Güzel Bir Gelecek İçin Hayaller Kurmalıyız

Geleceğin güzel olmasını istiyorsak, hepimiz güzel olmasına katkıda bulunmak zorundayız. Tasarlayan, güzel tasarlasın. Üreten, güzel üretsin. Karar veren, güzel kararlar versin. Aksiyon alan, güzel aksiyonlar alsın. Bu kadar basit. Kim bu insanlar? Biziz. Hepimiziz. Herkesin etkisi var, herkesin katkısı olabilir, olmalı…

273
273

Son dönemde gelecekle ilgili Hollywood yapıtların neredeyse tümü distopik senaryolar üretiyorlar. Karanlık şehirler, kötü insanlar, hiç sosyal ilişkiler yok, kapitalist sistem en vahşi halini almış, çevre kirli, gökyüzü siyah. Uçan arabaya benzer cihazlar var, ama tasarımları çok çirkin, nasıl uçacakları da belli değil.

İnsanlar çok vahşi, çok gergin, çok sinirli. Kıyafet rengi çok koyu, hep siyah, hep iç karartıcı. Cinsellik hat safhada, bugünkü anlayışımıza göre hiç bir etik norm kalmamış durumda.

Genetik hak getire, malzeme bilimlerinden eser yok, yapay zeka varsa da sadece kapital sistemde var, akıllı şehirlerin izi yok, yenilenebilir enerji kaynaklardan yoksun, her şey kötü, her şey bugünkü anlayışımızla değerlendirirsek insanlık dışı. Özetle distopik bir gelecek bizi bekliyor.

Ben buna karşıyım. Ben umutluyum. Ben iyimserim. Ben aktivistim.

Geleceğin güzel olmasını istiyorsak, hepimiz güzel olmasına katkıda bulunmak zorundayız.

Tasarlayan, güzel tasarlasın. Üreten, güzel üretsin. Karar veren, güzel kararlar versin. Aksiyon alan, güzel aksiyonlar alsın. Bu kadar basit. Kim bu insanlar? Biziz. Hepimiziz. Herkesin etkisi var, herkesin katkısı olabilir, olmalı…

Bizim gelecek modelini bilirsiniz.

Şimdi kısaca teker teker bakalım. Politika ve Ekonomiden başlayalım. Evet, zor br dönemden geçiyoruz. Dünya yeni dengesini arıyor. ABD, Çin, AB ve Rusya liderliğinde çift kutuplu değil, dört başlı yeni bir dünya düzeni kurulacak gibi görünmektedir. Komünizm kalmadı, ama kapitalizmin bu hali ile devam etmek çok zor, hatta sürdürülebilir değil. Bu düzen savaş olmadan kurulabilir mi? Çok düşük bir ihtimal, ama buna azmetmeliyiz. Daha önceki bir yazımızda bundan bahsetmiştik…

Ekonomik modelimiz 21. yüzyıl ve sonrası için ne olmalı, nasıl gelişmeli üzerine pek çok zeki insan akıl yormaktadır. En meşhurlarından birisi Thomas Piketty. Paris Ekomomi Okulunun baş ekonomistidir. 21. Yüzyılda Kapital isimli kitabından bazı önerileri bulunmaktadır. Piketty yalnız değil. Joseph Stiglitz Columbia üniversitesinden, onun da çok önemli uyarıları var. Ürettiğiniz malı satın alabilecek geliri kalmayan işçileriniz olursa, sistem tıkanır.

Toplumsal düzenimize bir bakalım. Komşuluk giderek azalıyor, yaşlıları huzur evlerine veya kendi kaderlerine terk ediyoruz, çocuklarımızla her zamankinden daha az ilgileniyoruz, sadece hizmet satın alıyoruz. Diğer yandan evlerimiz çok daha temiz, beslenmemizin kalitesi (GDO’lu yiyecekleri bir kenara bırakırsak) her zamankinden daha iyi ve daha zengin, büyük çoğunluk için. Ömürlerimiz uzuyor, ama bunu hiç konuşmuyor, hiç tartışmıyoruz, ortalama ömrün 120 veya 150 yıl olduğu bir gelecekte emeklilik yaşı ne olmalı, okula kaç yıl gitmeliyiz, ne tür mesleklerimiz olabilir, hiç gündeme gelmiyor, kimsenin umrunda değil…

İlgili Haber  Ray Kurzweil'e Göre 2099 Yılına Kadar Dünyada Yaşanacak Değişiklikler

İklim değişimi ve enerji gündemi aşikar. Müthiş gelişmeler var, Paris’teki COP21 gibi. Ama insanlık bugünlerde bir adım ileri iki adım geri atmaktadır. Bazı ülkeler iklim değişimi realitelerini kabul etmemekte, tam manasıyla deve kuşu gibi başını kuma gömmekte, sorunları sonraki nesillere havale etmektedir. Bahs ettiğimiz konu kendi yuvamız, yaşadığımız ve uzunca bir süre daha yaşamak zorunda olduğumuz gezegenimiz, evimiz. Kendi evimizi yıkıyoruz, yıkmamalıyız. Zararın neresinden dönersek, karımızdır. Yoksa 22. yüzyılı göremeyiz…

Bildiğiniz gibi yaşayın, nasıl olsa teknolojiyle her şeyi tamir edebilir, her şeyi düzeltebiliriz. Abundance, yani bolluk fikrini savunan bir tayfa var. Enerji ücretsiz olacak. Su ücretsiz ve bol olacak. Gıda ücretsiz ve bol olacak. Gelecekte bunlar dert olmaktan çıkacak, o yüzden har vurun, harman savurun, diyenler var. Ekonomiyi suni bir şekilde şişiren ve kapitalist düzenin ocağına benzin döküp çarklarının dönmesini sağlama gayreti içindedir. Hep eksi düzen, hep eski kafa.

Teknolojinin gelişimi müthiş. Bunu körü körüne ekonomiyi körüklemek için değil, medeniyetimizi ilerletmek için kullanmayı düşünmeliyiz. (Medeniyetin Geldiği Son Nokta isimli Yazı Dizimiz…)

Genetiğin gelişim süreci müthiş. Dünyada 7500’den fazla hastalık var. Sadece bir kaç yüzünün tedavisi bulunmaktadır. Niye tüm odağımızı bu hastalıkları tedavi etmeye, yeryüzünden silmeye odaklanmıyoruz? Kızamıkta olduğu gibi, malaryada olduğu gibi. İstenirse mümkün. Diyabet bir kader değil, yanlış beslenme alışkanlıkları ve yanlış yaşam tarzı sonucunda oluşan çok doğal bir sonuç. Düzeltilmesi çok basit, en azından çok mantıksal. Azıcık alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerek…

Genetiği kötü amaçlı, kapitalist GDO için kullanmayalım, daha lezzetli, daha besleyici daha yerel, daha sağlıklı, daha çevreci gıdalar elde etmek için kullanalım. Genetiği tasarım bebekleri doğurmak için değil, hastalıkları tedavi etmek için, ömürleri sağlıklı, anlamlı, uzun ve değerli kılmak için kullanalım. Olmaz mı? Kesinlikle olur. Bunu yapan da dünyanın parasını kazanır. Kim sağlıklı ve dolu dolu yaşamak istemez ki?

İlgili Haber  Üniversite öğrencileri geleceğe, fütürizm ve mühendislik penceresinden baktı

Malzeme bilimleri her şeye yepyeni bir boyut kazandırabilir. Kir tutmayan yüzeyler. Hafif ve dolayısıyla enerji tasarruflu araçlar, süper iletkenler, süper hızlı ulaşım sistemleri ve daha neler neler. Cebinizde bir küp grafen olsun, tuşuna basın sandalye olsun, tuşuna basın bisiklet olsun, tuşuna basın sırt çantası olsun, tuşuna basın o an hayalinizden ne geçiyorsa, o olsun. Olamaz mı? Neden olmasın? Bunu sınırlandıran sadece hayal gücümüzün yoksunluğudur…

Daha önce hiç bu kadar bilmemiştik. Bu bildiklerimizi silah yapmak için değil, medeniyetimizi ilerletmek için kullanmalıyız…

Daha önce hiç bu kadar dijital hale gelmemiştik. Hani akıllı uygulamalar? Onun yerine varsa yoksa kedi videoları…

Hani akıllı şehirler? Hani akıllı evler? Hani akıllı arabalar? Hani akıllı mağazalar? Hani akıllı ulaşım sistemleri? Hani akıllı enerji şebekeleri? Niye bunlara yatırım yapılmıyor? Niye daha hızlı ilerlemiyor? Mani nedir? 20. yüzyıldan kalma zihniyetler ve alışkanlıklardır. Akıllı uygulamalar var, ama seçimleri nasıl manipüle ederiz, nasıl masum insanları vahşi tüketici haline getirebiliriz, nasıl gençleri bağımlı hale getiririz üzerine müthiş sistemler çalışmaktadır. Bu mudur? Böyle olmamalı…

En sevdiğim bilim insanlarından birisi Lord Martin Rees. 7 dakikanızı ayırın onun kısa bir konuşmasını dinleyiniz…

Medeniyetimizi ilerlemek bizim sorumluluğumuz, bizim görevimiz, ayrıca bizden başka kimse bizim için yapmayacak. Herkes sorumlu, herkesin etkisi var, herkesin katkısı var. Attığınız her adımda, aldığınız her nefeste, verdiğiniz her kararda, aldığınız her malda, yanınızdaki insana her seslendiğinizde, her aklınızda bir hayal kurduğunuzda, lütfen bunu hatırlayın.

Geleceğimiz güzel olsun. Yarınlarımız aydınlık olsun.

Kaynak: Halil AKSU / GelecekHane

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar