Dijital Dönüşüm ve İnsan

Dijitalleşme insan kaynağını azaltmıyor aksine arttırıyor ancak aranılan yetkinliklerde radikal bir değişim söz konusu ve henüz hiçbir ülkede bu dönüşümü destekleyecek nitelikte bir İK ve milli eğitim politikası yok.

147
147

Dijital Dönüşüm, Endüstri4.0, vb. dijital jargona ait sözcükler, 24 Haziran seçimleri nedeniyle her kanattan siyasetçinin diline pelesenk olmuş durumda. Ancak iş, vatandaşı cezbedecek sloganları sıralamaya indirgenince hemen hepsi parlak ama içi doldurulamamış (ve doldurulamayacak) vaatler olmaktan ileri gidemiyor. Oysa bizim siyaset erbabının üstünkörü değindiği konulara dünyanın en ileri ülkeleri bile kafa yoruyor ama onlar bile henüz bir çözüm geliştirmiş değiller.

Konuyu en baştan alırsak, 2010lu yılların başından itibaren rekabet çıtasını radikal biçimde yükseltmek isteyen bir çok küresel kurum ve kuruluş, agresif strateji ve hedeflerle çıktı Dijital Dönüşüm yolculuğuna ancak bu öncü denemelerin çoğu (araştırmalara göre %66 ila %84 arası bir oran) başarısızlıkla sonuçlandı.

Yapılan araştırmalardaki bulgulara göre bunun temel nedeni, Dijital Dönüşümü (geçmişin köhnemiş Sanayii Çağı kalıpları üzerinden) ağırlıkla bir teknolojik sıçrama zanneden yönetimlerin reçetelerini yazılım-donanım güncellemelerine odaklamaları ve bununla sınırlı tutmaları idi. Kafalardaki planlara göre üretimde yapılacak Endüstri4.0 robotlaşma modernizasyonunu, İnternet üzerine taşınacak (ve bir sonraki aşamada yapay zeka destekli hale getirilecek) lojistik ve satış-pazarlama süreçleriyle de desteklediğinizde verimlilik ve kârlılıkta radikal bir sıçrama olacaktı.

Ancak bu planda göz ardı edilen ‘tek’ bir unsur vardı; insan! Yapılan ‘stratejik’ planlarda, teknolojik sıçrama sonucu etkisinin gün geçtikçe azalacağı ‘öngörülen’ insan kaynağının işin uygulama aşamasında azalmak bir yana artması gerektiği yeni yeni idrak ediliyor. Kuşkusuz sözü edilen insan kaynağının, mevcuttan çok farklı olarak aşırı uzmanlaşmış değil multi-disipliner bilgiye, birikime ve deneyime sahip olmasının gerekliliği de, çözüm arayışlarını zorlaştıran bir husus. Örneğin; üretimde robot kullanımı, artık sadece bir programcının bilmem kaç satırlık programı kendisinin yazıp yüklemesi ve test etmesi değil o robotun hangi iş süreçlerine nasıl hizmet etmesi gerektiğinden başlanarak işin içine dağıtım, satış ve pazarlama birimlerinden çalışanları da katarak oluşturulması gereken algoritmanın tasarlanması sonucu hayata geçirilebilecek bir iş akışı. Tabii söz konusu üretim robotizasyonu da, sadece üretimde verimlilik değil müşterinin gerçek zamanlı satın alma hareketlerinin izlenerek planlamanın çok ötesinde gerçek zamanlı üretim hedeflerinin aynı ağırlıkta ele alındığı ve aktığı bir anlayışla oluşturulmalı.

İlgili Haber  Dünya Markası Olmayı Hedefleyen Penti, Rotasını Dijital Dönüşüme Çevirdi

Elbette bu akışın operasyonel kısmı robotlara devredilebilir ama onun tasarımı, geliştirmesi ile sevk ve idaresi için farklı iş disiplinlerinden insanların birbirilerinin iş disiplinlerinden anlaması ve hatta o alanlarda az-çok deneyim sahibi olması gerekir ki, o tasarım ve geliştirme algoritmaları mükemmel olsun. Yani kurum ve kuruluşların, halihazırda hayatlarını ekran önünde tüketmekte olan yazılımcılarla kariyerlerini sahada müşteri önünde geçirmekte olan pazarlamacıları bir araya getirerek, dijital dönüşüm hedeflerine ulaşmaları, imkansız değil ama çok uzun ve zorlu bir süreç.

Bu sorunu fark eden büyük teknoloji firmaları ile çeşitli sektörlerde dijital dönüşüme soyunan kurum ve kuruluşlar ise, fellik fellik bu multi-disipliner insan kaynağı arayışında. Ancak kötü haber, bu yeni nesil profile sahip yetişmiş çok az insan var ve olanların hepsi kara borsada. Çarpıcı bir örnek; Endüstri4.0 kavramının önderi Siemens firmasının bu konuda ABD için ihtiyaç duyduğu eleman sayısı 1.500’ün üzerinde ve firmanın İK grupları bu ihtiyacı karşılayabilmek için hummalı bir arayışa girmiş. Daha da kötüsü, ülkelerin (özellikle üniversitelerdeki) aşırı uzmanlaşmaya dayalı eğitim politikaları yüzünden Dijital Dönüşüm yolculuğundaki bir çok şirket, bırakın bu profile uygun insanı istihdamı etmeyi, aksine “mevcutların Sanayi Dönemi kalıplarına sahip eğitim kodlamasını silip yerine yeni çağın değerlerini yeniden kodlamak” gibi çok daha zorlu bir uğraşın içinde.

İlgili Haber  Türk firmalarında dijital dönüşüm ne düzeyde?

Bu noktada köklü bir çözüm için, eğitim sistemini kurumların dijitalleşme ihtiyaçlarına uygun olarak yeniden yapılandıracak ülkelerin istihdam sorunlarını çözmekle kalmayıp dijital dönüşüm becerilerine sahip bu insan kaynağı ordusuyla bu alana etkili bir giriş yapabilecek ve hatta başka ülkelere insan kaynağı veya uzaktan profesyonel servis ihracatı bile yapabilecek güce gelecekleri kanaatindeyim.

Şu günlerde seçmen tavlama rekabetindeki siyasetçilerin belki bu derinlikte düşünmelerinin olanağı yoktur ama seçim sonrası eğer ülkenin giderek kronikleşen sorunlarla dolu ekonomisine gerçek bir can suyu arıyorlarsa odaklanmaları gereken ilk konulardan biri bu olmalı.

Ve inanın, yurtdışına binlerce insan gönderip tek boyutlu bir yazılım uzmanlığı eğitimi aldırmak (ve onlarıın geri dönmesini beklemek) yerine yurtiçindeki öncü 3–4 üniversitemizde çok-disiplinli bir dijital dönüşüm eğitim programı, uzun vadede bu ülkeye çok daha fazlasını kazandırır. Çok iddialı olarak bunu becerebilecek her şeyin bu topraklarda mevcut olduğunu söyleyeyim; Yeter ki istensin!

Kaynak: İ.Hakkı POLAT / Medium

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar