Makineleri Duygularla Tanıştıracak Teknoloji: Silikon Beyin

Size geleceğin nasıl olacağını veya o geleceğe ulaşmamızda hangi teknolojinin en büyük paya sahip olacağını sorsam ne derdiniz? Muhtemelen yapay zeka veya öğrenen makineler gibi günümüzde her şeyi değiştiren kavramları düşünürsünüz. Ama bizim elimizde 100 milyon yaşındaki dünyanın en köklü donanımı var: Beynimiz.

88
88

Size geleceğin nasıl olacağını veya o geleceğe ulaşmamızda hangi teknolojinin en büyük paya sahip olacağını sorsam ne derdiniz? Muhtemelen yapay zeka veya öğrenen makineler gibi günümüzde her şeyi değiştiren kavramları düşünürsünüz. Ama bizim elimizde 100 milyon yaşındaki dünyanın en köklü donanımı var: Beynimiz.

Bilgisayarlar ve insanlar arasında önemli benzerlikler olduğu bir gerçek. İki taraf da bilgiyi dışardan alıyor ve bundan bir sonuç çıkarıyor. Ancak makineleri insanlardan ayıran en büyük fark hissetme yetilerinin olmaması ve duyguya sahip olmamaları. Tabii yazılım ve donanım alanlarında hızla yaşanan gelişmeler ışığında bu fark da tarihe karışacak gibi görünüyor. Nitekim insan beynini model alarak geliştirilen silikon beyin, makinelerin zekasına yepyeni bir boyut kazandıracak.

İnsan beynini taklit edebilen nöromorfik çipleri temel alarak oluşturulan silikon beyinler şu anda ne yazık ki insan beyninin yakınına yaklaşabilecek kadar bile gelişmedi. Bunun belki de en önemli sebebi yapay zeka, öğrenen makineler, blok zinciri ve nesnelerin interneti gibi teknolojilerin muazzam seviyede bir bilişim gücü tüketiyor olması. Nöromorfik çiplerin ilerleyebilmesi için öncelikle elimizdeki teknolojileri, yazılımları ve donanımları daha verimli hale getirmemiz gerekiyor.

İlgili Haber  BİSİAD sektör profesyonellerini buluşturuyor

Nöromorfik çiplerin günümüz teknolojilerine kıyasla sunacağı en büyük fayda ise bütün işlemi kendi içinde yapıyor olması olacak. Yani başka bir deyişle gerektiğinde yapay zeka veya nesnelerin interneti gibi kendisinden çok daha büyük bir sunucuyla veri alışverişi yapmak yerine bütün düşünme, fikir geliştirme ve sonuç oluşturma işlemlerini sadece tek bir çip içinde yapacak. Bu da enerji verimliliği, işlem hızı, yerel hatalara daha hızlı çözüm bulma ve öğrenme yeteneği anlamına geliyor.

Günümüzde birçok nöromorfik çip denemeleriyle karşılaşmak mümkün. 2018’in başlarında MIT araştırmacılarından oluşan bir ekip nöromorfik çip tasarımı paylaştı. Scott Tan, Jeehwan Kim ve Shinhyun Choi’nin eseri olan bu çip, nöromorfik mühendisliğin yapı taşlarından birisi oldu.

Biraz daha geriye gidersek, 2013’te Qualcomm’un duyurduğu Zeroth işlemcileri karşımıza çıkıyor. Nöromorfik çip olarak tanımlanmayan bu işlemci, esasında tıpkı nöromorfik çipler gibi insan beynini temel alıyor. Qualcomm, Zeroth çipiyle gerçekleştirmek istediği üç amacı olduğunu belirtmiş:

  1. İnsan gibi öğrenmek: Qualcomm bu başlık altında işlemcilerinin insan gibi olmasını değil, bunun ötesine geçerek insan gibi öğrenebilmesini hedefliyor. Geliştirdikleri yazılım sayesinde işlemci, etrafındakileri gözlemleyerek bir sonuç çıkarıyor ve öğrenme işlemini başarıyla tamamlamış oluyor.
  2. Cihazların dünyayı insan gibi görmesi ve yorumlaması: Zeroth’la elde edilmek istenen bir diğer başarı da işlemciyi kullanan cihazların aynı beynimiz gibi bilgileri duyularıyla oluşturması. Bunun için nörobilimciler, biyolojik nöronların hareketlerini başarılı bir şekilde taklit eden matematiksel modeller oluşturmuş.
  3. Nöral İşlemci Ünitesi (NPU): Qualcomm’un üçüncü ve son hedefi ise Nöral İşlemci Ünitesi (NPU) adını verdiği yeni işlemci mimarisini oluşturmak ve bunu standartlaştırmak. Qualcomm bu işlemci ünitesinin günümüz sistemleriyle de uyumlu olmasını istemiş. Çünkü bu sayede kullanıcılarına bildikleri geleneksel programlama dilini kullanarak program geliştirme ya da NPU’yu kullanarak cihazı insan gibi etkileşim ve davranışlarla eğitme seçeneği sunabileceklerini belirtmişler.
İlgili Haber  İş Dünyasında Yeniliğin Ayak Sesi: GE Küresel İnovasyon Barometresi 2018

Gelecekte neler olacağını sabırsızlıkla beklememizi sağlayan teknolojiler listesine silikon beyni ve nöromorfik çipleri eklemek sanırım yanlış olmaz. Önceki yazılarımda belirttiğim gibi, bu teknolojilerde yaşanan gelişmeleri de yakından takip edip sizinle paylaşmaya devam edeceğim.

Kaynak: Gökhan Arıksoy / Harvard Business Rewiev

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar