İşte Dünya’nın en yenilikçi şehirleri ve nedenleri

İnovasyon, statükoyu sekteye uğratan yeni teknolojiler birbiri ardına ortaya çıkarken, 21. Yüzyıl ekonomisinde başarılı şehirlerin kilit öğesi olarak görülüyor.

433
433

“Yenilikçi şehir” fikri, birçok farklı tarzı, sektörü ve sonucu kapsayabilir. Bu, dünya çapında çokuluslu firmaların ticari atılımlar gerçekleştiği bir şehir de olabilir, üniversiteleri ve kamu kuruluşları tarafından çığır açan araştırmaların yapıldığı bir şehir de, veya startup’lar ya da girişimciler tarafından yeni fikirlerin yaratıldığı bir yer de olabilir.

Şehirlerin global sistemini anlamaya yardımcı olması için JLL Cities Research Center (JLL Şehir Araştırma Merkezi) 10 şehir “tipi ” tanımladı. Aynı kategoride bulunan şehirler, belli bir ortak DNA’ya sahip, benzer karakteristikleri, olanakları ve zorlukları var.

“Büyük Yedi” adı altında toplanan global şehirler -New York, Tokyo ve Londra da bunlara dahil- sistemin çekirdeğini oluşturuyor ve modern ekonomide her bakımdan güçlü olanaklara sahip.

Bunlar geleneksel olarak inovasyonla ilişkilendirilen şehirler, çokuluslu kurumların evi, yetenek ve beceri açısından zengin, ve dünya çapında üniversitelerin toplandığı şehirler.

Fakat, orta ölçekli şehirler ve gelişen piyasalardaki şehirler de kendilerini inovasyon alanları oluşturarak geliştiriyorlar, modern ekonomide kendilerine uygun niş alanlar şekillendiriyorlar. Bunlar iki grup altında toplanıyor: “Yenilikçiler (Innovators)” ve “Girişimciler (Entreprisers)”.

1) Yenilikçiler
Son yıllarda, özellikle Avrupa ve ABD’deki orta ölçekli bir grup şehir, bilgi ve yüksek teknoloji konunlarında uzman hale geldiler, global inovasyon ağlarında önemli roller kaptılar.

Bunlara, Yenilikçiler diyoruz. Nispeten küçük olan bu şehirler, ekonomi teknoloji ve araştırma bazlı endüstrilere doğru yönelirken, akranlarıyla aralarındaki mesafeyi belirgin şekilde açtılar.

Çoğunlukla bu şehirler, büyük rakiplerine göre birçok olumsuz dış etkenin (ekonomik fiyatlı konutların kısıtlı olması, çevre sorunları) olmadığı algısıyla, uluslararası dolaşım halinde olan yeteneklerin ve işletmelerin ilgisini çekiyor.

Ancak, bahsettiğimiz şehirler benzer karakteristik özellikleri paylaşsalar da, bu durum inovasyona yönelirken hepsinin aynı yolu takip ettiği anlamına gelmiyor.

Üniversiteler, kurumlar, kamu kuruluşları ve girişimciler, hepsi farklı şehirlerde inovasyonu canlandırıyor, ama her örnek ciddi oranda bilgi ve uzmanlık paylaşıyor.

Yenilikçilere bazı örnekler:

Austin, masraf, kültür, yetenek ve iş çevresi bakımından bir takım faydalar sunarak küçük bir şehrin ABD’nin kilit teknoloji merkezlerinden biri haline gelmesini sağladı.

University of Texas (Teksas Üniversitesi) ve Texas State University’nin (Teksas Devlet Üniversitesi) varlıkları, şehrin yetenek kanalını ciddi şekilde besliyor, bunun yanısıra işletmelere yönelik uygun politikaları da Dell, IBM, Amazon ve Facebook gibilerinin ilgisini cezbetti.

Teknoloji firmalarının yoğun ilgisinden ve 2016’da ABD’deki startup aktivitelerinin en fazla görüldüğü metropolitan bölge olmasından dolayı “Silikon Tepeler” lakabını aldı.

Berlin, başlangıçta düşük bütçeli konutları ve kültürel çevresi sebebiyle kozmopolit, uluslararası yetnekler için bir mıknatıs oldu.

Aralarında online moda sitesi Zalando, yemek servisi veren Deilvery Hero ve yiyecek kutuları sağlayan HelloFresh’in de bulunduğu Rocket Internet’in başarılı şirketleri, şehrin kendi startup’larını geliştirmesini sağlıyor.

2015’te Berlin, Paris ve Londra’dan daha fazla girişimci sermaye fonunun ilgisini çekti, ki bu da şehrin daha büyük kentlerle yarışma kapasitesini ortaya koyuyor.

Boston’un gücü, dünyanın önde gelen yüksek eğitim merkezlerinden biri olmasından kaynaklanıyor. Dünyanin en iyi ilk üç üniversitesinden ikisi burada (MIT ve Harvard).

Bu sıradışı yetenek kanalı ve araştırma gücü, Boston’un bir takım bilimsel alanlarda lider konumunda olması demek, özellikle de bioteknoloji ve sosyal bilimler alanlarında.

Stockholm, ürettiği 1 milyar dolarlık şirketler rekoru sayesinde Avrupa’nın “tek boynuzlu fabrikası” olarak biliniyor. Şişi başına düşen tek boynuzlu sayısında İsveç’in başkentini sadece Silikon Vadisi geçebiliyor.

Müzik hizmeti sunan Spotify ve Candy Crush Saga’yı geliştiren King Games, şehrin başarılı startup’larından ikisi. Bu durum Stockholm’un sıradışı diijital, ulaşım ve kamu hizmetleri altyapısıyla da destekleniyor.

Yatırımcılar, Yenilikçiler’in birçoğunun sahip olduğu uzun dönem başarı olanaklarının farkında. 10 şehir tipi arasında, yatırım yoğunluğu açısından, Büyük Yedi’nin ardından, ki bu dünyanın en popüler gayrımenkul destinasyonlarını içeriyor, ikinci sıradalar (örn ekonomik ebata oranı olarak gayrımenkul yatırımı).

2) Girişimciler
İnovasyon, sadece gelişmiş ekonomilerdeki kurulmuş şehirlerde olmuyor. Daha çok, gelişmekte olan ekonomilerdeki şehirler, global inovasyon ağlarında kilit merkezler haline geliyorlar -ve Girişimciler olarak biliniyorlar.

Bunlar, kendi startup eko-sistemlerini ve global rekabet içindeki şirketlerini yaratmış olan son derece dinamik şehirler, ve sonucunda yerel yetenekler için bir mıknatıs haine geldiler.

Shenzhen, kendi uluslararası rekabete dayalı inovasyon ekosistemini, donanım üretimi alanındaki şöhretinin üzerine yapılandırarak geliştirdi.

Internet devi Tencent’in merkezi burada, tıpkı donanım firmaları Huawei ve ZTE gibi. Sonuç olarak, dünyadaki şehirler arasında Shenzhen, en çok patent başvurusu alan üçüncü şehir. Çin’in yapabildikleri arttıkça, Shenzhen de olayların merkezinde kalacak gibi görünüyor.

Bangalore, şehirde gelişen Wipro ve Infosys gibi  başarılı şirketleri üzerinden kendini, IT ilişkili dış kaynak kullanımı konusunda popüler bir destinasyon olarak geliştirdi ve  büyümeye devam ediyor.

Şimdi, çokuluslu şirketler şehrin araştırma ve geliştirme kapasitesinden faydalanabilmek için Banglore’a akın ediyor, bunların arasında Google’ın ABD dışında kurulan ilk Ar&Ge merkezi de var. e-ticaret platformu olan Flipkart ve Hindistan’ın ilk tekboynuzlusu InMobi gibi yeni startup’lar, şehrin girişimci yetenek havuzundan ortaya çıktı.

Yenilikçiler de Girişimciler de 2018’de inovasyonun önemini ve teknolojiyle ilgili güçlü yönlerini yansıtıyor. Yenilikçiler, kendilerini uzmanlık merkezi ve önemli değer zincirlerinde kilit noktalar olarak konumlandırıp, bulundukları sikletin çok üzerinde bir performans sergilediler.

Girişimciler ise üretim merkezi ve dış kaynak kullanımı konusunda kazandıklarını, kendi inovasyon ekosistemlerini kurarak ivme kazandılar.

Her ne kadar bu şehirlerin gelecekteki yeni ve sarsıcı teknolojilere nasıl cevap vereceklerini bilemesek de, gerekli malzemeye sahip olduklarını ve başarıya giden yolda devam edebilmek için iyi konumlandıklarını biliyoruz.

Kaynak: Jeremy Kelly / Ahval News

İlgili Haber  Büyükşehir'den Hizmet Otobüslerinde İnternet Hizmeti
Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar