Artık her şeyimiz akıllandı! Peki ya giysilerimiz?

Akıllı kıyafetler 2015 yılında ilk defa piyasaya çıktıktan sonra halen ana akım olabilmiş değil ama bu yolda ilerlemesini sürdürüyor. Giderek daha fazla şirket akıllı giysi konseptiyle karşımıza çıkmaya başladı.

26
26

Sahip olduğumuz hemen hemen her şey “akıllı” bir şeylere dönüşüyor. Ev, ofis ve aracımızdaki cihaz ve aletlerle konuşmaya başladığımız bir teknolojik çağda, üzerimize geçirdiğimiz birkaç parça kıyafet de tabii ki bundan payını alacaktı. Geliştirilmiş bir egzersiz ve antrenman programı için biyometrik ölçümlerden ortam sıcaklığına kendini adapte eden materyallere kadar, tüketiciler yepyeni bir deneyim için daha fazla giyilebilir teknolojiye dönüyorlar. SNS Telecom & IT, küresel giyilebilir pazarın 2021 sonuna kadar 45 milyar dolara ulaşmasını öngörüyor. Bu durum 2017‘ye kıyasla yüzde 47‘lik bir artış demek. Ayrıca bu büyüme ile birlikte önemli bir tüketici verisi kaynağına da ulaşım sağlanmış oluyor. Akıllı giyimdeki en son yenilikler, bireyleri kendi verilerini kontrol altına almaya iterken bazı durumlarda da bu kişisel verileri en yeni karlı ticari ürün olarak kullanım imkanı sağlıyor.

Tommy Hilfiger’ın Tommy Jeans Xplore Uygulaması

Akıllı kıyafetler 2015 yılında ilk defa piyasaya çıktıktan sonra halen ana akım olabilmiş değil ama bu yolda ilerlemesini sürdürüyor. Giderek daha fazla şirket akıllı giysi konseptiyle karşımıza çıkmaya başladı. Akıllı kıyafetler sayesinde bileklerimize, yüzlerimize, kulaklarımıza ve ayağımıza bir alet takmaktan çok daha fazlasını yapabiliyoruz. Bu kıyafetler kalp atış hızımızı ve duygu değişimlerimizi sürekli izliyor ve hatta sabah kahvemizi dahi ödeyebiliyor. Bunların hepsini de bir akıllı telefonu elimize almadan veya bir akıllı saatin ekranına dokunmadan yapıyor. Belki “Geleceğe Dönüş” serisinden Marty McFly’ın sahip olduğu gibi kısa bir süre içerisinde hızlıca otomatik olarak kuruyan bir montumuz henüz yok ama (hım yoksa var mı?) ısınabilen, soğuyabilen, renk ve hatta ebat değiştirebilen akıllı kıyafetler mevcut. Örneğin Güney Kore’deki Kış Olimpiyatları’nda ABD takımı Ralph Lauren tarafından yapılan kendi kendine ısınan ceketler giymişti.

İlgili Haber  Giyilebilir teknolojiler insanlar ve sistemlerarasında köprü olacak

Tommy Hilfiger’ın Temmuz 2018 tarihli Tommy Jeans Xplore tanıtımı ile kullanıcılar artık ürün kullanımlarını takip edebiliyorlar. Bu kullanımla ilgili veriyi de isterlerse ürün, hediye kartları veya marka etkinliklerine özel erişim gibi ödüller karşılığında markayla paylaşabiliyorlar. Veriler, Awear Solutions’ın serinin 23 farklı ürününe yerleştirilmiş Bluetooth akıllı etiketi aracılığıyla toplanıyor. Tommy Jeans Xplore uygulaması ile eşleştirildiğinde, Bluetooth sensörleri kullanıcıların sadece kıyafeti giyerek bile puan kazanmasını sağlıyor. Ayrıca uygulamadaki haritada bulunan simgeleri toplayarak da puanları yükseltmeleri mümkün oluyor.

2015 yılında kurulan bir teknoloji startup’ı olan Loomia da dokunmaya tepki veren ve ışık ya da ısı yayabilen bir sensör katmanına sahip bir kumaş yaptı. 2017 yılında açıklanan yeni Loomia Tile ile şirket ürünlerini bir adım öteye taşıyarak, kıyafetleri veri toplama ve kimlik araçlarına dönüştürüyor. Küçük ve esnek bir akıllı etiket, kullanım sıklığı ve süresi, yıkama sayısı ve çevre koşulları gibi bilgileri topluyor ve depoluyor. Kullanıcı daha sonra bu verileri üreticilerle paylaşmayı ve karşılığında Blockchain ödülleri almayı tercih edebiliyor. Loomia CEO’su Janett Liriano, “Loomia, dijital zeka ile her gün etkileşim kurduğumuz fiziksel materyaller arasında bir köprü oluşturuyor” diyor. Loomia platformu bu sayede şirketlerin değil bireylerin kendi kişisel verilerinin sahibi olmalarını sağlıyor ve seçtikleri takdirde de bunu paylaşarak kâr etmeleri için tüketici veri paradigmasını yeniden oluşturuyor.

İlgili Haber  Giyilebilir teknolojiler insanlar ve sistemlerarasında köprü olacak

Sağlık ve fitness pazarında ise çok daha geniş sayıda ve daha yaygın olarak kabul görmüş örnekleri görebiliyoruz. Biyosensing teknolojisine sahip giyecekler, tüketicilere daha önce sadece doktorların çalışma ekranlarında görebilecekleri bilgilere erişebilmelerini sağlıyor. OmSignal, giyilebilir sağlık teknolojisinde liderliği elinde bulunduran bir startup şirket. 2011 yılında kurulan şirketin sahip olduğu teknoloji, gerçek zamanlı biyometrik geri bildirim için giysiye gömülmüş sensörler aracılığıyla tıbbi kullanıma uygun veri toplar. OmSignal, spor sutyenleri, tişörtler ve pijamalar dahil olmak üzere bir dizi ürüne sahip ve aynı zamanda moda öncüsü tüketicilerin optimum sağlık düzeyine ulaşmasına yardımcı olacak markalarla ortak çalışmalar yürütüyor. Ralph Lauren’in 2016’da piyasaya sürdüğü PoloTech gömleği, OmSignal’ın teknolojisini tişörtlere entegre ederek, canlı analiz, antrenman önerileri ve kişiselleştirilmiş bir fitness programı sunan bir uygulama ile birlikte çalışıyor.

Bu özellikli akıllı kıyafetler sayesinde teknolojiye -kelimenin tam anlamıyla- hiç olmadığımız kadar yakın olduğumuz söylenebilir. Bu da zaten günümüz yenilikçi teknoloji anlayışının ulaşmak istediği noktayı temsil ediyor. Yani, insanlar farkında olmaksızın teknolojiden faydalanıyorlar ve bu teknolojilerin işlevselliğini kullanabiliyorlar.

Kaynak: İşCep / Medium

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar