Gelecek 10 yılın 10 teknolojisi

Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler baş döndürücü hızla sürüyor. Gelecek 10 yıl içinde hayatımızı etkileyecek 10 gelişmeyi Bilgi Çağı özetledi.

439
439

1- Anlamsal (Semantik) Web – Web 3.0

Nesil Internet (Web 2.0) uygulamaları nedeniyle internetteki bilginin miktarı son yıllarda olağan üstü bir şekilde artmış bulunmaktadır. INTEL’e göre 2009 yılında kadar gerçekleşen toplam internet trafiği yaklaşık 150 milyon Exabyte iken sadece 2010 yılında neredeyse ikiye katlanarak yaklaşık 245 Exabyte olarak gerçekleşmiştir. 2015 yılı itibariyle genişband internet bağlantı sayısının 1 milyar, bağlantılı cihaz sayısının 15 milyar, internet üzerinden akacak trafik miktarı 1000 Exabyte değerine ulaşacaktır.

Sosyal medya, paylaşım siteleri ve güçlü arama motorları yardımıyla artık sınırsız bilgiye ulaşmak mümkündür. Ama bu durum beraberinde büyük bir bilgi kirliliğini de getiriyor. Artık bilgi bulmak değil, bulunan bilginin doğruluğunu anlamak ve doğru bilgiyi seçebilmek büyük bir sorun haline gelmiş durumdadır.

Geliştirilmekte olan anlamsal web (3. nesil İnternet yani Web 3.0) uygulamaları yardımıyla internet üzerindeki bilgiler belirlenecek kriterler ve anlamsal ilişkiler yardımıyla kendiliğinden ayıklanıp seçilebilir hale gelecektir. Böylelikle ihtiyacımız olan yararlı bilgiye erişim daha kolay ve hızlı olacak. Bu, kullanıcılar açısından hız ve kolaylık sağlarken hizmet sunucular açısından da pek çok yeni uygulama ve hizmet türünün ortaya çıkmasına imkan verecektir.

Örneğin bilgisayarınız ya da kullanıcı profiliniz (account), size özel bilgilerinizi (meraklarınız, ilgi alanlarınız, mesleğiniz,yaşınız, cinsiyetiniz vb.) kullanarak size özel ekranları karşınıza getirebilecektir. Başka bir deyişle, 50 yaşındaki bir kişi ile 10 yaşındaki çocuk aynı WEB adresine girse ya da arama motorlarından aynı konuyu sorgulasa bile karşılarına çıkacak bilgi kendi profillerine uygun ve farklı olabilecektir.

2- Bulut bilişim

Bulut Bilişim, belirli bir teknolojiye karşılık gelmeyip çeşitli erişim ve bilişim teknolojileri ile altyapılarının bir bulut içinde toplandığı, kullanıcıların verilerinin ve kullanacakları uygulama yazılımlarının kendi bilgisayarında değilde uzaktaki bir bilgisayarda tutulduğu ve gerekiyorsa orada işlendiği; sözkonusu bu veri ve yazılımlara erişimin internet üzerinden yapıldığından kullanıcıların sahip oldukları erişim cihazlarının (bilgisayar, tablet, akıllı telefon vb.) teknoloji ve kapasitesinin öneminin kalmadığı ve kullandıkça öde mantığının yaygınlaştığı yeni bir yaklaşımı ifade etmektedir. Günümüzde, yeni yeni hayata geçmeye başlayan yaklaşım giderek hızla yaygınlaşacak ve önümüzdeki on yılın temel bilişim modeli haline gelecektir.

Bulut Bilişim’in sağladığı en önemli avantaj, ortak kaynak havuzları ve kaynakların ortak kullanımı sayesinde maliyetlerin düşmesidir. Bulut Bilişim kaynaklarının maliyeti, benzer bir ortamı satın alıp işletmenin toplam sahip olma bedelinden (TCO -Total Cost of Ownership) daha düşüktür. Çünkü;

  • Cihazlar/sistemler satın alınmadığı için, ödenen bir ilk maliyet bulunmamaktadır. Yatırım maliyeti son derece azdır, kaynaklar hizmet olarak satın alındığından sadece işletme maliyeti ortaya çıkmaktadır.
  • Kullandığın kadar öde modeli söz konusu olduğundan kullanılmayan/atıl durumdaki kaynaklar için herhangi bir ödeme sözkonusu olmamaktadır.
  • Kullandıkça öde modeli ile Lisanslama maliyetleri ortadan kalkmakta, kullanılmayan yetkinlikler için her hangi bir maliyet oluşmamaktadır.
  • Sahip olunan sistemlerin idamesi, güvenliği ve güncelliği için ne personel ne de parasal kaynak ayrılmasına gerek kalmamaktadır.
  • İhtiyaç duyulan bilişim kaynaklarında oluşan değişimler (artma ya da azalma yönünde) çok daha kolay ve düşük maliyetle karşılanabilecektir. Özellikle dönemsel yada anlık kapasite artış ihtiyaçları süpriz maliyetlerle değil önceden belli birim fiyatlarla ve daha düşün bedellerle karşılanabilmektedir.
  • Servis sağlayıcıları yüklü alımı nedeniyle ölçek ekonomisi avantajından küçük çaplı alımlara göre daha fazla yararlanırlar.
İlgili Haber  İnsanlığın Robotlarla İmtihanı

Bulut Bilişim’in sunduğu bir imkan olan her yerden erişim, geleneksel yapı ve yaklaşımlardan onu ayıran en önemli özelliklerin başında gelmektedir. Geleneksel iş modelleri ve iş yapış biçimleri hızla değişmekte olup her alanda zamandan ve mekandan bağımsız olabilme temel bir gereklilik halini almaya başlamıştır. Bulut Bilişim iş dünyasına bu imkanı olanca genişliği ile sunabilmektedir.

3- Elektronik kağıt

Elektronik kağıt uygulamalarının yardımıyla Bilgi ve İletişim Teknolojileri bugün bildiğimizden çok farklı bir hale dönüşecektir. Gelişmiş elektronik kağıt teknolojisi basında, yayıncılıkta, mimaride, reklamcılıkta, ev, ofis ve sokaklarda çok farklı uygulamaların karşımıza çıkmasına imkan verecektir. Kağıt gibi esnek ve yeniden kullanılabilir özelliklere sahip olacak değişik boyutlardaki elektronik kağıtlara saniyeler mertebesinde yüklenen, silinen, yeniden yüklenen ya da güncellenen veriler, yazı, resim ya da video olarak görüntülü hale gelecektir.

Basılı yayınlar (kitap, gazete, dergi), reklam afişleri, duvar panoları, ürün etiketleri elektronik hale gelebilecek, değişik yer ve zamanlarda isteğe ve ihtiyaca göre değiştirilebileceklerdir.

Esnek, katlanabilen, duvara yapıştırılabilen ekranlar sayesinde TV yayın, sunum ve bilgilendirme yeni boyutlar kazanacaktır. Kamusal alanlarda herkesin kullanabildiği “yüzey bilgisayarlar” mümkün hale gelecektir.

Aktif matriks teknolojisi OLED (Organic Light Emitting Diode) ile geliştirilmekte olan bu ekranlar halen laboratuar ortamında geliştirilmiş olup makul fiyatlarla ticarileşmesi beklenmektedir.

4- Gerçek zamanlı tecrübe

İnternet sayesinde fiziksel sınırların ortadan kalktığı, zaman ve mekan farklılıklarının anlamsızlaştığı dünyamızda dil hala en önemli problem olarak ortatadır. Küreselleşmenin de bir sonucu olarak İngilizce, hızla yaygınlığını arttırmaktadır. İnternet üzerindeki içeriğin çok büyük bölümünün halen İngilizce olması, bir yandan kültürel bir baskılama yaratırken ve aynı zamanda internetin daha etkin kullanımını da olusuz yönde etkilemektedir.

Bilgi işlem hızlarının son yıllarda olağan üstü artması ve ses tanıma teknolojilerinin oldukça gelişmesinin de bir sonucu olarak gerek metin ve gerekse konuşma içeriklerinin gerçek zamanlı tercümesine imkan verecektir. Henüz tatminkar olmasada bazı uygulamalarını görmeye başladığımız bu teknolojiler sayesinde insanlar, internet üzerindeki bilgilere istedikleri dilde erişebilecekler, radyo / TV yayınlarını istedikleri dilde izleyip dinleyebilecekler, hatta telefonun ucundaki insanların her biri kendi dilinde konuşarak anlaşabileceklerdir.

5- Kablosuz algılayıcılar

Kablosuz algılayıcılar (wireless sensor) sayesinde yer yüzündeki canlı cansız tüm nesneler bilgi ve iletişim teknolojileri şebekelerine bağlı hale gelebileceklerdir. Doğrudan yada bu şebekeler üzerinden haberleşebilecekler, uzaktan bilgi toplayıp bilgi verebileceklerdir.

Bugünden hayatımıza girmeye başlamış olan bu teknolojiler sayesinde, yer yüzündeki milyarlarca nesnenin (insan, hayvan, makina, cihaz, araba, yol, bina vb.) uzaktan izleme, kontrol, yönetimi mümkün hale gelecek; başta sağlık, ulaşım, üretim vb. olmak üzere hayatın değişik alanlarında olağanüstü gelişmeler söz konusu olacaktır.

İnsansız arabalar, akıllı yollar, akıllı binalar, insansız üretim tesisleri, uzaktan kimlik doğrulama, herhangi bir aracı nesne kullanmadan uzaktan ödeme vb. pek çok yenilik bizi bekliyor olacak.

6- Biyolojik algılayıcılar

Biyolojik algılayıcı (Biosensör) teknolojisi sayesinde sağlıktan güvenliğe, gıda alanına kadar değişik alanlarda pek çok yenilik mümkün olabilecektir. Nano teknolojinin de kullanılacağı biyolojik algılayıcılar yardımıyla kimyasal saldırılar veya gıdalardaki virüsleri tespit etmek mümkün hale gelecektir.

İlgili Haber  İş Dünyasında Yeniliğin Ayak Sesi: GE Küresel İnovasyon Barometresi 2018

Bu konuda çalışan bilim adamlarının esas hedefi ise vücuda yerleştirilebilecek biyolojik algılayıcılar sayesinde insanların sürekli izlenmesi gereken biyolojik verileri ve kan değerlerinin anlık analiz edilerek iletişim sistemleri üzerinden uzaktaki doktoruna raporlanmasıdır. Bu sayede hastalıklar yada vücüttaki rahatsızlıklar erkenden tespit edilerek anında müdahale edilebilecektir.

7- Nanoteknolojik kumaşlar

Nanoteknoloji sayesinde bakterilere karşı antibiyotik salgılayan, ıslanmayan, yanmayan, kurşun geçirmeyen, vücudu belirli bir sıcaklıkta tutan, kendi kendini temizleyen, buruşmayan vb. özellikli giyisilere sahip olabileceğiz.

Bu kumaşlardan üretilen giyisiler aynı zamanda, hareket enerjisinden elektrik üretip insan vucuduna yerleştirilen ya da yanında taşınan düşük güçlü cihazların çalışmasını ve pillerinin şarj edilmesini sağlayarak enerji problemini ortadan kaldıracaktır.

8- Enerji üreten yüzeyler

Artan nüfus ve yaygınlaşan teknolojik ürünler nedeniyle ihtiyaç duyulan enerji miktarı her geçen gün artmaktadır. Günümüzde daha çok fosil kaynaklardan sağlanan bu enerji, çok önemli çevre sorunlarının da ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu nedenledir ki tüm dünyada alternatif enerji kaynaklarına yönelme söz konusudur ve bu alana önemli yatırımlar yapılmaktadır.

Bu alternatif kaynakların en temiz ve en az sorun yaratanı güneş enerji olarak kabul edilmektedir. Halen mevcut ve kullanılmakta olan güneş enerjisini elektrik enerjisine çeviren güneş pilleri (fotovoltaik) teknolojisinin giderek hem veriminin artacağı hemde fiyatlarının önemli ölçüde azalacağı günler yakındır.

Bu sayede eşya, araç ve binaların yüzeylerine kaplanacak güneş pilleri ile kendi enerjisini üreten sistemler mümkün olacak; enerji kısıtı nedeniyle hayata geçemeyen pek çok yeni uygulama ve teknoloji hayat bulabilecektir.

9- Elektrikli ve akıllı arabalar

Fosil yakıtların pahalılığı, motorlarının veriminin düşüklüğü, çevre kirliliğine neden olması gibi nedenlerle uzun zamandır üzerinde çalışılmakta olan eletkrikli arabalar günümüzde yollardaki yerini almaya başlamıştır. 2020 yılında satılan otomobillerin üçte birinin elektrikli olacağı tahmin edilmektedir.

Her geçen gün daha da akıllanan arabalar, elektrikli olmalarıyle birlikte daha da akıllanacak ve belli oranda kendi enerjilerini de üretir hale geleceklerdir. Örneğin frene basıldığında ya da rampa aşağı inerken elektrik üreterek pillerini şarj edebileceklerdir.

Trafiğin akışına göre hızını, önündeki araçla mesafesini kendi ayarlayan; tehlike anında kendiğinden yavaşlayan yada duran; yollardaki diğer araçlardan alacağı bilgiler yada havada yapılan yayınlardan aldığı bilgilere göre rotasını kendi belirleyen araçlar hızla yaygınlaşacaktır.

10- İş gören robotlar

Günümüzde endüstriyel amaçla fabrikalarda belirli işlevleri yerine getirerek üretim yapan akıllı makinalar kullanılmaktadır. Bir çeşit robot olarak ta kabul edilen bu makinalarda sağlanan başarı, insanların günlük işlerini de gören daha akıllı robotların yapılması için bilimadamlarını ve bu alana yatırım yapanları teşvik etmektedir.

Japon Robot Derneği’nin (JARA) yayımladığı rapora göre 2020 yılında ev ve iş yerlerinde kullanabileceğimiz birçok robot çeşidi ortaya çıkacak ve bu robotlar insanlara hem günlük işlerinde, hem de bilimsel deney ve araştırmalarında yardım edebileceklerdir.

Kaynak: Bilgi Çağı

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar