Endüstri 4.0’ın Özgürleştirdiği Modern Kölelik Dünyası ve İnsanın Bitmeyen Entellektüel Döngüsü

Endüstri 3.0 mavi yaka olarak özgürleşmesini sağlarken, Endüstri 4.0 ise beyaz yakanın özgürleşmesine sebebiyet veriyor, standart işler giderken yenilikçi ve farklı işler geliyor. Bir sonraki seviye ise Toplum 5.0 olacak .

121
121

“Kendimizi her zaman için imkansızı aşma yetimizle tanımlamışızdır ve bu anları kayda alırız. Daha yükseğe çıkmayı hedeflediğimiz, engelleri aştığımız, yıldızlara uzandığımız anlar. Bilinmeyeni bilinir yapmak için. Bu anları, en gurur verici başarılarımızdan sayarız. Fakat tüm bunları kaybettik. Belki de sadece unutmuşuzdur, hala öncü olduğumuzu ve yeni yeni başladığımızı.. En büyük başarılarımızı geride bırakmış olmayabiliriz çünkü kaderimiz hala göklerde” Interstellar.

Her teknolojik dönüşümde toplumlar eski dünyanın kurallarını, tasarlanan stabil ve durağan düzenden daha üst bir seviyeye çıkıyorlar. Bu anlamıyla teknoloji bireylerin ve toplumların hayatının değişimini ve ilerlemesini sağlarken aynı anda iş hayatının oluşturduğu körlük veya bir nevi kölelik dünyasının kapılarını açılmamak üzere kapatıyor. Her yeni dönüşüm ve teknoloji insanın kendi özüne ve yaratıcılığına dönüşünün başlangıcını temsil ediyor. Özellikle dijital çağ insanlığa daha fazlasını sunmaya hazır.

Endüstri 3.0 mavi yaka olarak özgürleşmesini sağlarken, Endüstri 4.0 ise beyaz yakanın özgürleşmesine sebebiyet veriyor, standart işler giderken yenilikçi ve farklı işler geliyor. Bir sonraki seviye ise Toplum 5.0 olacak ve teknoloji toplumları daha akıllı ve daha teknolojik toplum seviyesine yükseltmek için gerekli argümanları sunacaktır ve zamanla toplumlar teknolojiye adapte olarak kendilerini daha ileriye götüreceklerdir.

Bireyler içinde bulunduğumuz zamanlarda her ne kadar teknoloji kullanarak iş yaptıklarını düşünseler bile aslında problemleri çözmek ve görevlerini yerine getirmek için aynı iş yapışı ve aynı teknolojiyi kullanarak bir çıktı üretmeye çalışmaktalar. Çalışanlar bir noktadan sonra teknoloji kullanımını, gelişimi ve meraklarını bir kenara bırakıyorlar. Ortaya çıkan sonuç ise insanın sürekli kendini geliştirmesi yerine gündelik alışkanlıklarını yerine getirdiği sade ve yaratıcılıktan uzak bir iş hayatı ortaya çıkıyor. İş dünyası ve insanın kendisine kurguladığı alışkanlıklara dayalı konfor alanı sebebiyle birey zamanla kendini bir makinenin dişlisi olarak görmeye başlıyor ve bir süre sonra çalışanların kendilerini bir nevi köle olarak tanımlamalarına rağmen yeni arayışlar veya cesur kararlar yine güvenlik ve konfor hissine takılarak kolay kolay mümkün olamıyor. Özgürleşme ise ancak teknolojinin yıkıcılığı ile mümkün oluyor, bireylerin ve toplumun yapamadığı teknoloji gerçek oluyor. “Yeterince ileri bir teknoloji ile sihir arasında fark yoktur.” Arthur Clarke.

İlgili Haber  Endüstri 4.0 ile insan kaynaklarında yetenek savaşları dönemi başladı

Teknolojinin değişim hızı insanın özgürleşmesine sebebiyet verecekken bunun pozitif tarafında durmak gerekiyor. Ludizm(İngiltere Nottingham’da 1800’lü yıllarda başlayan, iplik makinelerine insanlar tarafından yapılan saldırılar ile teknolojinin önüne geçmeye çalışma hareketi) akımında olduğu gibi teknoloji karşısında durmak gibi bir düşünce biçimi hem mümkün değil hemde gerçekçi değil. İnsanlığın mevcut hayat standartlarına ulaşması insanlığın asırlardır süren çalışmalarının sonucunda teknolojiyi ortaya çıkartması ve teknoloji ile beraber daha iyisini ve imkansızları başarması ile gerçek olabildi.

Günümüzde Evrensel Temel Gelir fazlasıyla konuşulan bir konu olmaktadır. Elon Musk ve Bill Gates başta bir çok teknoloji devinin kurucuları bu konu üzerinde fikir yürütmekte ve gerçekleşmesi için şimdiden lobi faaliyetine başlamış durumdalar. Bunun sebebi işlerin giderek azalacağını öngörmekten ile başlamakla beraber insanı özgürleştirmek, yapabileceklerinin sınırlarını kaldırmak ve insanı tekrar makinenin bir dişlisi yapmaktan ziyade kendi yetenekelerinin gelişimi ve artışının fazlalaşması üzerinedir. Teknolojik kaynaklı büyük değişimleri ve devrimleri çok katmanlı düşünmek gerekiyor.

Sonuç;

Teknoloji sürekli olarak insan hayatına değer kattı. Bundan sonrası teknoloji kullanan insanların neler başarabileceğini düşünmemiz gerekiyor. Bireyler gündelik sorunlardan uzak tutulduğunda ve dikkatlerini yaptıkları işe, geleceğe ve ilerlemeye adadıklarında neler yapabilirler, hangi sorunları çözebilirler diye konuya bakmak gerekiyor. Teknoloji sürekli olarak insanları özgürleştirerek bugünlere gelmemizi sağladı. Bundan sonrası ise zihinlerin özgürleşmesi ve yaratıcılığın aktif hale gelmesini sağlayacaktır.

İlgili Haber  Dijital sanayinin yol haritası hazır

Dijital çağ insanın altın çağının başlangıcıdır. İnsanın altın çağda kendisini özgürleştirmeye hazır olması, kendisini ve yetkinliklerini keşfetmesi ilk gerekliliktir. Sonraki aşama ise insanın yaratıcılığını, dünyaya sağlamak istediği katkı için çalışması ve paylaşmak için cesur olmasıdır. Dijital çağ toplumlara bütün imkanları bireylerin kullanımına veriyor ve insanı özgürleştirmek için şimdiye kadar hiçbir zaman oluşmamış en demokratik ve en evrensel ortamı tüm dünyaya kesintisiz ve sonsuz bir şekilde sunuyor.

Başlamak için; kendinizi tanımlayın. Dürüstlük acı verir ama en zoru kim olduğumuzu kabullenmektir. Nasıl biri olduğunuzu ve nasıl biri olmadığınızı detaylarıyla keşfedin. Kendinize zaman verin, kendi önünüzü açın ve fazlalıklardan kurtulun. Teknolojinin sıradan, anlamsız ve aslında uğraşmak istemediğimiz işleri almasına izin verin. Böylelikle zihniniz özgürleşecek ve insanın kendine özel yetenekleri gelişecektir. Sonrasında ise imkansızları gerçek yapmak için çok farklı seviyede bir zihin gücüne ulaşmamız gerekiyor.

Teknolojiden korkmak ,çekinmek veya endişe etmek yerine teknolojiyi özgürlüğün anahtarı ve insan zihninin geleceği olarak düşünmek gerekiyor.

“Uçmak bir martının en doğal hakkıdır. Özgürlük ise, var oluşun bir parçasıdır. Boş inançlar olsun, gelenekler olsun, özgürlüğü kısıtlayan ne varsa, kaldırıp atmak gerek.” Martı Jonathan Livingston, Richard Bach

Kaynak: Ferhat Yalçın / Medium

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar