Geleceği robot-insan işbirliği yaratacak

4. Türkiye Robotbilim Konferansı 12 – 14 Nisan 2018 tarihleri arasında Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleşti. Türkiye’de ve dünyada robotik alanındaki çalışmalar, yenilikler, yol haritaları ve robotiğin geleceği incelendiği konferans TÜBİTAK ve Boğaziçi Üniversitesi desteğiyle, KUKA, ASELSAN ve FESTO’nun ana sponsorluğunda gerçekleşti.

185
185

ToRK 2018 birçok üniversite, özel kurum ve devlet kuruluşlarından gelen katılımcıları ağırladı. Etkinlik kapsamındaki konferanslara Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Case Western Reserve University’de Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimi Bölümü’nde görev yapan Prof. Dr. Cenk Çavuşoğlu, Koç Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Çağatay Başdoğan ve ROBOLIT LLC Kurucu CEO’su Dr. Haldun Komsuoglu konuk konuşmacı olarak katılarak robotik alanındaki son gelişmeleri katılımcılarla paylaştılar. Konferansta ayrıca, Türkiye’de robotbilim alanında bir yol haritası oluşturmak için yapılması gerekenler ele alındı.

Robotbilim alanında faaliyet gösteren araştırmacıları ve endüstri çalışanlarını bir araya getirmek, davetli konuşmalar, özgün bildiriler ve çalıştaylar ile robotiğin çok farklı alt alanlarındaki son bilimsel ve teknolojik gelişmeleri Türkiye robotbilim topluluğuyla paylaşmak amacıyla gerçekleşen ToRK 2018, robotik alanında çalışan uzmanların yanı sıra akademisyen, öğrenci ve konuya ilgi duyan tüm bilim meraklılarını Boğaziçi’nde buluşturdu.

Konferans, Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmed Özkan tarafından 12 Nisan’da açıldı. ToRK 2018 Düzenleme Kurulu’nda olan Prof. Dr. Levent Akın ve Prof. Dr. Işıl Bozma’nın yaptığı ‘’Hoşgeldiniz’’ konuşmasının ardından Mehmed Özkan, robotbilime olan ilginin her geçen gün arttığını ve robotların günlük hayatımızda edindiği yerin gittikçe derinleştiğini belirtti. “Temel bilimler robotbilim için yadsınamaz faydalar sağlıyor” diyen Özkan, anatomi, biyoloji ve fizik gibi bilim dallarından edinilen bilgilerle robotbilimin hızla geliştiğine dikkat çekti.

ToRK 2018’de robotik ve insan-makine ara yüzleri, tıbbi robotik sistemler ve dokunsal görüntülemeler üzerine çalışmalar yürüten bilim insanlarından Prof. Dr. Cenk Çavuşoğlu “Akıllı Robotik Cerrahi Asistanlara Doğru”başlıklı çalışması hakkında dinleyicilere bilgiler verdi.

Bu çalışmada uzaktan kontrol edilen robotik asistanların kolaylaştırıcılığı sayesinde hastaya verilen hasar en aza indirgeniyor. Cerrahi müdahalelerde dikiş dikme, düğüm atma, dokuyu kenara itme, ameliyat yerini açma ve iğne hareketi için kullanılan robotların algılama, planlama ve kontrol çalışmaları Çavuşoğlu’nun üzerinde çalıştığı araştırmalardan bazılarını oluşturuyor. Robotik sistemlerin önümüzdeki süreçte doku kesme ve benzeri daha karmaşık işlemlerde de kullanılması bekleniyor.

Cerrahiden arama kurtarmaya hayatımıza giren Yumuşak Robotlar

ToRK 2018 etkinlikleri kapsamında Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünün katkılarıyla “Yumuşak Robotlar” konulu bir çalıştay da düzenlendi. Güncel yumuşak robot tasarım, kontrol ve uygulamalarının gösterildiği oturumda Boğaziçi Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Evren Samur, İstanbul Gedik Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyeleri Savaş Dilibal ve Haydar Şahin, Bilkent Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Bilge Aytekin, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Merve Acer ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Enver Tatlıcıoğlu sunumlarını gerçekleştirdiler.

“Güncel yumuşak robot uygulamaları” başlıklı sunumunu gerçekleştiren Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Evren Samur, yumuşak robotik sistemlerin tanımını, kullanım alanlarını, avantajlarını ve dezavantajlarını katılımcılara aktardı.

Yapısında veya üretiminde lastik, silikon ve benzeri yumuşak materyaller kullanılan robotlar olarak kategorize edilen yumuşak robotlar; çevreye uyum sağlama ve şekil değiştirme özelliklerine sahip oldukları için büyük önem taşıyor. Hafif ve esnek yapısıyla dikkat çeken bu robotlar başta sağlık ve cerrahi alanlarında olmak üzere arama-kurtarma, kapalı alan denetleme ve benzeri amaçlarla kullanılabiliyor. Cerrahi müdahalelerde sert robotların yapısı gereği çalışma alanlarının dar olduğunu belirten Dr. Evren Samur, vücut içerisine girebilen yumuşak robotların çok önemli kolaylıklar sağlayacağını belirtti. Rehabilitasyon ve giyilebilir robotlar ise yumuşak robotik sistemlerin diğer kullanım alanlarını oluşturuyor. Bu sayede fizik tedavi süreci hızlanıyor ve çok daha verimli sonuçlar elde edilebiliyor.

İlgili Haber  Robotların dünyayı ele geçirmeyeceğine inanmak için 5 neden

Oturum konuşmacıları yumuşak robotlara olan ilginin her geçen gün arttığını belirterek yumuşak robotların sert robotlara oranla daha esnek ve hassas bir yapıya sahip olduğunu ve bu sayede daha seri çalışabildiğini aktardılar. Özellikle sağlık alanında büyük kolaylıklar sağlaması beklenen yumuşak robotik sistemlerin önümüzdeki yıllar içinde daha da yaygınlaşması bekleniyor.

İnsan-Robot etkileşiminde robotun insanı anlaması için yürütülen çalışmalar

ToRK 2018’in bir diğer konuğu ise Koç Üniversitesi öğretim üyesi Çağatay Başdoğan’dı. “Dokunsal Kanal Üzerinden Fiziksel İnsan-Robot Etkileşimi” başlıklı bir konuşma yapan Başdoğan, ekibi ile birlikte yürüttükleri dört ayrı deneyin sonuçlarını katılımcılarla paylaştı. İki insan arasındaki etkileşimde doğal bir şekilde karşılıklı olarak niyetlerin anlaşılabildiğini aktaran Başdoğan, insan-robot ilişkisinde robotun insanın niyetini anlayabilmesini sağlamaya çalıştıklarını, bunu da dokunsal kanal üzerinden yapmaya çabaladıklarını belirtti.

Konuşmasında, robotun insanın niyetini anlayabilmesinin sezgisel yollarla mümkün olup olmadığını tartışan Başdoğan; “Robot ile insan arasındaki işbirliğini arttırmak amacıyla görev değişimi ve yük dağılımı mekanizmalarını merkeze oturtan, yalnızca dokunsal kanala dayanmayan çok kipli bir yöntem öneriyoruz” dedi. İnsan-robot etkileşiminde robotun insanın niyetini anlayarak görev değişimi gerçekleştirebildiği durumda görev performansının, iş veriminin ve insanın robotla olan işbirliği algısının arttığını gözlemlediklerini belirten Başdoğan; dokunsal yüzeyde kurulan konfirmasyon mekanizmalarının da (titreşim gibi) insan-robot etkileşiminde kolaylık sağladığını sözlerine ekledi.

Küresel rekabette yer alması için Türkiye’ye Robotik Yol Haritası gerekiyor

ToRK 2018 programı kapsamında 14 Nisan Cumartesi günü ise ‘’Türkiye Robotik Yol Haritası Oturumu”düzenlendi. Prof. Dr. Işıl Bozma’nın moderasyonunu yaptığı oturumda, Türkiye’deki robotik çalışmalar ve robotiğin geleceği konuşuldu. Konferansa aralarında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK, ASELSAN, KUKA, GILBO, FESTO, Sabancı Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin de olduğu birçok kurumdan isimler panelist olarak katıldı.

Oturumun açılışını yapan Prof. Dr. Işıl Bozma, robotik yol haritası çalışmalarının dünya genelinde başladığını ve özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin bu konuda epeyi çalışma yaptığını dikkat çekti. ABD’nin haricinde Avrupa, Çin, İsviçre, Kore, Kanada ve Avustralya’da yol haritaları oluşturulmuş durumda. Prof. Dr. Bozma, Türkiye’de toplam 26 üniversitede 110 akademisyenin robotbilim üzerine çalışmalar yaptığını belirterek Türkiye için bir robotik yol haritası hazırlanması gerektiğini vurguladı.

Panelistler, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde küresel rekabetin içinde olabilmesi için bir an önce bir robotik yol haritasına sahip olması gerektiği konusunda ortaklaştılar.

‘’İşgücünü dengelemek için insanlar robotlarla çalışmayı öğrenmeli’’

Oturumun ilk panelisti olan TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Uzman Araştırmacısı Ufuk Altunkaya,robotiğin günümüzün en aktif konusu olduğunu belirtti. Türkiye olarak bu gelişmeleri takip etmemiz gerektiğini ve rekabet edebilmemiz gerektiğini vurguladı. “İş gücünü dengelemek için robotlarla birlikte çalışmayı öğrenmemiz gerekiyor” diyen Altunkaya, robotların sadece üretim amaçlı değil sağlık, tarım, savunma ve benzeri alanlarda da daha yaygın bir şekilde kullanılması gerektiğini aktardı. Uzman araştırmacı, robotik sistemler çalışacak uzmanlar yetiştirmenin de gerekliliğine vurgu yaptı.

İlgili Haber  Boğaziçi Üniversitesi ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı el sıkıştı

Robotik sistemlere ihtiyaç duyulan alanlar oturumda masaya yatırılan diğer bir konuydu. Robotlar sayesinde insanlar için güvenli olmayan çalışma ortamlarında dahi çalışmalar yapılabiliyor. Yüksek sıcaklıklarla veya kimyasal ürünlerle girilen etkileşimlerde robotbilimin teknolojisinden yararlanılıyor. Ayrıca, insan gücüyle elde edilemeyecek hızlı ve sürekli üretim sağlanabiliyor.

 “Robotların insanlarla birlikte çalışmasını istiyoruz” diyen KUKA Müşteri Servisi Müdürü Onur Altuntaş,insan gücünü sabahtan akşama kadar tekrar eden bir işi yapmak yerine bunu yapan robotları kontrol eden bir güç olarak görmek istediklerini belirtti. Türkiye’deki 10 bin civarı olan robotun 8 bininin taşıma veya kaynak için kullanıldığını belirten Altuntaş, pazarın ihtiyaçlarını karşılayan stratejilerin geliştirilmesinin ve yerli yol haritasına sahip olmamız gerektiğini vurguladı.

KOBİ’lerin de robotlara ihtiyacı var

Panelistlerden GILBO Genel Müdürü Mehmet Halit Calayır, robotik konusunda gelişmemiz için eğitimin çok önemli olduğunun altınız çizdi. Yurt dışında bazı ülkelerin çocukları 12 yaşında kod yazabilecek seviyeye getirecek kadar bu işe önem verdiğini söyleyen Calayır, Türkiye’de de bu tür eğitimlerin müfredata girmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin demografik yapısı gereği insanlarla birlikte çalışacak işbirlikçi robotlara ihtiyacımız olduğunu belirten Mehmet Halit Calayır, büyük firmalar kadar KOBİ’lerin de robotlara ihtiyacı olduğunu vurguladı.

Robot kullanımının Türkiye’de çok az olduğunu aktaran HKTM Genel Müdürü İlhan Çelebi, bunun arttırılması için teşviklerin ve yaptırımların olması gerektiğini belirtti.

Oturumda robotbilimi daha ileri götürecek akademisyenlerin ve araştırma geliştirme uzmanlarının yetiştirilmesi gerektiğine vurgu yapıldı. ASELSAN adına konuşan Lider Mühendis Dr. Dünya Rauf Levent Güner, tüm paydaşların bir araya gelerek gereksinimleri belirlemesi ve planlama yapması gerektiğini belirtti.

2021’e kadar robotik pazar 8 kat büyüyecek

Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Erol Şahin de panelistler arasındaydı. 2021 yılına kadar dünyada robotik pazarda sekiz katlık bir artış beklendiğini bildiren Şahin, “Tüketiciye ulaşan robot sayısının 2025 yılına kadar her yıl %25 oranında artması bekleniyor” dedi. TÜBİTAK yılda ortalama 800 bin TL bütçeyi robotik araştırmalara harcıyor. Bu miktarın çok az olduğunu belirten Doç. Dr. Erol Şahin, “Yurt dışındaki büyük enstitülerin yanında bizimkiler büfe gibi kalıyor” dedi. Yol haritasının 1,5 – 2 yıllık değil uzun vadeli bir yol haritası olması ve tam zamanlı olarak bu işe en kısa zamanda kanalize olmamız gerektiğini belirtti.

Geçmemiz gereken Endüstri 5.0

Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Volkan Patoğlu ise geçmemiz gerekenin “Endüstri 4.0” değil “Endüstri 5.0” olduğunu belirterek bunun insanlarla birlikte çalışabilen robotlarla olacağını aktardı. Patoğlu, endüstride kullanılan robotların önemli olduğunu fakat asıl pazarın sağlık ve hizmet alanlarında olduğunu bildirdi.

Panelistler Türkiye’deki robotikle ilgili olan paydaşların bir araya gelerek en kısa zamanda “Türkiye Robotik Yol Haritası”nı oluşturması gerektiğini ve çalışmalara bir an önce başlamanın önemini vurguladılar.

Ayrıntılı bilgi için: http://tork2018.boun.edu.tr/

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar