Kara Kıta’nın Dijital Dönüşümle İmtihanı

Dijital Afrika ve Toplumsal Çözümler…

46
46

Dijital dönüşüm, dijital üretim, dijital insan… Kısaca digitalage diye tanımlanan dijital çağ. Dünya büyük bir kırılmanın eşiğinde ve bu kırılmayı yaşadığımız zaman dilimi belki gelecekte yeni bir çağın başlangıcı olarak tanımlanacak. Dijitalleşen sanayi üretimi ve dijitalize olan sosyal hayattan artık dünyanın neresine gidersek gidelim pek de kaçma şansımız kalmadı. Kuş uçmaz kervan geçmez sapa dağ başlarına giden arkadaşlarımızı bile sosyal medya dediğimiz dijital ortamda anlık takip edebiliyoruz. Durum böyle olunca da dijital dönüşümü takip edebilmek ve mevcut durumu anlayarak analizde bulunabilmek için gözlerimizi sadece Batı’ya ve teknoloji üreten Uzak Doğu’ya değil, çok daha farklı coğrafyalara da yönlendirmemiz gerekiyor. Hatta hiç tahmin edemeyeceğimiz coğrafyalara. Çünkü dönüşüm artık bir lüks değil, tüm coğrafyalardaki toplumlar için bir mecburiyet.

Bu yazımızda bu yüzden bakışımızı kara kıta Afrika’ya çevirmek istiyorum. Afrika deyince bir çoğumuzun aklına ilk gelenler arasında savaşlar, açlık, fakirlik, evinden ayrılmak zorunda kalmış milyonlarca mülteci ve insanın elinin tahribatına belli miktarda hâlâ direnebilmeyi başarmış bakir topraklar gelir.  Turistlerin, ellerinde mızraklarıyla şov yapan ilkel kabileleri izlediği, belli nedenlerden dolayı sanayileşememiş ve üretim dünyasında yerini alamamış teknolojiden uzak topraklar.

Afrika’da Yeni Bir Dönem

Oysa Afrika da tüm dünya gibi hızlı bir dönüşümün içinde. Özellikle Çinlilerin olanca hızlarıyla ve güçleriyle kıtaya girmesinin ardından adeta eski ve yeni arasında bir uçurum oluşmakta. Ülkemizde konuya ilgili çok fazla araştırma yapılmadığı için de ne yazık ki bu yenlikleri yine Batılı kaynaklardan ediniyoruz. O zaman bir parantez açarak burada bir cümle kurmakta fayda var. (Acilen Afrika’da dönüşümü yerinde inceleyerek düzenli raporlama yapacak ekipler kurmalı ve gelişen pazarda yerimizi almalıyız)

Şimdi yine konumuza dönelim. Avrupa Birliği’nin resmi kültür kanalı ARTE’nin geçtiğimiz ay boyunca yayınladığı Dijital Afrika serisi kıtanın farklı kesimlerinden mühendislerin yaptıkları çalışmalarla ilgili çok ilginç bilgiler ve yenilikler aktarıyor. Ancak çalışmalara baktığımızda Kenya’nın öne çıktığını belirtmekte fayda var. Hatta bazıları şu an bizim de üzerinde oldukça tartıştığımız ve henüz tam anlamıyla başaramadığımız başlıklar. Çalışmalar birebir topluma yönelik olmalarından kaynaklı da Japonların Toplum 5.0 projeksiyonuyla da bağlantı arz ediyor.

Afrika’yı İnternete Bağlamak

Bu çalışmaların arasında neler yok ki? Mesela Kenyalı mühendislerden oluşan BRCK ekibinin projesi MOJA. MOJA, her şeyin paraya endeksli olduğu Batı dünyasında birçok insan için hayal bile sayılabilir. Hatta şunu belirtelim: MOJA tarzı uygulamalar özellikle ülkemizdeki belediyelerin de hizmetleri arasında var. MOJA ne mi? MOJA Superbrck router’lar aracılığıyla herkesin internete ücretsiz bağlanabildiği bir ağ sistemi. Sinyal kapsamındaki herkes internete ücretsiz olarak bağlanabilir veya şovları izleyebilir, müzik dinleyebilir veya ağdaki kayıtlı içerikten kitap okuyabilir. MOJA kapsamında şu anda Kenya’nın başkenti Nairobi’de 300 otobüste ve 200 noktada insanlar ücretsiz olarak internete bağlanabilmekte. Kapsama alanına bakınca ülkemizde insanlara sunulan bedava kapsama alanlarından çok daha geniş bir yapı karşımıza çıkıyor. MOJA’nın sloganı da oldukça iddialı: “Afrika’yı internete bağlıyoruz.”

İlgili Haber  Değişim Hızımız Teknolojiyi Yakalayabilecek Mi?

MOJA’nın hayata geçirilmesinde ülkedeki mevcut şartların önemli bir rolü var. Kenya’nın nüfusu yaklaşık 45 milyon ve bu nüfusun sadece 10 milyonu internete erişebilir durumda. Bu da ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 22’si civarında. Bunun yanında ülkeye giren Çin ürünü cep telefonu gibi ucuz teknolojik aletlere ulaşım oldukça kolay. Fakat internet olmayınca ucuz akıllı ürünlerin de pek bir anlam kalmamış. BRCK ekibi de madem aletler mevcut bize de interneti bedava sağlamak düşer diyerek projeyi hayata geçirmiş. Sistem üzerinden oluşturduğunuz videoları yayınlayabilir, müzik listenizi paylaşabilir ve e-kitaplarınızı insanlara sunabilirsiniz. Kısaca MOJA sadece bir internete bağlanma sistemi değil aynı zamanda insanların yaratıcılıklarını da geliştirmeye ve paylaşmaya yönelik bir sistem ve projenin geliştiricileri artık internetin bir insan hakkı olduğunu savunmakta.

3 Milyon Çocuğa Ödev

Yine Kenya’da hayata geçirilen e-eğitim sistemi ülkedeki bir açığı kapatmanın derdinde. Yerel bir firmanın hayata geçirdiği yazılım ile öğretmen sayısının az olduğu ülkenin uzak köşelerindeki çocukların eğitimine katkı sunuluyor. İnternete erişimin zor olduğu ülkede çocuklara ödevleri SMS yoluyla gidiyor ve yine SMS yoluyla ödevler alınabiliyor. Gelen ödevler ardından sisteme girilerek kontrol ediliyor. 3 yıldır uygulanan e-eğitim kapsamında 3 milyondan fazla okul çocuğu ödevlerini alıyor. Ancak bu çocukların sadece her ay ortalama 143 bini sistemi aktif olarak kullanıyor. Uygulamanın harekete geçirilmesindeki motto ise ”Eğitimde Eşitlik”. Kısaca sistem ülkedeki bir açığı kapatabilmek ve eğitimde eşitliği sağlamak amacıyla oluşturulmuş kamu yararı taşıyor.

BİSA: Doktora Sor 

Bu sefer Gana’dan bir örnek verelim. Gana’da geliştirilen bir uygulama üzerinden insanlar 7-24 doktora ulaşabilme ve danışabilme şansına sahipler. Uygulamanın ismi ise BİSA: Bisa, Gana Twi dilinde “sor” anlamına gelmekte. Doktora ve hastaneye ulaşabilmenin oldukça sıkıntılı olduğu ve cinsel hastalıkların yaygın olduğu coğrafyada özellikle bu hastalıklarından dolayı damgalanma korkusu yaşayan insanlara büyük kolaylıklar sağlayan uygulama oldukça faydalı bir toplumsal sorumluluğu da üstleniyor. Kısaca tedaviye ulaşmanın zor olduğu bölgede sağlık sistemindeki açığı kapatmak için geliştirilen uygulamaya talep ise oldukça yaygın.

İlgili Haber  4.0 dalgası yerine sektörel üstünlüklerimiz peşinde koşalım

BİSA’nın internet sayfasında sağlık politikalarına yaklaşımları ise şu şekilde açıklanıyor: BİSA sadece nitelikli doktorlardan tıbbi yardım alma problemlerini ele almakla kalmaz, aynı zamanda yaygın hastalıkların epidemiyolojisi ve patogenezi hakkında güncel bilgiler sağlayarak ve hastalığın yayılım coğrafyasını belirleyerek yayılmasını kontrol eder. Kısaca özetlemek gerekirse özellikle cinsel hastalıkların pençesinde kıvranan Afrika için oldukça önemli bir girişim dememiz yanlış olmaz.

9 Dil, 11 Ülkede E-Tarım 

Yine Gana’da Farmerline Şirketi’nin uygulamaya geçirdiği bir uygulama Afrikalı çiftçileri bilgilendirmeyi ve kıtadaki tarım faaliyetlerini geliştirmeyi amaçlıyor. Şirketin hayata geçirdiği uygulama ile çiftçilere gerçek zamanlı tarım eğitimi veriliyor. Şirket, bilgileri Afrika’daki çiftçilere dağıtmak için mobil ağlar ve tarım kuruluşları ile ortak çalışıyor. Uygulama ile cep telefonunda hava durumu tahminleri, piyasa fiyatların yanı sıra ödeme işlemleri gerçekleştirilebiliyor. İçerikler toplam 11 ülkede 9 yerel dilde sesli olarak iletiliyor. Ayrıca bu bilgiler kullanıcıların konumuna ve üretim aşamasına özelleştirilmiş bilgi olarak aktarılıyor.

Dünya tarım devlerinin gözlerini Afrika’nın uçsuz topraklarına diktiği günümüz küresel pazarı göz önünde bulundurulduğunda uygulamanın Afrikalı yerel çiftçilerin rekabet gücünü artırması hedefleniyor. Böylece insanlar ilkel yolları kullanmayı bırakarak modern tarıma geçiş yapabilecek ve varlıklarını sürdürebilecek. Köyler boşalmamış ve ülkemizin bir zamanlar yaşadığı kentlerdeki gecekondulaşmanın ve varoşlaşmanın önüne geçilebilmiş olacak. Elbette bugüne kadar zaten çok sayıda insan Afrika’da da topraklarından kopmuş ve kentlere yığılmış durumda. Yine de elde kalanların köylerde yaşamını devam ettirebilmelerini ve tarım savaşlarında aktif birer oyuncu olmalarını sağlayabilmek için coğrafya için hayati önem teşkil etmekte.

Yukarıdaki örnekleri çoğaltmak mümkün. Afrika’nın dönüşüm haritasına baktığımızda ise başta Kenya olmak üzere Gana’yla birlikte iki ülkenin öne çıktığını ve özellikle gündelik toplumsal sorunlara eğildiklerini görüyoruz. Ülkemizde de gündelik sorunlara çözüm üretebilecek uygulamalar geliştirmek hiç de zor değil. Tek yapmamız gerek maddi kaygıları bir kenara bırakmak ve toplumsa sorunlara çözüm odaklı düşünmek. İmkânımız da kapasitemiz de Afrika’dan bu konuda çok daha yüksek.

Kaynak: Harvard Business Rewiev

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar