NİLVAK kodlama dersini müfredata aldı

Finlandiya, Avustralya, Kanada gibi ülkeler kodlama (kodding) dersini eğitim müfredatına alırken, bu yıl “Dünya Vatandaşı” yetiştirme iddiasıyla eğitime başlayan Nilvak Koleji’de bu konuda ciddi adım atarak Kodlama dersini ana sınıfından başlamak üzere eğitim müfredatına dahil etti. Bugüne kadar kreş ve rehabilitasyon merkezi ile hizmet veren NİLVAK, bu yıl anaokulu, ilkokul ve ortaokul ile eğitim sektörüne hızlı bir giriş yapıyor. İddialı projelerle yola çıkan NİLVAK’ın hedefi iki yıl içerisinde noter aracılığıyla öğrenci kaydı yapan bir kurum haline gelmek. Kodlama dersini ana...

1290
1290

Finlandiya, Avustralya, Kanada gibi ülkeler kodlama (kodding) dersini eğitim müfredatına alırken, bu yıl “Dünya Vatandaşı” yetiştirme iddiasıyla eğitime başlayan Nilvak Koleji’de bu konuda ciddi adım atarak Kodlama dersini ana sınıfından başlamak üzere eğitim müfredatına dahil etti.

Bugüne kadar kreş ve rehabilitasyon merkezi ile hizmet veren NİLVAK, bu yıl anaokulu, ilkokul ve ortaokul ile eğitim sektörüne hızlı bir giriş yapıyor. İddialı projelerle yola çıkan NİLVAK’ın hedefi iki yıl içerisinde noter aracılığıyla öğrenci kaydı yapan bir kurum haline gelmek. Kodlama dersini ana sınıfından itibaren müfredata alan NİLVAK online eğitim ile ilgili de iddialı projeler hazırlıyor.

Bursaport.com‘dan Zafer OPSAR, NİLVAK Okulları Kurucu Temsilcisi ve Genel Koordinatörü Erol Gürlek ile özel okulların son durumu, eğitimde bu okulların yeri, NİLVAK Okulları, NİLVAK’ın iddialı hedeflerine ilişkin söyleşi gerçekleştirdi. Eğitim müfredatına kodlama dersini alan öncü okullar arasında yer alan NİLVAK’ın teknoloji ve dijitali eğitim süreçlerinde kullanacak olmasıyla eğitim sektörüne ciddi bir yenilik getirmesi bekleniyor. Bu önemli söyleşiyi Digitalbursa.com okurlarıyla paylaşıyoruz.

– Öncelikle bize kendinizi tanıtır mısınız?

1969 Sivas doğumluyum. İlk ve ortaokulu Sivas’ta okudum. Gümüşhane’de Mareşal Çakmak Anadolu Öğretmen Lisesi’ni bitirdim. Üniversite sınavında da ek puan verdikleri için öğretmenlikleri yazdım ve Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldum. Mezuniyet sonrası 7-8 yıl kamuda çalıştım, ortaokul ve liselerde öğretmenlik yaptım.
Sivas’ta öğretmenlik yaparken, Kırıkkale’deki dershanelerden teklifler geldi. O zamanlar öğretmenler hem okulda hem dershanede çalışabiliyorlardı. Bir deneyeyim dedim, girdim başladım. Daha sonra istifa ederek 1999 yılında tamamen dershaneye geçtim.

2005’te Zafer Dersaneleri’ni kurmak için Bursa’ya geldik. Bir süre bu dershanede çalıştıktan sonra aynı yıl Şahinkaya Dershanesi’ne geçtim. Şahinkaya’nın Genel Koordinatörlüğü’nü yaparken, okulda bazı sınıfların üniversite hazırlık derslerine girdim. Öğretmenliği hiç bırakmadım. 2007 yılında Şahinkaya Koleji’ni açtık ben de dershaneden okula geçtim.

‘BOZBEY’İN VİZYONU NİLVAK İLE BULUŞMAMIZI SAĞLADI’

– Yollarınız NİLVAK ile nasıl kesişti?

Geçen yıl Şahinkaya’dan ayrıldım ve NİLVAK’ın kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Bozbey’in daveti ile buraya geldim. Bozbey bizim velimizdi; kızını okutmuştum. Şahinkaya’dayken NİLVAK’ta iyi işler yaptıklarını biliyordum. Anaokullarında eğitimlerinin çok iyi olduğunu zaten biliyordum.

– NİLVAK’ın ilkokul ve ortaokul açması nasıl oldu, kuruluş sürecini anlatır mısınız?

NİLVAK 1999’da kuruldu. İlk olarak İhsaniye’de bir kreş açtı. Ardından Altınşehir’de bir kreş, Ataevler’de de bir rehabilitasyon merkezi açılıyor. Sosyal projeler üretiyorlar ve insanlara yardımcı olmak üzere yoğunlaşıyorlar. Ancak anaokulu sürecinde veliler baskı yapıyor. Anaokulundaki eğitimden çok memnun kaldıkları için çocuklarının devam edeceği bir ilkokul, ortaokul ve lise istiyorlar. Velilerden gelen talep yoğunlaşınca vakıf ilkokul ve ortaokul açmaya karar veriyor.

Hepimiz iş yapıyoruz ama doğru noktalarda bulunmak, doğru adımları atabilmek ve doğru insanları bulmak önemli. Şu üç nokta üzerinde durduk: Birincisi NİLVAK’ın farkı, Mustafa Bey’in bakış açısıyla başlıyor. Zaten vakıf 200 üniversite öğrencisine burs veriyor. Mustafa Bozbey eğitime, insanın gelişimine önem veren, eğitim odaklı bir insan.

Bir; Avrupa’dan bir özel eğitim sistemi getirebilirdik. Finlandiya çok popüler biliyorsunuz. İki; İstanbul’dan marka bir okul getirebilirdik. “Hayır” dedik. Bu çok önemli işte; NİLVAK’ın zaten getirdiği bir eğitim sistemi var, buna dokunuşlar yapmamız lazım. Ve bu şekilde de gerçekten çok iyi bir eğitim modeli ortaya çıktı.

– Peki, size göre eğitimde başarının sırrı nedir?

İşin sırrı iletişim. İletişimin sırrı da samimiyet ve dürüstlük. Gerçekten o. Yani inanmadığınız bir şeyi söylememeniz lazım. Önce inanmamız lazım. Ben NİLVAK ile ilgili anlattıklarıma gerçekten inanıyorum, olacağını biliyorum. Başkan Mustafa Bozbey’in bir felsefesi var. Her çocuğun bir spor ya da sanat dalıyla uğraşması gerektiğini düşünür. Eğitim, sanat, spor, kültür, akademik başarı… Bu beş ayak üzerinde kurduğumuz bir şey. Zaten o vizyon ortaya çıkıyor; dünya insanı, entelektüel insan. Uzaydan yeni bir metot bulmaya gerek yok. Çok basit dokunuşlarla, gerçekten doğru adımları atmaya başlamamız gerekiyordu. Onları atmaya başladık.

Erol Gürlek eğitimdeki vizyonlarını anlattı

‘BEŞEVLER’DE MODERN BİR KAMPÜS YAPACAĞIZ’

– Hazırlıklarınız ne aşamada? Okulun fiziki imkânlar ne durumda?

NİLVAK’ın Beşevler Karakolu’nun arkasında 5 dönümlük bir arsası ve bunun için geliştirilmiş mimari projesi var. O mimari proje üzerinde okul konseptiyle ilgili olarak birkaç değişiklik yaptık. İnşat ruhsatını alıp inşaatına başlayacaktık. Ancak inşaatın yetişmesi zaman alacaktı. Yine Mustafa Bey’in akıllıca bir hamlesiyle, dedik ki; hazır bir bina bulup okul yapalım, kiralayalım. Tam bu esnada da Karaman Mahallesi’ndeki Yedi Renkli Çınar Okulları’nın taşınacağını, binayı da satmak istediklerini öğrendik. İşte hazır okul, onlarla konuştuk. Böylece kaybettiğimiz üç ayı, en azından yasal süreçleri bakımından telafi etmiş olduk.

Okul binasını devraldıktan sonra Haziran’ın sonundan itibaren tadilata, tamirata başladık. Fiziki olarak zaten okula uygun bir yapı. Önümüzdeki yıl zaten Beşevler’deki okulumuzu yapacağız. Bizim elimizde iki tane okulumuz olacak. Biri Karaman Kampüsü, diğeri Konak ya da Beşevler Kampüsü.

Nivak’ın Karaman Kampüsü’ndeki binaları eğitim-öğretime hazır

– Bu yıl Karaman Kampüsü eğitime başlıyor. Gelecek yıl da Beşevler mi?

Özel Nilvak Okulları’nın, anaokulu, ilkokulu ve ortaokulu var… Küçük bir okul olalım, herkese ulaşabilelim. Veliye de öğrenciye de.

– Yani çocuk anaokuluna gelecek, liseye kadar devam edecek, öyle mi? Bu arada sınıflar kaçar kişilik ve toplamda kaç öğrenci olacak NİLVAK okullarında?

Gelecek yıl lise de olacak Beşevler’de. Anaokulumuz iki sınıf, diğerleri üçer şube. Ve maksimum 20’şer kişi. Çok küçük ve butik bir okul. Toplam okulun kapasitesi, yani Milli Eğitim Bakanlığı’nın verdiği kapasite 696. Biz oraya en fazla 516 öğrenci alacağız. Olaya ticari bakmadığımızın en belirgin göstergelerinden birisi bu… Sadece vakıf olduğumuz için değil, doğru olanı yapmak istediğimiz için. 20’şer kişilik sınıflar ve en fazla 3 grup. Bakanlık 30 kişilik sınıfa izin vermiş. 696 yapabiliriz, dünya kadar da para alabiliriz. Fakat doğrusu o değil, o zaman bir iş adamından farkımız kalmaz. Böyle yaptık. 3’er şubeli, 20’şer kişilik sınıflar, 516 mevcut.

‘BİZ İNGİLİZCEYİ KONUŞTURACAĞIZ’

– Kayıtlarda nasıl bir seçme yapıyor, öğrencileri nasıl bir yöntemle alıyorsunuz?

Bizim okulumuzda İngilizce, resim, müzik, tiyatro, drama dersleri olacak. Soruya bunlarla birleştirerek yanıt vereyim. Bugün Türkiye’deki tüm kolejlerde, eğer yabancı dil yani İngilizce hazırlık olarak okutulmuyorsa, kolejlerden mezun olan çocukların maksimum yüzde 10’u İngilizce konuşabiliyor. Yani akıcı ve düzgün bir şekilde İngilizce konuşan öğrenci yok. Az mı İngilizce dersi yapılıyor, hayır ama konuşamıyorlar. Benim gibiler, yani ‘anlıyorum ama konuşamıyorum’. Durum bu. Biz ne yaptık, anaokuluna yabancı öğretmenler koydum. Yarım gün Türkçe program uygulayacaklar, yarım gün tamamen İngilizce uygulayacaklar. Çocuk Gelişimi ve Psikolojisi mezunu öğretmenler. İlkokulda da, Türkçe, Matematik, Sosyal Bilgiler ve Fen dışındaki resim, müzik, beden eğitimi, drama, satranç, gibi derslerin tamamı İngilizce olacak. Bu o kadar önemli bir şey ki; iki tane hassasiyeti var bunun. Birincisi size daha yüksek bir ekonomik bedele mal oluyor. Neden? Biz normal bir resim öğretmenine verdiğimiz maaşın çok daha yükseğini bu dersi İngilizce anlatan öğretmene veriyoruz.

İlgili Haber  2018’i şekillendirecek 5 teknolojik trend

Bir de normal tüm kolejlerin verdiği İngilizceyi zaten veriyorum. Dolayısıyla benim herhangi bir sınıfımda minimum 20 saat İngilizce var. Ne yapmış oluyorum: yaşa, uygula gör ve bunu hayatın içine adapte et. Yani yaşayarak öğrenmek dediğimiz şey. Diğer sınıflara girenler de 3 sene sonra İngilizce konuşuyor olacaklar. Yaşadıkları için, uygulandığı için. Bunu göreceksiniz.

‘EVE ÖDEV UYGULAMASINI KALDIRDIK’

Bir şey daha yaptık, ki bu da çok önemliydi bence; eve ödev uygulamasını kaldırdık. Bizim okulumuzdaki öğrenciler, ödevlerini de, akademik çalışmalarını da, sosyal etkinliklerini de, sportif etkinliklerini de, sanatsal etkinliklerini de okulda bitiriyorlar. Çünkü eve verilen ödev aslında çocuğa değil, anneye babaya verilen ödevdi. Bizim anne babalarımız çocuğun ne yaptığını merak ediyorlar. Ödev yapmayınca da çocuk hiçbir şey öğrenemedi zannediyorlar. Hem ödevden şikayet ediyor, hem de çocuk evde bir şey yapmadığında demek ki bu bir şey öğrenemiyor diyorlar, yani yine ödev görmek istiyorlar. Değişik bir döngü…Veliye çocuğunun gelişimini doğru anlatırsak, haftada bir bunu gösterebilirsek, veli de akşam çocuk evde ödev yapmadığı zaman boş boş oturuyor demez. Ama eve ödev vermiyoruz da, çocuk da anne babayla oturup Survivor seyretsin demiyorum.

Öğrencinin haftanın 5 gününde evdeki zamanlarını da programladık, veliye görev verdik. Görevi şu; Cuma, Cumartesi akşamları serbestsiniz; eğlenin gezin tozun ne yapıyorsanız… Ama 5 gün eğer bu çocuk bizim için önemliyse ve tüm çocuklarımıza geleceğin ülke yöneticileri diye bakabiliyorsak, bunu yapmamız lazım…

Bir, haftanın iki günü mutlaka ama mutlaka tüm aile yemekten sonra oturup bir kitap okuyacak. Bu çok önemli. Ütopik gibi gelebilir. Ama iki gün mutlaka kitap okunacak. Bir gün, gündüz veli olarak sizin cep telefonlarınıza mesaj gelecek okuldan; “Sayın Veli bu akşam evde, ailece izlemeniz gereken filmin adı…”

Ama özelliği var filmin, bunu velilere daha önceden anlatacağız. Niye gönderiyorum bunu, veli hazırlansın filmi bulsun diye. Film İngilizce olacak, altyazılı olacak ve altyazısı da İngilizce olacak… Sıfır Türkçe… Çocuk zaten okulda İngilizce görecek. Biz bunu bir de evde hayata yayıyoruz ve velinin de olaya katılmasını sağlıyoruz. Ama denetimi zor değil mi? Onun da sağlamasını yapacağız. Bu üç gündü.

Dördüncü gün; şimdi bütün okullarda çocukların bir kitap kırtasiye setleri olur. Özel Nilvak Okulları’nın kitap kırtasiye setinin içinde bir de oyun seti olacak. Ne o? Scrable… Kelime bulma oyunu. Haftanın bir günü de veliler çocuklarıyla beraber, İngilizce kelime bulma oyunu oynayacak. Bunlar bir saatlik işler.

Beş; yine gündüz velinin telefonlarına Özel Nilvak Okulları’ndan mesaj geliyor. Bu akşam ailece konuşmanızı istediğimiz konu ya da konular…

‘EVLERE VELİ ZİYARETLERİ YAPACAĞIZ’

– Bunları kayıt için gelen velilere anlattığınızda nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Harika, çok olumlu…

– Uygulaması zor olsa gerek. Veliler zorlanacağını düşünmüyor mu?

Konu şu; örneğin beyzbol, bilmeyebiliriz. Ama Google’dan soruyoruz, çocuğumuzla konuşuyoruz. İlkokul 1-2-3 öğrencisi bunun sorumluluğunu bilemez ki. 6 ya da 7. sınıftaki öğrenci “anne ya bu akşam bizim film günümüzdü, size de şu mesaj geldi” diyebilir. Ama daha küçüklerde bu sorumluluğu velinin alması gerek. Doğrunun, güzelin, iyinin, kim tarafından bulunup uygulandığı önemli değil.

Veli ziyaretleri yapacağız. Öğretmenler her gün değil ama ayda bir iki kez sürpriz ev ziyaretleri yapacaklar. Gelip kapınızı çalacak, içeri geçip konuşulacak. Film günü film izliyor mu, kitap günü kitap okuyor mu? Belirlenmiş konular üzerinde konuşuluyor mu? Velinin de kendi çocuğunun çok değerli olduğunu, çok önemli bir varlık olduğunu, ileride bu ülkeyi yönetecek potansiyel bir aday olduğu bilicinde olması lazım. Ben o çocuğa öyle bakıyorum ama velinin de öyle bakması lazım. Karşılıklı bir sürü hata bulabiliriz ama bizim ortak derdimiz eğer çocuksa bu çocuğu nereye götürebiliriz bunu düşünmemiz lazım.

Bu 5 gün evde yapılacak eylemler çok önemli. Bunun ne kadarını yapabilirsek o kadar ileri gideceğiz.

‘EN BAŞARI ÖĞRETMENLERLE ÇALIŞACAĞIZ’

– Kadronuzu oluşturdunuz mu?

Kadro tamam, akademik olarak Bursa’nın en başarılı öğretmenleri ile çalışacağız.

– Kaç yabancı öğretmeniniz var?

Şu an 6 yabancı öğretmenimiz var. Eğer biz 516 öğrenciyi tamamlarsak, tabii ki 50 civarında personelimiz olacak. Şu anda 30 öğretmenimiz var. Ama bu sayının planlamaya göre artması mümkün.

– Okula devam edeceği kesinleşen öğrenciniz ne kadar?

Kontenjanın yüzde 50’den fazlasını tamamladık. Şöyle bir şey var; özel okul ya bu, ne olursa olsun ticari bir tarafı var değil mi? Özel okulları yoğun kayıt dönemleri bitti. Ocak, Şubat, Mart… Kayıtlarını bitirdiler. Biz şu anda özel okula kayıt yaptırmak isteyenlerin yüzde 15’inin içinden öğrenci almaya çalışıyoruz. Eylül’ün 19’una kadar kayıt süresi devam ediyor. Aslında özel okullarda kayıt süresi diye bir şey yoktur. Kayıt dönemi 12 aydır.

– OHAL kararnamesiyle kapatılan özel okullar var. Bunun size yansımaları oldu mu?

Biz insanların herhangi bir şekilde mağdur olmalarından memnun değiliz. Ama konjonktür bunu gerektirdi ve o okullarda çocuğu olan insanlar var. Onların da çocukları değerli varlıkları ve onların daha makul okullarda okumalarını istiyorlar. O okullardan bize ciddi dönüşler var. Bu son bir ay içerisinde ne olduklarını görenler var. Adam parasını alamıyor. Peşin ödemiş mesela, alamıyor geri. 15 bin lira ödemiş, yeni bir 15 bin lira daha verecek yani. Dolayısıyla o süreci takip ediyorlar. Son haftalarda ciddi bir yoğunlaşma var.

‘KURUCU VELİ, ÖĞRENCİ VE ÖĞRETMENLER BİZİM İÇİN ÖZEL’

– NİLVAK okullarının eğitim fiyatları nasıl? Bir velinin en çok merak edeceği şey…

Özel okulların Bursa’daki maliyetleri belli. 20 bin liradan başlıyor, 35-40 bin liraya kadar uzanan okullar var. Biz vakıfız. Birinci önceliğimiz ticaret değil. Vakıfta çalışan insanların doğru ve kaliteli hayatlar yaşamasını istiyoruz. Önceliğimiz ticaret olmadığı için bunların makul seviyelerde yapılabileceğine inanıyoruz. O yüzden de bizim az önce stratejisini anlattığım eğitim çizgisinin belki benzerleri var ama aynısı yok. İlkokulun tüm sınıfları için ücretimiz eğitim ve yemek bedeli dahil yıllık 13 bin lira. Bu rakam ortaokul sınıfları için 14 bin lira, ana okulumuzda ise 11 bin lira.

Kuruluş yılında olmamız nedeniyle bu yıl bizimle beraber başlayacak olanlar okul bitene kadar bu fiyatı ödeyecekler. Sadece TEFE+TÜFE’nin yarısı kadar artış olacak. Bu yıl bizimle başlayan kurucu veli, öğrenci ve öğretmenler bizim için özel. Bizim dışımızdaki tüm okullar normal TEFE+TÜFE artışı dışında bir de normal ortaokul artışı isterler. Ya da 7’den 8’e geçerken sınav hazırlık farkı talep ederler. Neden sınav farkı? Zaten okulda yapıyorsunuz bunu? ‘Hayır o ayrı bir çalışma…hoop, fark ver.’ Yani 15 bin lirayla okula başlar, 35 bin lirayla falan bitirirsiniz.

‘İKİ YIL SONRA NOTER HUZURUNDA ÇEKİLİŞLE ÖĞRENCİ ALACAĞIZ’

– Şu halde kayıtlarda bir patlama bekliyor olmalısınız…

Bu yıl değil… Çok samimi söylüyorum. İki yıl sonra biz noter huzurunda yapılacak çekilişlerle öğrenci alacağız. Çünkü yerimiz olmayacak. Bu yıl geç başladık.

– Tanıtım için neler yaptınız farklı olarak?

Gazetelerle basın toplantısı yaptık, televizyon programları yaptık, billboard çalışmaları yaptık, gazetelere ilan verdik, broşür dağıttık. Kitapçıklarımızı hazırladık, dağıtımını yaptık. Çok yoğun bir tanıtım dönemi geçirdik. Ancak dediğim gibi süreç gecikmişti. O bizi biraz olumsuz yönde etkiledi. Fakat gerçekçi olursak, bizim bu yıl elde etmeyi düşündüğümüz öğrenci sayısı 250 ila 400 arasında.

İlgili Haber  Aktaş Holding’e AR-GE Merkezi Belgesi

‘HEDEFİMİZ BURSA’NIN BİR NURAMASI OLMAK’

– Hedefinizde ne var?

Hedefimiz Bursa’da bir numara olmak. Çok kısa zamanda demiyoruz. Ancak 3 yıl içerisinde bu hedefi yakalayacağımızı düşünüyorum. Çünkü butik okul olmak ve vakıf olmamız ve uygulayacağımız eğitim öğretim sistemi bunu zaten sağlayacak. Sadece Bursa’da değil, ortaya koyacağımız duruş ve elde edeceğimiz başarılarla biz çok kısa zamanda Türkiye’de çok farklı bir noktaya geleceğiz. Bursa’da bunu yaptığımızda süreç bizi Türkiye’de de tanınan bir okul haline getirecek. Hedeflerinizin ciddi olması lazım, yüksek olması lazım ve aynı zamanda gerçekçi olması lazım. Bu sisteme göre bunlar gerçekçi hedeflerdir.

– Özel eğitimdeki temel sorunlar nedir? Devlet ve özel eğitim kurumları arasında bir karşılaştırma yapabilir misiniz?

Türkiye eğitim konusunda sorunlu bir ülke. Bunun siyasi nedenleri var. Geçmiş yıllardan beri hemen her hükümetin farklı bir eğitim politikası uygulamaya kalkışması, hem devlet hem de özel okulları derinden etkiliyor. Devlet okulları ancak kendi güçleri ölçüsünde bir takım şeyler uygulayabiliyorlar. Öğretmen, kadro oluşturma gibi şeyler kendi ellerinde değil.

Özel okullarda da çoğunluğu ticari kaygıyla başladıkları için yüzde 100 verim elde edebilecekleri bir uygulamayı gerçekleştiremeyebiliyorlar. En başta söylediğim gibi, ne iş yaparsanız yapın en yüksek gideriniz personel gideridir. Şimdi, doğru olduğunu, donanımlı olduğunu ya da yararlı olduğunu bildiğiniz insanlar da maliyetli insanlar. İnsanların birinci öncelikleri ticari kaygı olunca bunu uygulamaktan vazgeçiyorlar. Özel okullar yine aynı gerekçeyle sayılarını sınırlı düzeyde tutamıyorlar çünkü velinin çocuğuna daha iyi bir eğitim aldırmak gibi bir talebi var zaten. Özel okullar da ne yapıyor, hem sınıf sayısını hem de mevcut sayısını artırıyor. Bu da kaliteyi düşürüyor. En temel sorunlardan biri de bu.

Üçüncü genel sorun istikrar konusu… Yine özel okullarda kadrolar çok sık değişiyor. Ciddi sirkülasyon oluşuyor. Yani çocuğun ilkokuldaki resim öğretmeni, 2 yıl sonra başka bir okulda, 2 yıl sonra daha başka bir okulda… Çocuk aynı kişiyle alabileceklerini uzun süreli götüremiyor. Neden? Çünkü öğretmenler de ticari beklentiler içerisine giriyorlar, okullar da bunu desteklemiyor. Bunlar en temel sorunlar.

‘HEDEFİMİZ DÜNYA İNSANI YETİŞTİRMEK’

– Çocukların hayatına sanatı sporu nasıl sokacaksınız?

Bizim vakfın temel yaklaşımı her birey sporla ve bir müzik aletiyle ilgilenmelidir. Biz bunları İngilizce yaparken çocukların müziğin, sanatın, sporun yetenek olduğunu biliyoruz. Bu uygulanamaz demek değil. Eğer siz doğru sayıda çocuğu, doğru donanımla, doğru kişiyle karşı karşıya getirirseniz, bunu uygulayabilecek düzeye getirebilirsiniz.

Nasıl? Yine kendimle ilgili örnek vereyim. Ben müzik konusunda çok yetenekli bir insan değilim. Ama lise 1’inci sınıfta, okul bittiği zaman, 9-10 tane parçayı flütle notalı çalabiliyordum. Niye? Doğru bir eğitim almıştık çünkü. Burada sağladığımız şey de o. Gerçekten donanımlı insanları bu eğitim öğretim sistemi içerisine koyduk. Ve her çocuk için de şu iddiayı ortaya koyduk; birinci yıl bittiğinde numara yapan değil, gerçekten 5-6 parçayı seçtiğimiz müzik aletiyle çalan çocuklar. Piyanoysa çalsın, flütse çalsın, kemansa çalsın. Zaten müzik dersimiz var. Kitabı hiç açmamaktansa… Yapılamamasının sebebi bu; gerçekten sayılarınızın uygun olması lazım… 7 sınıf açarsanız ilgilenemezsiniz. Sınıfta 20 kişi var. 20 kişinin de futbol oynaması mümkün değil. Ya da basketbol oynaması… Üç dönemde 30 kız 30 erkek. 60 öğrenci eder. Demek ki bunların doğru gruplandırılması, doğru çalıştırılması lazım, programlanması lazım. Ama sınıf 100 kişiyse, 150 kişiyse bunu zaten yapamam. Göstermelik yaparım.

O yüzden en başından beri bizim en önemli konumuz butik olmak ve butik kalmak. 12 bin metrekare kapalı alan planladık. Orada bile her sınıf için 3 tane şube planladık. İstesek 6’şar, 7’şer tane şube açarız. Ama onun yerine bağımsız bir keman odası, bağımsız bir piyano odası, bağımsız bir orijinal uzay gözlemevi planlamayı tercih ettik.

Yüzme havuzları var orada, en üst düzeyde gerçek bir radyo televizyon stüdyosu var orada. 500 kişilik bir konferans salonu var orada. Orada yok yok… Öyle bir proje… Niye? Çünkü insan bizim için merkezde.
Okulların kendilerince söyledikleri sloganlar vardır. Bizimkisi şu; hem yabancı dile verdiğimiz önemi hem de hedefi göstermek için, reklam olsun diye düşündüğümüz bir şey değil, içeriği dolu olsun diye düşündüğümüz bir şey; ‘Global Citizen Academy’. Yani, Dünya Yurttaşlığı Akademisi!

Bu ne demek; kendi değerlerini kültürünü bilen, donanımlı ve evrensel değer ve kültüre açılabilen, bunların sentezini yapabilen insan demek. Ortaya koyduğumuz bu… Bu vakıf olarak temeline koyduğumuz şey zaten, dünya insanı yetiştirmek. Bu slogan değil, felsefemiz.

‘KODLAMA DERSİ VE ONLİNE EĞİTİM İLE FARK YARATACAĞIZ’

– Kodlama dersini eğitim müfredatına aldığınızı öğrendik. Neden böyle bir ihtiyaç duydunuz?

Teknoloji çağında yaşıyoruz ve bu alanda büyük gelişmeler, değişiklikler oluyor. Biz, yola çıkarken bu gerçekliğin de farkındayız. Ekonomik hayat, sosyal hayat bugün dijitalleşmenin yarattığı gelişmelerle şekilleniyor. Bugün dünya Endüstri 4.0 diye bir kavramı konuşuyor. Geçenlerde okuduğum bir haberde bu yıllarda ABD’de doğan çocukların yüzde 65’inin gelecekte bugün daha olmayan, adı konulmamış meslekleri yapacaklarını aktarıyordu. Düşünebiliyor musunuz 20-25 yıl içerisinde dünyada daha ne büyük değişiklikler olacak!

ABD’de bu gelişmeler olurken Türkiye, ya da dünyanın başka ülkeleri bundan bağımsız kalacağını düşünemeyiz. Sık sık vurguladığımız gibi biz okulumuzda “dünya yurttaşı” yetiştireceğiz. Bugün yetiştirdiğiniz çocuklar gelecekte dünyanın neresine giderse gitsin çalışabilecek, iş yapabilecek evrensel niteliklerde olmalı.

Bunu sağlayabilmek için dijital çağa uygun insan yetiştirmeliyiz. Bugün Avustralya, Finlandiya, Kanada gibi ülkeler başta olmak üzere ana sınıfından, ilkokuldan başlayarak “Kodlama” dersini eğitim müfredatlarına koyuyorlar. Biz de bu konuda ciddi bir adım atıyoruz. Bu konuda Türkiye’nin önde gelen okulları arasında yer almakta kararlıyız. Önümüzdeki dönemde göreceksiniz NİLVAK Okulları hem eğitim müfredatı hem de online eğitim ile ilgili adından çok söz ettirecek. Biz hem eğitim teknolojileri anlamında, hem de eğitim içeriğiyle çağa uygun, geleceği öngören bir planlama yapıyoruz.

Biz, eğitimle ilgili birçok paradigmayı değiştireceğiz. Çocuklarımızı gerçek anlamda geleceğe hazırlayacağız.

– Biraz istatistiki bilgi alalım. Bursa’da ne kadar öğrenci var ilk, orta ve liselerde? Ne kadarı özel okullarda, ne kadarı devlet okullarında?

Bursa’da her yıl yaklaşık 45-50 bin arası öğrenci birinci sınıfa başlıyor. Bu şu demek; yani 8’inci sınıftaki öğrenci 43 bin. 6 ya da 7’deki sayılar da buna göre periyodik olarak devam eder. Bunların da yaklaşık yüzde 30-35’i özel okula gider. Tüm Bursa, ilçeler dahil. Özel okullaşma oranı derseniz o Bursa’da yüzde 5’ler civarındadır. Bursa, tüm Türkiye standardının biraz üzerindedir. Yüzde 3,5-4 Türkiye standardıdır. Hedef ise tüm Türkiye için yüzde 8’lere gelmek. 8-10 yıl içerisinde de OECD ülkeleri ortalaması olan yüzde 15’i yakalayabilmek.

– Teşekkür ediyorum söyleşi için…

Ben de teşekkür ediyorum.

KAYNAK: Bursaport.com

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar