“Dünyamızın ‘nanofabrikatör‘ ile yeniden şekillendirilecek”

James Burke’ün geleceğe dair bir öngörüsü var. Burke, en erken 2042 yılında olmak üzere 21. yüzyılın ortalarında dünyamızın ‘nanofabrikatör‘ adı verilen yeni bir makine tarafından yeniden şekillendirileceğini düşünüyor.

307
307

James Burke’ün geleceğe dair bir öngörüsü var. Burke, en erken 2042 yılında olmak üzere 21. yüzyılın ortalarında dünyamızın ‘nanofabrikatör‘ adı verilen yeni bir makine tarafından yeniden şekillendirileceğini düşünüyor.

Bu küçük fabrikalar başlangıçta tıpkı ilk bilgisayarlar gibi büyük olacak fakat zamanla bir masaya sığabilecek boyuta gelecekler. Makineye su ve toprak gibi çeşitli ham maddeler koyup gerisini nanofabrikatöre bırakacağız. Evinizi kaplayan esnek fotovoltaik panellerden enerji alan makine, ham maddelerle atom seviyesinde oynayarak ham maddeleri moleküllerine ayıracak ve istediğiniz herhangi bir şeyi üretecek. Bu bir yiyecek, bilgisayar veya Kate Bush’un ilk albümü The Kick Inside’ın bir kopyası olabilir. Gereken tek şey ham maddeleri bulup üretim için taslak sağlayabilmek.

Kulağa biraz uçuk gelse de, son yıllarda üç boyutlu yazıcı teknolojisinde yaşanan gelişmeleri göz önünde bulundurunca imkansız olduğunu söyleyemeyiz. İzleyicilere çeşitli teknolojilerin tanıtıldığı Yarının Dünyası (Tomorrow’s World) adlı BBC programını sunan Burke, onlarca yıldır teknolojinin geleceğine dair öngörülerde bulunuyor. Burke, nanofabrikatörün dünyayı kökten değiştirecek bir teknoloji olacağı fikrinde yalnız değil. Birçok kişi tarafından nanoteknolojinin babası olarak kabul edilen Eric Drexler, 1990’lı yıllarda moleküler birleştiriciler ve maddeyi değiştirerek nano seviyede molekül üreten makineler hakkında birçok makale yazdı.

İlgili Haber  Stuart J. Russell: Yapay zeka daha iyi insanlar olmamızı sağlayacak

20. yüzyılın en ünlü fizikçilerinden Richard Feynman, 1959 yılında daha sonradan Drexler’a ilham verecek bir konuşma yaptı. Feynman’ın ‘Plenty of Room at the Bottom‘ adlı konuşması, tek başına hareket eden atomların olduğu bir dünyanın mümkün olabileceğini öne sürüyordu. Bu durum molekül üretmekten çok daha zor olarak düşünülse de, bugüne kadar hiç kimse bu tür makinelerin fizik kurallarına aykırı olduğunu kanıtlayamadı.

İstediğiniz her şeyi üretebileceğiniz bu tür bir makineye sahip olmaktan daha heyecan verici bir şey varsa o da toplum için getireceği muhtemel sonuçlar. Birdenbire bütün ihtiyacımız olan şey ışık ve ham madde olacak. Artık açlık kimse için sorun teşkil etmeyecek. Hem besin nedir ki? Karbon, hidrojen, nitrojen, fosfor ve sülfür. Bunlar toprak, biraz hava ve belki biraz da biyokütleden elde edilebilen şeyler.

Aynı şekilde, elinizde bir reçete ve nanofabrikatör olduğu sürece ilaç bulamama konusunda da endişelenmeye gerek kalmayacak. Yukarıda sayılan elementlerle insülin, parasetamol ve belki biraz daha güçlü ilaçlar üretmek mümkün hale gelebilir.

“Ekonomik, sosyal ve siyasal sistemler değişir”

İnternetin bilginin paylaşılmasını, aktarılması ve kolaylıkla çoğaltılmasını sağladığı gibi, nanofabrikatör bu işi fiziksel objelerle mümkün kılaca. Birdenbire sadece üç madde bizler için değerli hale gelecek; ham madde, nanofabrikatör makineleri ve üretmek istediğiniz şeyin taslağı. Burke, “Böyle bir gelişme şu an sahip olduğumuz ekonomik, sosyal ve siyasi sistemi yok eder. Çünkü bütün bunlar anlamsız hale gelir. Bütün kurumlar, değer yargıları ve hayatımızın bütün alanları ‘yetersizlik’ ile, herhangi bir şeyin sonsuz olmaması sorunuyla şekillendirilmiş durumda. Nanofabrikatör gibi bir makine sayesinde bu sosyal kurumların hiçbirine ihtiyaç kalmaz.” diyor. Diğer bir deyişle, eğer nanofabrikatörler inşa edilirse, artık var olmayan sorunları çözmek üzere geliştirdiğimiz sistemler ve dünya yapısı ortadan kalkar.

İlgili Haber  Uzay Rekabetinde Elon Musk’a Rakip Olan Türk Çift: Eren ve Fatih Özmen

Bazı açılardan, şu ankinden çok daha farklı bir dünya hayal etmek akıllara Eliezer Yudkowsky‘nin süperzekalı bir yapay zekanın insan ırkına neler yapabileceğine dair söylediklerini getiriyor. Bizler olayları kendi açımızdan değerlendirmekle sınırlıyız. Zeka ölçeğinde fareleri en alta yerleştirirken Einstein’ı en tepeye koyabiliriz. Fakat süperzeka bu ölçeği geçersiz kılar. Başka tür bir oluşum olduğu için onu bizim bildiğimiz herhangi bir şeyle karşılaştırmak faydasız olur. Bu da, içinde yaşadığımız dünyadan çok daha farklı bir dünyaya doğru kaymamıza neden olur.

Kaynak: Dünya Halleri

Orjinal Kaynak: SingularityHub

 

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar