Algı yönetiminde riskli kolaycılık

Oldum olası markaların, belirli bir toplumsal sosyal olay ya da gün üzerinden ilanlar ile algı konumlandırma çabaları bana anlamsız gelir. Bayrağımız ya da Atatürk fotoğrafları üzerinden parlatılmış bir-iki sözcük ile ne kazanırlar bilmem. Ortak duygu ve düşünce değerlerimizin bu iki en önemli unsurunun ticarileştirilmesi gibi gelir bana. Hele herkesin söylediği, herkes gibi söyleniyorsa daha da anlamsızlaşıyor. Az da olsa farklılık yaratan bazı işler bu söylemin dışındadır. Geçtiğimiz hafta, yine öfke ve acılara neden olan alçakça bir canlı bomba saldırısı oldu....

715
715

Oldum olası markaların, belirli bir toplumsal sosyal olay ya da gün üzerinden ilanlar ile algı konumlandırma çabaları bana anlamsız gelir. Bayrağımız ya da Atatürk fotoğrafları üzerinden parlatılmış bir-iki sözcük ile ne kazanırlar bilmem. Ortak duygu ve düşünce değerlerimizin bu iki en önemli unsurunun ticarileştirilmesi gibi gelir bana. Hele herkesin söylediği, herkes gibi söyleniyorsa daha da anlamsızlaşıyor.

Az da olsa farklılık yaratan bazı işler bu söylemin dışındadır.

Geçtiğimiz hafta, yine öfke ve acılara neden olan alçakça bir canlı bomba saldırısı oldu.

Bu kez hedef Bursa idi maalesef…

Olaya ilişkin haberleri, çeşitli web sitelerinden, sosyal medyadan sıcağı sıcağına takip ettik, hem de neredeyse eş zamanlı olarak. Bu iyi yönüydü.

Öte yandan Faacebook, Twitter’da anında olay yerinden paylaşımlarla ‘vatandaş gazetecilik’ denen olgunun olumsuz yanlarını da gördük. Paylaşılmaması gereken fotoğraf ve bilgi kirliliği aktı tımelıne da.

İlgili Haber  Facebook’tan reklam ölçümlemelerine güncelleme

Hemen herkes üzüntü ve öfkesini ortaya koyan paylaşımlarda bulundu. Duygusal, düşünsel, çeşitli tepkiler doğaldır ve bu yazının konusu değil.

Reklamcılık ve marka algısı açısından dikkatimi çeken bazı paylaşımlar da yapıldı.

Bazı reklamcı arkadaşlar hizmet verdikleri ticari markaların logoları veya kendi ajans isimlerinin görselleri ile olayı kınayan paylaşımlar yaptılar.

Hemen ifade edeyim, kötü bir olay üzerinden oluşacak algı ne söylerseniz söyleyin kötü olacaktır.

Bu subjektif bir yorum değil bilimsel bir araştırmanın sonucudur.

Geçtiğimiz yıllarda izlediğim kadarıyla anımsıyorum, dayanıklılığı ile bilinen valiz markalarından biri reklam filmi çeker. Reklam filminde, gökyüzündeki bir uçakta bulunan ve yakalanmak üzere olan bir gangster yerinden fırlar, uçağın kapısına açarak bir valizi aşağı fırlatır, valizi biz gece karanlığında uçaktan yere doğru düşerken görürüz.

Yere çarptığında kapağı aralanır ve içinden dolar balyaları görülür.

Yani valiz hâlâ sağlamdır.

Bu reklamın dünyada gösteriminden sonra firmanın satışları bir anda düşmeye başlar ve marka yöneticileri fark ederler ki bu düşüş, reklam filminin gösterim ve erişiminin yoğun ülkelerde daha fazladır.

İlgili Haber  Günümüz pazarlama senfonisinde “kakafoni” yapmak

Fokus gruplar üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda varılan sonuç şudur.

Satın alma gücü yüksek, sık uçak seyahati yapan insanlar bu markanın müşteri kitlesidir. Bu reklam ile bilinç altı uçak düşmesi korkusu tetiklenmektedir.

Uçak düşme korkusu marka algısı ile birleşince markadan uzaklaşma yaşanmıştır.

Kötü bir olay üzerinden algı olur, ama kötü olur.

BHİD ÇITASI 

Geçen haftaki yazı konumuz BHİD’de seçimler yapıldı, Bedirhan Bozali ipi göğüsledi. Kente mal ettikleri dernek vizyonu kaç  “tık” daha yukarı taşınacak takipçisiyiz. Kendisi ve yönetime seçilen tüm arkadaşlarına başarılar dilerim…

Nail ÖZER / Yeni Dönem Gazetesi

Kaynak: www.yenidonem.com.tr

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar