken, ekonomik öngörülebilirliğin ve inovasyonun önünde büyük bir engel teşkil ediyor.

Peki, Devlet ve Markalar Neden Bir Şey Yapmıyor?

Günümüzde e-ticaretin ve internetin varlığı hem bizi bilinçli tüketiciler haline getiriyor hem de bizi bu gibi kötü niyetli kişilere maruz bırakıyor. Taklit ürün almamak için söz konusu ürünlerin resmi sitelerinden ya da güvenilir distribütörlerinden alışveriş yapmak bir seçenek. Ancak özellikle kozmetik endüstrisinde ‘güvenilir distribütör’ diye bilinen şirketlerin taklit operasyonlarında ele geçirilen ürünlerin bir kısmını ‘ziyan olmasın’ zihniyetiyle piyasaya sunduğu da bir gerçek. Zira Uluslararası Ticaret ve Gümrük Birliği’nin 2014’te yayımladığı verilere göre, dünyada ticareti yapılan ürünlerin yüzde 10’u taklit ürünlerden oluşuyor.  Dünya çapındaki değeri 3 milyar doları aşan taklit ürün endüstrisinde en çok Nike, Apple, Rolex, Samsung ve Louis Vuitton taklit ediliyor.

İlgili Haber  KOBİ’ler ancak e-ticaret ile büyüyecek

Söz konusu taklit ürünler; hukuken fikri ve sınai mülkiyet haklarının ihlali şeklinde karşımıza çıkıyor. Ülkemizde bu hakları ihlal edenlerle mücadele, 10 Ocak 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 6769 Sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu ile güçlendi. Kanun sayesinde marka hakkına tecavüz vakalarındaki ceza yaptırımları artırıldı.

Ülkeler gibi markalar da taklit ürünler konusunda kendi hakları için savaş veriyorlar. Hukuki analizler yapan araştırma şirketi Lex Machina’nın marka hakkına tecavüz raporuna göre, Ocak 2009-Mart 2016 tarihleri arasında Amerikan mahkemelerinde görülen davalarda Coach markası 730 dava açarken, davalardaki en yüklü tazminatı 1 milyar dolarla Chanel aldı.

Devlet ve markalar işin kendilerine düşen kısmı için mücadele ederken, biz tüketicilere de önemli bir iş düşüyor. Taklit pazarının küçülmesini istiyorsak, kara para aklanmasına aracı olmak istemiyorsak ve en önemlisi tüketici olarak kandırılmak istemiyorsak, taklit ürün sattığından şüphelendiğimiz markaları, distribütörleri ihbar etmek gerekiyor. Zira taklit bir ürün aldığınızda ve ses çıkarmadığınızda, istemeden de olsa illegal işlere fon sağlanmasına neden olabilirsiniz.

Kaynak: Harvard Business Rewiev

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar