Dördüncü Dalga #1: Yeni Teknolojiler

İster dördüncü dalga, ister Endüstri 4.0 diyelim, yeni çağın anahtar kelimeleri olan yapay zeka, sanal gerçeklik, nanoteknoloji, 3D yazıcılar ve Internet-of-Things (IoT) halihazırda hayatımızdalar. Peki, yeni teknolojeler hayatımızda neleri değiştirecek?

42
42

Geçen ay, ODTÜLÜ dergisinin 64. sayısı için “Emin Dosteli” ismiyle yazdığım (Emin = İmmanuel, Dosteli = Tolstoyevski, çok zekice değil mi?) bir yazının genişletilip serileştirilmiş hali. Bu ilk bölümün konusu geçmiş trendler ve yeni teknolojiler.

Alvin Toffler, 1980 yılında yazdığı Üçüncü Dalga kitabıyla, bilgi devriminin toplumsal karakteristiğini ortaya koymuştu. Ona göre ilk üç dalga şunlardı:

  1. Tarım: Burada anahtar kelime “kültür”.Sapiens kitabını okuduysanız, en akılda kalıcı tezlerden biri, tarıma geçişle birlikte ortalama insanın hayat kalitesinin düştüğü idi (daha çok işe karşılık daha az kalori). Fakat birey ölçeğinden değil de tür ölçeğinden bakarsak, bu büyük bir sıçramaydı: Organize dinler, imparatorluklar, anayasalar hayatımıza girdi, kültürün etkisi arttı. “Sıçrama” derken, burada bir iyi-kötü yargısı yok, sadece karmaşıklık seviyesi artıyor. Tıpkı tek hücreli yaşamdan, çok hücreliye geçmek gibi.
  2. Endüstri: Anahtar kelime “yığın”.Ulus devlet ve nükleer aile çerçeveleri içinde yığın kimlikler inşa ediliyor. Yığın üretimi (fabrika), yığın eğitimi (ilköğretim), yığın eğlencesi (radyo-TV) norm oluyor. Nüfus katlanarak artıyor (yığın doğumları) ve kitle imha silahları ortaya çıkıyor (yığın ölümleri). Şirketler, gezegendeki dominant organizmalar oluyor.
  3. Bilgi: Özgürlük ve parçalanma.Ulus devletler halen ayakta ama hem içten zayıflıyorlar (tek tip vatandaşlık ve siyasi konsensus kayboluyor) hem de tepeden darbe alıyorlar (BM gibi, AB gibi, NAFTA gibi devletler üstü sistemlere tabi oluyorlar). Şirketler, uluslararası mahkemeler, vakıflar, kredi kuruluşları gibi toprak sınırlarını hiçe sayan yapılar hayata hakim oluyor. Bilginin işlenmesi, maddi kaynakların işlenmesinin önüne geçiyor. (Dünya’nın en etkin şirketlerinden bazıları kar edemiyorlar dahi ama sınırsız bilgiye hakimler.) Internet sayesinde doğrudan demokrasi ve sürekli siyaset hayatımıza giriyor (seçimden seçime siyaset yerine).

Toffler’ın Kehaneti

Üçüncü Dalga’nın bence en önemli teması adaptasyon. Her devrimde, geliştirdiğimiz teknolojilere uyum sağlamamız gerekiyor. Yani teknoloji dediğimiz şey, tamamen bizim kontrolümüzde olan statik bir aletten ziyade, içine yeni taşındığımız ve halen değişmekte olan bir ekosisteme benziyor. Bir oltayı (teknoloji) kullanmamayı seçebilirsiniz, hiç balık yememeyi de seçebilirsiniz ama ekosisteminizi terkedemezsiniz, “ben oynamıyorum” diyemezsiniz. Ya uyum sağlayacağız ya öleceğiz.

Toffler bu fikrin altını doldurmak için Internet’e odaklanmış. Bunları 1980’de, yani Mark Zuckerberg daha doğmadan önce yazdığını hatırlayalım. Internet’in sadece yeni bir alet değil, yeni bir ekosistem olacağını ve her şeyle bütünleşeceğini öngörmüş: Hem telefonlarla, hem demokrasilerle. Hem kütüphanelerle, hem medyayla…

2018’deki bizler için bu kehanetler ilginç olmayabilir ama asıl çıkarılacak ders, değişimin doğası ve yıkıcılığı hakkında. Çünkü bir sonraki devrim de, daha doğrusu içinde bulunduğumuz dalga da böyle şekillenecek.

Sanayi Devrimleri

Toffler’ın bu uzun vade modeline paralel olarak, sadece sanayi devrimi sonrasına odaklanıp, 3 büyük sanayi dalgası belirlemek de mümkün:

  1. 18.yy İngiltere’si buhar motoruyla tanışıyor. Üretim, kalabalık, şehirleşme ve kirlilik katlanarak artıyor.
  2. 1800’lere gelince, buharla beslenen sanayinin yanına elektrikle aydınlanan şehirler geliyor. Sadece iş hayatı değil, sosyal hayat ve ev hayatı da değişiyor.
  3. Bir asır sonra, Endüstri 3.0 gelişiyor: Telefon hatları uydu bağlantılarına, radyolar televizyona, makineler robotlara evriliyor. Bu evrimi tam bir devrime dönüştüren şeyse Internet. Ama spesifik olarak, Internet’in tıpkı otoyollar gibi, halka açık bir altyapı olarak tasarlanması.
İlgili Haber  Bakan Elvan: OSB’lerde tasarım ve dijital dönüşüm merkezi kuracağız

İster dördüncü dalga, ister Endüstri 4.0 diyelim, yeni çağın anahtar kelimeleri olan yapay zeka, sanal gerçeklik, nanoteknoloji, 3D yazıcılar ve Internet-of-Things (IoT) halihazırda hayatımızdalar. Sosyal etkilerine bakmadan önce, bu kavramları somutlaştırmak için birkaç örnek vereyim.

Teknoloji Trendleri

  • Offshoring vs Outsourcing: Outsourcing, bir işi, organizasyon dışında olan birine yaptırmak. Offshoring ise o işi ülke dışına taşımak. Bir şirketin fabrikasını Hindistan’a taşıması offshoring, yerel bir IT hizmeti olması outsourcing, IT işlerini Hindistan’daki programcılara yaptırmasıysa her ikisi birden. Bunlar 3. dalganın önemli sonuçlarıydılar. Uzaktan ve beraber yapılabilen işler arttıkça daha da yayılacaklar. Fakat bazı sektörlerde ucuz işçilik devri kapanıyor ve işler pahalı ülkelere geri dönüyor (reshoring). Ama özellikle fabrika/üretim hakkında konuşuyorsak, offshoring’in azalmasında bir etmen daha var:
  • 3D yazıcılar: Oyuncaktan tutun gerçek bir tabancaya, prefabrik evlerden tutun organlara kadar hemen her şeyi yerel üretmek mümkün olduğunda, yurtdışında işçilik ucuz kalsa bile oralarda üretim yapmak mantıksız olacak. Hatta ölçeği küçültüp şehirlere bakarsak, şehir dışındaki dev fabrikalara ihtiyaç azalacak, her evin bodrumunda ufak birer tekstil atölyesi varken.
  • Otomasyon: Elbette evin bodrumunda araba üretilmeyecek fakat dev fabrikalar için dahi ucuz işçiliğin önemi düşüyor. Hayatımızdaki robotlar ve otomasyon yazılımları genelde tek bir üretim bandıyla sınırlılar. “Akıllı fabrikalar” kavramı ise üretime ek olarak planlama ve tamir gibi işleri de otomasyona dahil ediyor. Tek bir band veya fabrika değil, tüm üretim-tedarik zinciri ölçeğinde optimizasyon yapıyor.
  • Internet of Things: Asıl cümbüş, üretimi yapan robotların değil, ürünlerin birbiriyle konuşabilmesi. Yakında Internet kullanıcılarının büyük çoğunluğu insanlar değil, alet edevat olacağı için, buna “nesnelerin Internet’i” deniyor. En sık kullanılan örneklerden biri, sütünüz bittikçe eve süt sipariş eden buzdolabı. Bu bir karikatür haline gelmiş vaziyette artık, basit bir şeyi gereksiz yere karmaşıklaştırdığı için. Lakin, o buzdolaplarından gelen veriler sayesinde beyaz eşya fabrikasının, çamaşır makinesi yerine daha çok buzdolabı üretmeye karar verdiğini, yahut süt çiftliğinin tam yağlı süt üretimini azalttığını düşünün. IoT’in oluşturduğu geribildirim ağı, üretim sonrası süreçte de otomasyonu devam ettiriyor.
  • Big Data: Yukardaki örneklerde, toplanan bilgiler “silolaşmış” vaziyetteler. Yani buzdolabı verisi fabrikayla, süt verisi çiftlikle paylaşılıyor ama birbiriyle eşleşemiyorlar. Peki, apayrı şirketlerin ürettiği apayrı ürünler olan asfalt ile araba lastiğinin konuşup, olası bir kazayı önlediklerini düşünün.
  • Bir adım daha ileri gidelim: Elektrikli arabanızdan gelen veriyle, Tesla’nın nereye daha fazla şarj istasyonu koyacağına karar verdiğini, elektrik şebekesinin kendini gerçek zamanlı kullanım verilerine göre optimize ettiğini, belediyenin enerji fiyatlandırmasının dinamik hale geldiğini, araba kredisi veren bankaların gerçek maliyeti (total cost of ownership) daha isabetli hesapladığını düşünün. Bu örneklerde, endüstriler arası bir paylaşım var.
  • Yapay Zeka: Şimdi otomasyonun ölçeğini küçültüp, biraz daha sofistike hale getirelim. Ortalama bir avukat, gününün çoğunu mahkemelerde ona buna “itiraz ediyorum!” diye bağırarak geçirmiyor. İşin önemli bir kısmı, emsal teşkil eden davaları tarayıp dava dosyasına eklemek. Eğer dava verileri dijitalleşmişse, bu bir “machine learning” sorunu haline geliyor. Hatta böyle bir davaya hakimlik etmek de aynı kategoride bir sorun. Salt yazılımdan oluşan bir avukatlık bürosu için “gerçek” yapay zekayı beklemek zorundayız -ve bu garanti değil- ama 10 avukattan 8’inin yazılımla değiştirileceği bir dünya çok uzak değil.
  • Kişiselleşme: Bir önceki örneğin tıp versiyonunu düşünelim: Teşhis ve tanıyla uğraşan bir doktor günde kaç kan tahliline ve MR kaydına bakabilir? Binlerce değişik veriyi korele edip, her biri hakkında literatürdeki en son çalışmaları öğrenip, en objektif sonuçlara ulaşabilir mi? Elbette hayır. Pratik tıbbın büyük kısmı, “çoğunluk için genelde yararlı olduğu düşünülen çözümler” üzerine kurulu. Peki her birimizin tüm genomunun bilindiği, hatta CRISPR ile editlendiği, mikrobiyomumuzun gerçek zamanlı ölçüldüğü, belki nöron haritalarımızın çıkarıldığı bir çağda, “çoğunluk için işe yarayan” yeterli olur mu? Daha bugünkü veri yükünü kaldıramayan insanlar, kişiye özel tedavileri, diyetleri nasıl belirleyecek? Her şeyin kişiselleşmesi, yapay zeka ve tıp kombinasyonuyla sınırlı değil. 3D yazıcılarla herkesin kıyafeti veya arabası özel olabilir. Eğitim programları tamamen kişiselleşebilir. Kısacası endüstri çağının temeli olan yığın üretiminin yerini, aynı derecede ucuz ama kişiye özel bir üretim ve tüketim şekli alıyor.
  • Yerelleşme: Kitlesel programların geri plana atılmasına paralel olarak, merkezileşme trendi tersine dönebilir. Blockchain teknolojisi buna örnek. Binlerce yıldır birçok kültürde, iktidarın sembolü para bastırmak idi. Para kadar merkezi bir şeyin dağınık ve “yöneticisiz” bir hale gelmesi köklü bir değişim.
İlgili Haber  5G’li Akıllı Telefonlar Hayatımızda Neleri Değiştirecek?

***

Bunları ayrı ayrı etkileri sınırlı ama birlikte olgunlaşıp bir sinerji yarattıklarını hayal edin. “Devrim” payesini hakeden durum o. Serinin kalanında, bu sinerjinin sosyal yansımalarına bakacağız: Acaba 30 sene sonrasının ekonomisi nasıl olacak, siyaseti nasıl olacak, hak ve hukuk anlayışı nasıl olacak?

2. Bölümü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Kaynak: Fularsız Entellik

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar