Neden Bir Blockchain Ekosistemine İhtiyacınız Var?

Gartner tarafından her sene yenilenen ‘Teknoloji İlerleme Döngüsü’ (Gartner Hype Cycle) teknolojik yeniliklerin yaşam döngüsündeki 5 kritik aşamayı özetler. Dr. Sertaç Doğanay bu döngüyü anlamak için hazırladığı çalışmada bu dönemleri şöyle izah eder: İlk olarak ‘Teknolojik Tetikleme’ aşaması ile umut vadeden bir teknoloji ortaya çıkar ve medyanın ilgi odağı haline gelir ancak bu ürün teknoloji henüz kullanılabilir hale gelmediği gibi ticari açıdan bir geleceğinin olup olmayacağı bile belirsizdir. İkinci aşama ‘Beklentilerin Tepe Noktası’ olarak ifade edilen birkaç başarılı girişime nazaran...

64
64

Gartner tarafından her sene yenilenen ‘Teknoloji İlerleme Döngüsü’ (Gartner Hype Cycle) teknolojik yeniliklerin yaşam döngüsündeki 5 kritik aşamayı özetler. Dr. Sertaç Doğanay bu döngüyü anlamak için hazırladığı çalışmada bu dönemleri şöyle izah eder: İlk olarak ‘Teknolojik Tetikleme’ aşaması ile umut vadeden bir teknoloji ortaya çıkar ve medyanın ilgi odağı haline gelir ancak bu ürün teknoloji henüz kullanılabilir hale gelmediği gibi ticari açıdan bir geleceğinin olup olmayacağı bile belirsizdir.

İkinci aşama ‘Beklentilerin Tepe Noktası’ olarak ifade edilen birkaç başarılı girişime nazaran başarısız pek çok girişimin olduğu, ticari dünyanın yer yer bu teknolojiye karşı alakasının arttığı bir dönemi işaret eder.

Üçüncü aşama bir ‘Hayal Kırıklığı Oyuğu’ oluşturur. Teknolojinin getirdiği beklentilerin bir kısmı hayal kırıklıkları ile sonuçlanmıştır. Geriye sadece bu teknolojiye gerçekten inan kişi ve şirketler kalmıştır. Artık teknolojinin gelişmesi için yatırımlar bu kaynaklardan gelecektir.

Nihayet ‘Aydınlanma Eğimi’ ile bu teknolojinin iş yaşamı ve gündelik hayata olan etkisi netleşmeye başlar. Ortaya çıkan prototipler, ikinci ve üçüncü nesil ürünlere temel teşkil eder.

Sürecin sonunda ise ‘Verimlilik Platosu’ vardır. Bu aşamada teknoloji geniş kitlere ulaşmıştır. Ürün ve hizmetler farklı piyasalarda boy gösterir. Yapılan yatırımlar karşılığını almaya başlar.

Bu aşamaların tamamında strateji liderleri ve yöneticileri için verilen mesajlar içinde en önemlisi şudur: “Doğru zamanda doğru adımları atarsanız, yenilikçi teknoloji dalgaları üzerinde keyifle sörf yapabilirsiniz.”

Blockchain teknolojisinin geçmişi hakkında muhtemelen bilgi sahibisiniz. Kısaca hatırlayacak olursak; 2008 yılında yayımlanan bir makalenin, 2009 yılında kodlanarak çalışmaya başlaması ve aradan geçen 10 yıllık dönemde artık gerçekleştiğini kanıtlamış bir teori haline gelmesi olarak özetleyebiliriz. Bugün hâlâ gerçek kimliği belirsiz Satoshi Nakamoto tarafından kaleme alınan bu makaleyi okuyacak olursanız, muhtelif teknik terimler ve matematiksel süreçler ile karşılaşırsınız. Ve bu alanda uzman değilseniz kafanız karışabilir. Özetle bu makalede ifade edilen teori şunu iddia etmekteydi; “Güvenilir finansal bir sistem kurmak için artık merkezi yapılara ihtiyaç kalmamıştır. Matematiğin gücü ile asla kandırılamayacak ve bozulamayacak, dağıtılmış bir kayıt yapısı kurulabilir.

Evet, teori kulağa oldukça iddialı geliyor ancak Bitcoin adı verilen sistem; emisyon hacmi belirli bir yapı kurarak, transfer işlemleri yapılabilmesini ve bunun da sadece eşsiz kriptografik anahtarlara sahip kişiler tarafından gerçekleştirilmesini güvence altına alıyor. Sistem 10 yıldır çalışıyor ve henüz aksini matematiksel olarak ispatlayabilen çıkmadı.

İlgili Haber  Blockchain dijital reklam verimliliğini yükseltiyor

Her ne kadar Nakamoto’nun makalesinde “Blockchain” kelimesi hiç yer almasa da bu gizemli veri kayıt süreci bizlere bu kelimeyi armağan etti. Aradan geçen zaman zarfında yenilikçi fikirler ile EthereumHyperledger ve benzeri pek çok platformun geliştirilmesi ile anlaşıldı ki Blockchain sadece basit finansal bir yapının çok ötesinde iş yapma şeklimizi hatta devletlerin yapısal bütünlüğünü bile değiştirme gücüne sahip.

Blockchain teknolojisinin neden bu kadar güçlü olduğunu tek kelime ile ifade edecek olursak tarihte eşi ve benzeri görülmemiş, gücünü matematikten alan bir “Güven Protokolü” olarak tanımlayabiliriz. Birbirini hiç tanımayan kişiler, organizasyonlar, şirketler ve kurumlar arasında kurulabilecek mutlak bir güven yapısı. Sadece veri kaydetmeyi değil, otomatikleştirilmiş işlemleri, hızlandırılmış süreçleri, mevcut yapılara göre düşük maliyetleri ve daha fazlası… Eğer bunlar ilgi çekici geldiyse temel anlamda sizi aydınlatabilecek “Blockchain 101” kitabını okumanızı tavsiye ederim.

Deloitte’ın henüz 2017 yılında yayımladığı raporda yer alan bir öngörüye göre Blockchain teknolojisi için kavram kanıtlama sürecini 2016 yılında bıraktık, pilot çalışmaları 2017’de yaptık, üretime 2018’de geçtik ve şu anda yükselmekte olan adaptasyon sürecinin içindeyiz. 2020 ve sonrasında ise Blockchain her alanda standart bir teknolojik bileşen haline dönüşecek. Sadece Deloitte değil, dünyanın tüm önde gelen danışmanlık ve teknoloji liderlerinden benzer tahminler geliyor. Kendimize sormamız gereken soru şu; şirketimiz bu teknolojinin neresinde?

Eğer yenilikçi kavramları ve süreçleri kaçırarak dışarıda kalma korkusu (FOMO-Fear Of Missing Out) bizleri sarıyorsa, telaşla bir proje başlatmak için ‘acil’ kodlu toplantılar yapmaya başlamak bir tercih olabilir. Yanlış Seçim! Öncelikle teknolojik bir uygulama olmanın ötesinde bir düşünce tarzı ve hatta felsefe olan Blockchain’in doğasını anlamalı ve keşfetmelisiniz. Güzel haber: Bu, kolay ve kısa bir süreç. Kötü haberse esas zorluğun bu aşamadan sonra başlaması. Ne yapmalıyız? Nasıl yapmalıyız sorusu kafanızı kurcalamaya başladığı andan itibaren zorlu bir süreç başlayacak.

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) bugüne kadar BBN ve Belgem.io adında iki Blockchain kavram kanıtlama projesi geliştirdi. BKM Genel Müdür Yardımcısı Celal Cündoğlu: “Bir Blockchain projesi yapmak için en zor şey doğru bir senaryo bulmak” diyor. Blockchain devrimsel bir teknoloji olabilir ancak her hastalığa ilaç değil. Hatta “sorununu arayan bir çözüm” olarak yapılan tanım hiç haksız sayılmaz. Peki, doğru senaryoyu nasıl bulacağız?

İlgili Haber  Çiftlikten Blockchain’e: Walmart, ürünleri blockchain ile takip etmeye başlıyor

İhtiyaç duyduğunuz şey bir ekosistem zira Blockchain’in doğası merkezi olmayan bir düşünce tarzı gerektiriyor. Diğer yandan hatırlayacak olursak; karşılıklı ve çoklu ilişkilere sahip yapılar için Blockchain bir güven protokolü sağlıyordu. Benzer şekilde Blockchain ile geliştirilecek çözümler için farklı bakış açılarına sahip, çok yönlü analiz gücü ile donanmış bir ekosistem gerekiyor.

Blockchain Türkiye Platformu (BCTR) bu düşünce tarzını benimseyerek, dünyadaki tüm benzerleri için yürütülen detaylı bir araştırma ve analiz sonrasında, Türkiye’nin dinamikleri ve yapısını göz önüne alarak 2018 yılının Haziran ayında, Türkiye Bilişim Vakfı’nın (TBV) bir inisiyatifi olarak hayata geçirilen bir platform; bir ekosistem öncüsü.

BCTR hakkında daha fazla bilgiyi internet sitesinde bulabilirsiniz. Bununla birlikte dünyada benzerine az rastlanır bir başarıya sahip, zira Blockchain düşünce yapısına uygun yaklaşım bu organizasyonun 6 aydan kısa süre içinde 55’den fazla üye kazanmasını sağladı. Normal durumlarda bir araya gelmekten imtina eden çok ciddi rakip markalar, organizasyonun Çalışma Grupları bünyesinde, aynı masa etrafında toplanarak araştırma projelerine katkıda bulunuyorlar. Platform sürekli haber ve içerik akışı ile birlikte, yoğun bir etkinlik programına sahip ve ilk çalışma raporları Mart ayından itibaren yayımlanmaya başlayacak.

Elbette her kurum kendi içinde bir Blockchain projesi üretmekte özgür, hatta böyle kurumların başarılı olma ihtimali de yüksek. Dünyada böyle örneklere rastlıyoruz öte yandan iş yapma anlayışı artık ilişkiler ve iletişim üzerine gelişiyor. İletişim teknolojiler ve yeni nesil bir iletişim platformu olan internet sayesinde son 20 yıl içerisinde elektronik ticaret, Airbnb, Uber, gibi yapılar ortaya çıkıyor. Kitlesel fonlama, kaynak bulmaya bakış açımızı değiştiriyor. Bu süreçte hızla gelişmeye devam eden iletişim teknolojileri sayesinde daha karmaşık hale gelen ilişkiler ağı mutlak bir güvene ihtiyaç duyuyor. Bu güveni tesis etmek üzere ve bir “Güven Protokolü” olarak geliştirilen Blockchain artık yeni bir bakış açısı ve değişen dünyaya ayak uydurmak için bir ekosisteme dahil olmayı gerektiriyor.

Kaynak: Harvard Business Rewiev

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar