İnsan Evrimi Kontrol Edebilir Mi?

Evrim süreci ile ilgili farklı görüşler olmakla birlikte bugün sizlerle paylaşmak istediğim geçmişte evrimin nasıl gerçekleştiği değil. Yakın gelecekte acaba hem kendimizin hem de diğer canlıların evrimine müdahale etmenin ötesinde evrimi değiştirebilecek miyiz? Daha da önemlisi bu yetkinlik insanlığın geleceği için neden önemli?

149
149

Dünyanın 4,6 milyar yaşında olduğu tahmin ediliyor. Eğer bunu 46 yıla ölçeklendirebilseydik 4 saatten beri dünya üzerinde olduğumuz ortaya çıkardı. Endüstri devrimimiz yaklaşık 1 dakika önce başlamış olurdu. Bu kadar kısa sürede dahi ormanların yüzde 50’sini yok ettik.

Dünya üzerinde hayatın dünya dışı (göktaşları) ve dünya içi (salgın hastalıklar, ekolojik dengesizlikler, savaşlar) nedenlerle her an yok olma ihtimali var. Yapılan araştırmalar, dünya üzerinde hayatın daha önce tahminen 5 kere kesintiye uğradığını gösteriyor. Bu durum, ister istemez insanın dünya dışı kolonileşme gerekliliğini gündeme getiriyor.

Biz kimiz, nereden geldik? 

Bu soruyu insanlık, hayatın başlangıcından beri soruyor.

Avcı toplayıcı olarak yaşadığımız dönem sadece 35 bin yıl önceydi. Tarım devrimi de çok daha yeni, on bin yıl önce gerçekleşti. Sanayi Devrimi ise sadece iki yüz yıl önce. Gerçek anlamda modern olmamız yalnızca on kuşak öncesine dayanıyor.

1809-1882 yılları arasında yaşayan Charles Darwin de bu sorunun cevabını merak ediyordu. Bu amaçla Galapagos adalarına yaptığı gözlemlerin sonucunda 24 Kasım 1859 tarihinde Türlerin Kökeni çalışmasını yayımladı. Eseri iki ana tespit içeriyordu:

Doğal Seçilim. Güçlü olanın değil, uyum sağlayanın ya da en uygun olanın hayatta kalması.

Yapay Seçilim (Evcilleştirme). Yabani bir çiçekten lahana, karnabahar, brokoli, brüksel lahanası ya da vahşi bir ormanda bulunmayan peynir, yoğurt, şarap, üretilmesi.

Cinsellik insan yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır. Çünkü beyinlerimiz hayatta kalma ve üreme başarımızı artıracak kararlar verecek şekilde evrilmişti. Evrim süreci ve üreme buna göre kurgulanmıştır. Fakat cinselliğe eklenen doğum kontrol yöntemleriyle, yani insan müdahalesi ile bu sürece artık farklı etkilerde bulunuyoruz. Bazı bebekler doğmuyor ve bu durumda en güçlünün değil bireyin uygun gördüğü zaman bir bebeğin hayata gelmesi mümkün oluyor. Antibiyotik ve ileri tedavi yöntemleri ile en zayıfın değil tedavilere ulaşabilenlerin hayatta kalması da bunun bir örneği.

Tüm bunlar evrim sürecine insanlığın yüzyıllardır müdahale ettiği anlamına geliyor.

Evrim süreci ile ilgili farklı görüşler olmakla birlikte bugün sizlerle paylaşmak istediğim geçmişte evrimin nasıl gerçekleştiği değil.

Yakın gelecekte acaba hem kendimizin  hem de diğer canlıların evrimine müdahale etmenin ötesinde evrimi değiştirebilecek miyiz? Daha da önemlisi bu yetkinlik insanlığın geleceği için neden önemli?

İlgili Haber  Ünlü fütürist Ian Pearson: İnsan ölümsüz olacak

Artık sayısal bir gerçekliğin içinde yaşıyoruz.  Son 20 yıldaki teknoloji trendlerine baktığımızda dijitalleşme, bulut bilişim, büyük veri ve iş analitikleri ve mobil dünyayı dönüştürdü. Önümüzdeki dönemde bunlara yapay zeka, arttırılmış gerçeklik, blok zinciri ekleniyor olacak. Tüm bu gelişmelerin temelinde insanlarla ilgili verilerin sayısallaştırabiliyor olması yatıyor. Akıllı telefonlarımız, saatlerimiz, kullandığımız cihazlar, uygulamalar, arabalar bizlerle ilgili milyarlarca veri üretiyor.

Merkezi olmayan bir dünyaya ilerliyoruz. Teknoloji alanında olan gelişmeler şirketleri de dönüştürüyor. Geçmişte şirketler kimya, ilaç, bankacılık gibi alanlarda faaliyet gösterirken şimdi tüm şirketler birer teknoloji şirketine dönüşüyor.

Daha önce Airbnb ve Uber ile ilgili zamanlama ve odaklanma başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu şirketlere detaylı bakıldığında oteli veya taksisi yok. Aslında bu şirketlerin hiçbir şeyleri yok. Ne bir altyapıları ne bir yazılımları ne de mesajlaşma platformları. Bu şirketler sadece veriyi anlamlandırıp yeni teknolojiler ile daha iyi hizmet verme fırsatlarına bakıyorlar. Buradan da görüleceği gibi, son 50 yılda biz her şeyi üretiriz mantığı ile çalışan büyük şirketlerin ve holdinglerin bu yıkıcı dönüşüm karşısında ayakta kalması mümkün görünmüyor. Bunun dışında iş modellerini yenilemeyen birçok finans kuruluşu ve üretim şirketi bu değişimin karşısında duramayacak.

Bu ilerlemeler esnasında üç önemli gelişme kaydedildi

İlki  kök hücre mühendisliği alanında. Hücre seviyesinde DNA kodlarının değiştirilebilmesi ve hücrelerin programlanabilmesi son dönemde kazandığımız yetkinlikler arasına girdi. Böylelikle basit anlamda muz gibi kokan elma ya da muzdaki potasyum bileşenlerini içeren elma üretebilmemiz mümkün oluyor.

İkinci olarak, doku mühendisliği sayesinde vücudumuzdaki herhangi bir hücrenin kök hücreye dönüştürülebilmesi bugünkü teknolojiler kullanılarak yapılabiliyor. Bu sayede laboratuvar ortamında istediğimiz bazı organları üretme kabiliyetine ulaştık. Önümüzdeki 20 yıl içinde sadece sıradan bir göz değil ultraviyole ışınları gören bir göz, sıradan bir kulak değil tüm sesleri duyabilen bir kulak, dünya dışı ortamlarda yaşamaya elverişli organlar ve uzuvlar üretmemiz çok olası görünüyor.

Üçüncüsü ise robot mühendisliği. Akıllı robotlar işimizi çalıyor masallarıyla aklınızı karıştırmalarına izin vermeyin. Bugün insanlar tarafından gerçekleştirilen monoton, rutin ve kural temelli işler robot yazılımlar tarafından gerçekleştiriliyor. Özellikle doğal dil işleme, preskriptif analitik alanındaki gelişmelerle tam otomasyon sağlamaya 5 yıl uzaklıktayız. Örneğin, İnsansız Çağrı Merkezi.

İlgili Haber  Türkiye’nin ıskaladığı 21’inci yüzyıla ait 21 soru

Yapay zeka ile yakın gelecekte zeka (IQ) gerektiren işleri gerçekleştirebileceğimiz kesin. Ancak duygusal zeka (EQ) ve sosyal zeka (SQ) ile ilişkilendirilen vicdan, şefkat, sevgi gibi konuların beyinde nasıl oluştuğunu ve saklandığını anlamaya halen çok yakın değiliz. Özetle, duygusal zeka, bilinç, bilinçaltı ve hafıza konularını anlıyoruz ancak mekanizmanın nasıl çalıştığını bilmiyoruz!

Silikon vadisinin kurulmasından birkaç yıl sonra 1960’lı yılların sonlarından beri yarı iletken devre elemanları üretiyoruz. Geçen 50 yıl içerisinde kuantum bilgisayarlar üretecek kabiliyete ulaştık. Son 50 yıllık dönemin geçen her yılı içinde yeni bir teknolojiye ulaşma hızımız katlanarak artıyor.

Az önce yapay zeka ile IQ tamam ancak EQ için gidecek yolumuz var demiştik. Bu yol teknolojiye ulaşma hızımız nedeniyle düşündüğümüz kadar uzak olmayabilir. Nöronları biyo-genetik yöntemler ile renklendirerek farklı duygu durumlarında beyinde oluşan değişiklikleri analiz etmeye başladık bile.

Özetle, 

  • Dünyada bizden dolayı veya değil, yaşamın sona erme olasılığı var. Daha önce dünya üzerindeki yaşamın 5 kere kesintiye uğradığı tahmin ediliyor.
  • Sayısal dünyada, Endüstri 4.0 kavramı altında yapay zeka, makine öğrenme, derin öğrenme, nesnelerin interneti, bulut bilişim, büyük veri analitikleri yaşamı ve şirketleri yıkıcı bir şekilde dönüştürüyor.
  • Evrim, milyonlarca yıl içinde evcilleştirme ile müdahalelerimize rağmen doğal seçilim kuralları çerçevesinde meydana gelmiş görünüyor.
  • Mevcut insan bedeni uzayda uzun süre kalmaya uygun değil.
  • Önümüzdeki 50 yıl içinde kök hücre mühendisliği ile programlanabilen hücreler, doku mühendisliği, robot mühendisliği ve yapay zeka ile kendi evrim sürecimizi yaratmak üzereyiz. Bu yeni insan, bizlerden çok farklı olacak ve uzayda farklı gezegenlerde yaşayabilecek ve kolonileşmeye uygun olacak.
  • Bu yazıyı okuyan çoğu kişi büyük olasılıkla, çocuklarınız ise kesinlikle bu yeni insan ile beraber yaşayacak.

Kaynak: Gökhan ARIKSOY / Harvard Business Rewiev

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar