Herkesin Farklı Bitirdiği Film Nasıl Olur?

Kişiselleştirme her daim talep edilecek. Adımıza, zevklerimize, tercihlerimize ve kişiliğimize göre uyarlanmış ürünleri ve hizmetleri hep daha çok beğeneceğiz. Bu yüzden belki de daha fazla para ödemeye gönüllü olacağız. Fakat kişiselleştirmenin pek giremediği alanlardan biri olan geniş kitleleri hedefleyen eğlence sektöründeki son gelişmeler, bu alanda da artık yakında sadece bize özel içerikleri tüketebileceğimizi müjdeliyor.

305
305

Günümüzde herhangi bir dizi ya da filmi izlediğimizde ya da bir kitabı okuduğumuzda doğal olarak herkes için ortak olan aynı hikâyeyi öğreniyorduk. Bunu biraz olsun kişiselleştirmenin yöntemi ise etkileşimli hikâye kitapları idi.

Çocuk kitaplarında hikâyenin akışını okuyucunun belirlediği ve bu yüzden kendi çizdiği yolda başka bir okuyucudan farklı bir hikâye okuyan çocuklar için bu konsept oldukça eğlenceli. Benzeri, hikâyedeki karakterlerle farklı diyaloglara girdiğinizde farklı şekilde gelişen bilgisayar oyunları için de geçerli. İşte şimdi bu ana temadan yola çıkarak çizgi filmler, diziler ve filmlerin de farklı etkileşimlerle kişiselleştirilmesinin denemeleri başladı.

Netflix etkileşimli hikâye anlatıcılığını kendi yayınları üzerinde test ediyor. Ülkemizde “Çizmeli Kedi” olarak bilinen “Puss in the Boots”’un maceralarında artık kimlerle mücadele edeceğine izleyiciler platform üzerinde karar verecekler. Aslında Çizmeli Kedi, Netflix’in bu alandaki tek denemesi değil. Daha önce yine kendi orijinal içeriklerinden “Buddy Thunderstruck” isimli çocuk yapımının bir bölümünde de farklılaşan hikâye kurguları denemişti ama şimdi bunu bir şovun tüm bölümlerine yayarak daha geniş kapsamda ele alıyorlar.

Aslında etkileşimli hikâye anlatıcılığı birebir kişiselleştirme olarak kabul edilmeyebilir ancak ona bir adım olarak düşünülebilir. Çünkü her bir izleyici birçok alternatif senaryodan istediğini izlediğinde bir başka akışa tanık oluyor ve kendi tercihine göre bir nevi kişiselleştirmiş oluyor. Netflix yetkililerine göre bu her izleyicinin hikâye ile çok daha derin etkileşime girmesi ve hikâyedeki farklı karakterler ile daha duygusal bir bağ kurması anlamına geliyor. Öte yandan aslında ortak tek bir hikâye üzerinden gitmeyen akışın kullanıcıların kendi aralarındaki paylaşımlarını olumsuz etkileyeceğini düşünenler de var. Örneğin herkes kendine göre bir Game Of Thrones final sezonu izlese bu sefer dizi hakkındaki paylaşımlarından alacakları keyif azalacak, ortak konuşacak bir şey bulamayacak; bu da dizinin popülaritesine zarar verecek. Tam tersi aslında her alternatif sonun diyaloğu artıracağına, ortak bir hikâyeden çok daha fazla hikâyenin konuşulacak çok daha fazla konu anlamına geldiğine inananlar da bulunuyor.

İlgili Haber  Bak şu Almanların yaptığına!

Çizgi filmlerde bu alternatif sonları geliştirmek kolay olabilir peki dizi/film endüstrisi de kendini hızla adapte edebilecek mi? Bu konuda çok ilginç gelişmeler yaşanıyor. Duygusal Yapay Zeka üzerine uzmanlaşan yeni bir girişim olan Affectiva, insanların mimiklerinden yola çıkarak onların ruh hallerine göre reaktif hikâyeler üretmeyi planlıyor. Bu şu anlama geliyor. Alternatif akışlarla hazırladığınız hikâyenizi izleyicilere gösterdikten sonra kameralar izleyicilerin yüz ifadelerini okuyarak gerçek zamanlı bir şekilde hikâyelerin beğenilip beğenilmemesine göre değişikliğe gidebiliyorlar. Bu yüzden kimimizin çok beğendiği bir sahneden sonra film planlandığı gibi giderken, izlediklerinden hoşlanmayan biri için hikâye aynı karakterle başka şekilde sergilenmeye başlayacak. Tabi bu aynı hikâyenin belki de yüzlerce farklı versiyonunun geliştirilmesi zorunluluğu anlamına gelir ve gerçek oyuncularla bunu yapmak da pek kolay değil. Ancak yeni teknolojilerle belki oyuncular oynamadan bu alternatif senaryolar üretilebilir hale gelecek ve işte o zaman sizin duygularınıza göre değişen akışıyla tam anlamıyla kişiselleştirilmiş başka bir hikâye göreceksiniz.

İlgili Haber  Kurumsal değerin yeni ölçütü: Dijitalleşme

Bunun muhtemelen en hızlı adapte edileceği alanlar içeriklerde çizgi filmler, cihazlarda da VR gözlükleri olacak. Bu tüm eğlence sektörünü ve film/dizi üretiminin temellerini kökünden değiştirecek. Ayrıca pazarlama dünyasına da yeni bir soluk getirecek. Tamamen kişiselleştirilmiş video içerikleriyle tüketicilere çok daha derinlemesine işleyen mesajlar veren markaların eli güçlenecek diyebiliriz.

Psikolojide gittikçe daha çok kendine yer bulan drama terapisi gibi tekniklerde danışanlar bu teknolojilerle başlarından geçen olayların farklı senaryolarla canlandırılmasına tanık olarak telepati gelişme süreçlerini destekleyebilirler.

Affectiva’ya benzer bir kurguyla gerçekten hayata geçirilen projeler de var. Amerika’daki Ferguson isyanlarından ilham alınarak hazırlanan RIOT (ayaklanma) filminde, olayların içinde yer alan birinin gözünden hikâyeyi izlemeye başlıyorsunuz. Benzer şekilde duygularınızı ölçen yapay zekâ sizin tepkilerinize göre hikayedeki karakterlerin sizinle olan etkileşimlerini ve böylece hikayenin akışını değiştiriyor ve siz farklı farklı kurguların içinde neler oluyor deneyimleyebiliyorsunuz. Örneğin sizin mutsuz ifadelerinizden ötürü hikâyedeki diğer kahramanlar sinirlenip sizi kaosun içine daha çok çekiyor.

Hikâyenin olduğu her alanda (eğitim, eğlence, sağlık, pazarlama ve reklam vb) yapay zekânın duygularınızı okuması ve ona göre farklı bir hikâye sunması gelecekte çok farklı deneyimlerin bizi beklediği anlamına geliyor. Bu hem hikâyeyi oluşturanın hem de izleyenin yaratıcılığıyla şekillenecek merak uyandırıcı bir yolculuk olacak.

Kaynak: İşCep / Medium

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar