Küreselleşme 4.0 ile Nasıl Başa Çıkılır?

İsviçre Alpleri’nin küçük dağ kasabası Davos, Alman yazar Thomas Mann’ın muhteşem “Büyülü Dağ” romanının 1924’te yayınlanmasından bu yana küresel ilgi odağı. Bir zamanların kayak ve tedavi merkezi, bugün küresel siyaset ve ekonominin şekillendiği noktalardan biri.

86
86

İsviçre Alpleri’nin küçük dağ kasabası Davos, Alman yazar Thomas Mann’ın muhteşem “Büyülü Dağ” romanının 1924’te yayınlanmasından bu yana küresel ilgi odağı. Bir zamanların kayak ve tedavi merkezi, bugün küresel siyaset ve ekonominin şekillendiği noktalardan biri. 1971’de kurulan Dünya Ekonomik Forumu (WEF), 2019 yılında yine Davos’ta dünyanın 4.000’e yakın siyaset ve ekonomi liderini bir araya getirdi. “Dördüncü Sanayi Devrimi çağında küresel yönetişimi yeniden şekillendirmek.” teması ile 5G, bulut bilişim, nesnelerin interneti, akıllı fabrikalar ve otonom nesneler çağında her şey altüst olurken çözümün ulusal egemenlik ve korumacılık duvarları ardına sığınmak değil, kamu-özel sektör iş birliğinin küresel çapta artırılmasında olduğu vurgulandı.

Hızla gelişen teknolojilerin başlattığı dönüşümü “Dördüncü Sanayi Devrimi” olarak nitelendiren WEF, bu dönüşümle başa çıkabilmek için küresel bir iş birliği ortamını yaratacak mekanizmaların kurulması gerektiğini savunuyor. Çünkü, WEF’e göre Dördüncü Sanayi Devrimi’nin yol açtığı ya da keskinleştirdiği uluslararası ticaret, patent, fikri mülkiyet hakları, beyin ve emek göçü gibi sorunların ulusal egemenlik sınırları içinde çözülmesi mümkün görünmüyor. Buna karşılık dünyada küresel iklim değişikliğine bağlı aşırı iklim olayları sıklaşır, gelir dağılımı adaletsizliği artar, gelişen teknolojiler geniş çaplı sosyal dönüşümleri zorunlu kılarken ortaya çıkan siyasi ve ekonomik belirsizlikler içe kapanmacı siyasetin yükselişine neden oluyor. WEF, yaşanan sorunu “küresel yönetişim mimarisinin krizi” olarak niteliyor.

Dördüncü Sanayi Devrimi’nin Fırsat ve Tehditleri

Dünyada geçmişte de coğrafi keşifler, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları ve Bilişim Devrimi gibi dönemeçlerde küreselleşme dalgaları yaşamıştı. Bugün, dördüncü bir küreselleşme dalgasını zorunlu kılan yeni teknolojilerin tetiklediği Dördüncü Sanayi Devrimi’yken, yeni sanayi devrimini tetikleyen ise üretimin dijitalleşmesi oldu. Aslında dijitalleşme 20. yüzyılın ortasında başlayan bir süreç; ancak 21. yüzyılın yeni teknolojileri pek çok alanda büyük bir hızla hemen her ülkede bu dönüşümü etkilemeye başladı.

Bunların başında da mobil teknolojiler geliyor. Akıllı cep telefonları, internet bağlantılı milyarlarca taşınabilir cihaz bilgiye ulaşımı sınırsız hâle getirdi ve yepyeni fırsatlara kapı araladı. Bugün mobil teknolojilerde yeni bir devrimin eşiğindeyiz. 5G; düşük gecikme hızı, 4G’ye oranla 10 kat daha hızlı olan ve kilometre başına 10 milyon cihaza bağlantı sağlayan geniş kapasitesi ile; Dördüncü Sanayi Devrimi’nin en önemli bileşenleri olan nesnelerin interneti uygulamalarının yaygınlık kazanmasını, otonom nesnelerin (IHA, sürücüsüz kara araçları, robotlar vb.) daha hızlı gelişim kaydetmesini sağlayacak. ABD ve Güney Kore’de insanlar beşinci nesil (5G) mobil ağlarını kullanmaya başladılar. Çin, Avustralya, Japonya ve Finlandiya pilot denemelerine giriştiler. 5G’nin yaygınlık kazanmasıyla bütün sektörler yeni teknolojilerin fırsatlarından yararlanabilecek. İnsansız akıllı fabrikalar talebe göre optimal üretimi azami esneklikte gerçekleştirebilecek. Sağlıkta bütün tıbbi ekipman ve ilaçlar anlık takip edilebilecek, kötü kullanım ve israfın önüne geçilebilecek. İş gücü sıkıntısı çekilen tarım sektöründe “hassas tarım” uygulamaları yaygınlık kazanabilecek. Böylece ileri teknolojiler kullanılarak asgari iş gücüyle, toprak ve bitkilerin ihtiyaçlarına en uygun girdiler optimum seviyede kullanılacak. Bu şekilde bir yandan verim artırılabilecek, diğer yandan toprak ve diğer doğal kaynakların korunması sağlanabilecek. Otonom araçların yaygınlık kazanmasıyla birlikte yük ve yolcu taşımacılığında güvenlik, trafik sıkışıklığı, gecikmeler ve karbondioksit salınımı gibi sorunlar ortadan kaldırılabilecek.

İlgili Haber  Amazon'un piyasa değeri 1 trilyon dolara ulaştı

Bulut bilişim ve gelişmiş işlemciler, yapay zekâ ve öğrenen makineler teknolojilerinde de patlama derecesinde gelişmelere yol açtı. Yapay veya dijital zekâ, mobil iletişim ve nesnelerin interneti uygulamalarında kullanılarak bugün artık hayatımızın her alanına nüfuz etmiş durumda. Otonom nesnelerin yaygınlık kazanmasından chatbot’lara, yeni ilaçların geliştirilmesinden güvenlik sistemlerine ve kültürel ilgilerin tespit ve tahminine kadar pek çok alanda dijital zekâdan yararlanılıyor.

Katmanlı imalat (üç boyutlu yazıcılar), nanoteknoloji, biyoteknoloji, malzeme bilimi, enerji depolama çalışmaları ve yeni nesil süper bilgisayarların önünü açacak kuantum bilişim çalışmaları da dijital üretim teknolojilerine boyut atlatmaya başladı. WEF’in kurucusu Klaus Schwab’in sıklıkla tekrarladığı gibi “Fiziksel (Makine), dijital (yazılım) ve biyolojik (insan) arasındaki çizgiler bulanıklaşıyor.” Mühendisler, tasarımcılar ve mimarlar; bilgisayarlı tasarımı, katmanlı imalat, malzeme mühendisliği ve sentetik biyolojiyle birleştirerek tüketim maddeleri ve hatta evler inşa ediyor. Bu yeni üretim tekniği, üretim hatalarının ve kayıpların ortadan kaldırılmasına; varlıkların, kaynakların ve zamanın en iyi şekilde kullanılmasına; tüketicinin ihtiyaçlarına tam uygun nitelikte ve miktarda ürünlerin tüketiciye en yakın noktada, en kısa sürede üretilerek sunulmasına imkân tanıyor. Bu açıdan israfın önlenmesini, yerel ekonomilerin desteklenmesini ve en önemlisi üretim kaynaklı küresel ısınmaya yol açan sera gazları emisyonunun azaltılmasını sağlama potansiyeli taşıyor.

Ancak Dördüncü Sanayi Devrimi’ne hem ekonomik hem de kültürel açıdan iyi hazırlanmak gerekiyor. Öncelikle üretim ve hizmetlerin dijitalleşmesi istihdamda büyük dönüşümü zorunlu kılıyor. Dijitalleşme, dijital okuryazarlığa sahip bir iş gücünü gerektiriyor. Nitekim bugün iş ilanlarının büyük bölümü, 10 hatta 5 yıl önce hiç var olmayan büyük veri analistliği gibi yetenekler için veriliyor. Yeni dijital yeteneklere talebin giderek artacağına dair hiç kuşku yok. Nitekim bugün ilkokula başlayanların yüzde 65’inin gelecekte bugün hiç bilinmeyen iş kollarında çalışacağı tahmin ediliyor. Korn Ferry Enstitüsü’nün tahminlerine göre 2030 yılında tüm dünyada 85.2 milyon pozisyon gerekli yetenekte insan bulunamadığı için doldurulamayacak. Teknoloji, medya ve telekomünikasyonda bu açık 4.3 milyonu bulacak. Ayrıca Dördüncü Sanayi Devrimi’nin işinden edeceği iş gücünü, yeni ihtiyaçlara göre vasıflandırmak için 34 milyar dolar harcamak gerekecek. Bu miktarın yüzde 86’sı devletler tarafından üstlenilmek zorunda kalacak.

İlgili Haber  Amazon Çin’den çekilme kararı aldı

Öncelikle üretim ve hizmetlerin dijitalleşmesi istihdamda büyük dönüşümü zorunlu kılıyor. Dijitalleşme, dijital okuryazarlığa sahip bir iş gücünü gerektiriyor. Nitekim bugün iş ilanlarının büyük bölümü, 10 hatta 5 yıl önce hiç var olmayan büyük veri analistliği gibi yetenekler için veriliyor. Yeni dijital yeteneklere talebin giderek artacağına dair hiç kuşku yok. Nitekim bugün ilkokula başlayanların yüzde 65’inin gelecekte bugün hiç bilinmeyen iş kollarında çalışacağı tahmin ediliyor. Korn Ferry Enstitüsü’nün tahminlerine göre 2030 yılında tüm dünyada 85.2 milyon pozisyon gerekli yetenekte insan bulunamadığı için doldurulamayacak. Teknoloji, medya ve telekomünikasyonda bu açık 4.3 milyonu bulacak. Ayrıca Dördüncü Sanayi Devrimi’nin işinden edeceği iş gücünü, yeni ihtiyaçlara göre vasıflandırmak için 34 milyar dolar harcamak gerekecek. Bu miktarın yüzde 86’sı devletler tarafından üstlenilmek zorunda kalacak.

Dördüncü Sanayi Devrimi, işletmeler açısından bazı zorluklar barındırıyor. Yeni teknolojiler sektörel uzmanlaşma alanları arasındaki sınırları bulanıklaştırırken yeni ve çevik oyuncuları, büyük oyuncuların ciddi rakibi hâline getirebiliyor. Dijital çağda işletmeler, talebe yetişmek için tasarım, pazarlama ve dağıtım biçimlerini yeniden oluşturma ihtiyacı duyuyor. Kısacası Dördüncü Sanayi Devrimi, işletmelerin değer zincirlerini baştan aşağı yenilemelerini zorunlu kılıyor.

Geleneksel Kalıplar Sorgulanıyor

WEF Kurucusu Schwab, 49. Davos Zirvesi’nde yaptığı konuşmada “Küreselleşme 4.0 daha yeni başladı ama dünyanın büyük bölümü buna hazırlıklı değil.” yorumunu yaptı. Ona göre modası geçmiş düşünce biçimi ve eskimiş kurumlarla yeni döneme hazır olmak pek mümkün görünmüyor. Schwab’a göre bunun yerine, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra olduğu gibi, küresel sistemi yeniden inşa ederken kamu-özel sektör iş birliğinin küresel düzeye taşınması gerekiyor. Bunun sağlanması için dünya devletlerinin yeni sanayi devriminin yaşamları, ekonomiyi, kültürü ve çevreyi nasıl değiştireceğini tartışması ve ortak değerleri belirlemesi gerekiyor.

Kaynak: GE Türkiye Blog

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar