Sağlık ekosisteminin yeni aktörleri: Teknoloji şirketleri

Gün geçmiyor ki bir teknoloji devinden bir sağlık patenti, yatırımı ya da anlaşması haberi almayalım. 2018 yılı teknoloji şirketlerinin sağlık sektörüne ilgilerinin arttığı bir yıl oldu ve öyle de devam edecek gibi görünüyor.

58
58

Gün geçmiyor ki bir teknoloji devinden bir sağlık patenti, yatırımı ya da anlaşması haberi almayalım. 2018 yılı teknoloji şirketlerinin sağlık sektörüne ilgilerinin arttığı bir yıl oldu ve öyle de devam edecek gibi görünüyor. Aslında 2018, teknoloji şiketlerinin daha önce yaptıkları anlaşmaların ve Ar-Ge yatırımlarının çıktılarını almaya başladıkları ve bu çıktılarla birlikte sağlık sektöründe hızlandıkları bir yıl özelliği taşıyor. Patentlerdeki ve ticarileşen uygulamalarla birlikte pazardaki konumlarına baktığımızda son birkaç yılın meyvelerini almaya başladıklarını görmek mümkün. Aynı zamanda yeni anlaşmalara ve yatırımlara da devam ediyorlar. Önümüzdeki dönemde sağlıkta neler olacak diye izlerken takip etmemiz gereken en önemli aktör teknoloji şirketleri olmaya başladı desek yeridir.

Sağlık sektöründe öne çıkan teknoloji şirketlerine baktığımızda ilk sıralarda Amerikalı teknoloji devlerini görüyoruz. Apple, Amazon, IBM, Google bunlar arasında yer alıyor. Öne çıkan 10 Amerikalı teknoloji şirketi, son 5 yılda sağlık sektöründe 209 anlaşma yaptı. Google ve GE sağlık startuplarına yapılan yatırımlarda en aktif yatırımcılar olarak görünüyor. Hatırlarsanız Amazon, JPMorgan ile birlikte sağlık hizmetleri sektörüne girmişti. Aynı zamanda PillPack’i satın alarak ilaç dağıtım işine de gireceğini duyurmuştu. Alexa’nın kronik hastalık yönetimi ve evde sağlık hizmetleri üzerine odaklandığını artık söylemeye bile gerek yok. Amazon her geçen gün bunun üzerine bir patent ile gündeme geliyor. Diğer yandan Apple’ın iPhone ile ilgili patentlerinin neredeyse büyük bir kısmını artık sağlıkla ilişkili patentler oluşturuyor. Facebook, Google, Microsoft diye devam etmek mümkün. Sadece mobil sağlık ve yazılım alanında sağlığın geleceğine etki ettiklerini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Cihazdan ilaç keşfi ne hatta biyoteknolojiye kadar her alanda teknoloji devlerinin sağlık sektöründeki varlığına ilişkin işaretleri izlemek mümkün.

İlgili Haber  Amazon Yeni Şirketiyle Sağlık Sektörüne Giriyor

Amerikalı şirketlerden sonra sağlık sektörüne girişleri ile dikkat çeken teknoloji şirketleri Çin’den çıkıyor. Alibaba ve Tencent bunların başında geliyor. 2017’nin sonunda, Çin Bilim ve Teknoloji Bakanlığı, Tencent’in medikal görüntüleme ve tanı için açık bir yapay zeka platformu geliştirdiğini açıklamıştı. Alibaba benzer şekilde sağlık sektöründe bir yapay zeka platformunun lansmanını yapmıştı. Tencent’in aynı zamanda farklı ülkelerden sağlık sektöründeki startuplarla işbirliği anlaşmalarını izlemeye devam ediyoruz.

Dikkatle bakmamız gereken bir başka nokta ise, teknoloji şirketlerinin sağlık sektöründe hangi alanlara girdikleri. CBInsights geçtiğimiz günlerde büyük teknoloji şirketlerinin 2012’den itibaren her bir çeyrekte sağlık sektöründe hangi alanlara yatırım yaptıklarını derleyip yayımladı.

Bir süredir izlediğimiz tıbbi cihaz ve yazılım alanlarının yanı sıra artık teknoloji devlerinin biyoteknolojide giderek artan ilgilerini görmek dikkat çekici bir gelişme. Önümüzdeki dönemde ilaç keşfi nden sentetik biyolojiye kadar birçok alanda teknoloji şirketlerini göreceğiz gibi duruyor. Hızlı hareket edebilme kabiliyetleri, geleneksel şirketlere göre daha esnek yapıları, yeni teknolojileri absorbe etme becerileri, sağlığın geleceğinde teknoloji şirketlerinin önemli bir rol oynayacağına işaret ediyor aynı zamanda. Teknolojik dönüşüm birçok alan gibi sağlık sektörünü de derinden etkiliyor. Şimdiye kadar diğer sektörlere göre, yeni teknolojilerin sağlık sektörüne etkisi sektörün dirençli yapısı nedeniyle daha yavaş ilerlemiş olsa da, önümüzdeki 10 yılda bu etki düzeyinin en üst seviyelere ulaşması bekleniyor. Bu değişim aynı zamanda kalite, değer ve maliyet baskısı gibi sağlık ekosisteminin sürdürülebilirliğinin giderek zorlaştığı bir döneme denk geliyor. Sürdürülebilirlik meselesinin artan önemi ile birlikte hasta merkezli, yeni teknolojilerle verimliliği artıran ve aynı zamanda maliyet etkin olan yollar aranıyor. Bu beklenti ve çözüm arayışları, sağlık sektöründe yeni teknolojilere yönelimi artırıyor.

İlgili Haber  Haftanın TEDx Videosu: Güçlendirilmiş gerçeklik cerrahinin geleceğini değiştirebilir

Her ne kadar geçen yüzyılda da sağlıktaki gelişmeler önemli kazanımları beraberinde getirmiş olsa da, bugün sağlık ekosisteminde geçen yüzyıldan daha farklı ve daha hızlı, tüm bileşenleriyle ekosistemi değiştirme potansiyeli olan bir yıkıcı etkiden bahsetmek mümkün.

Yeni teknolojiler, sağlık sektörüne daha önce eşi benzeri görülmemiş bir şekilde giriyor: Yapay zeka, sensörler, robotik, genomik sağlık sisteminin neredeyse normal bir parçası haline geliyor.

İlaçlar nanoteknoloji ve dijital araçlar ile birlikte tasarlanıyor, 3 boyutlu yazıcılar implant üretiminde sıklıkla kullanılıyor, kişiselleştirilmiş tıp uygulamaları giderek yaygınlaşıyor. Küresel teknoloji öngörüleri üzerine yapılan çalışmalar, sağlık sektörünün teknolojilerden etkilenme düzeyinin henüz başlangıç seviyesinde olduğunu, bu etkinin giderek hızlanacağını ve 2030’lu yıllarda en üst seviyelere ulaşacağını tahmin ediyor. Yani daha bir şey görmedik bile.

Sağlık sektörünün dönüşüme dirençli yapısı nedeniyle, bugün hala başlangıç seviyelerinde kalan yeni teknolojilerin etki düzeyinin, hali hazırda kırılma noktasına geldiği ve ekosisteme yeni giren aktörlerle birlikte eski aktörlerin direncinin de kırıldığını izliyoruz. Bunun tüm ekosistemin dönüşüm hızını artıracağını söylemek mümkün. Sağlık ekosisteminde aktörlerin rolleri ve rekabet dengeleri değişiyor. İş modelleri teknolojik dönüşümden etkileniyor. İlaç ve tıbbi cihaz şirketleri teknoloji şirketleri ve startuplar ile platformlar oluşturmak üzere bir araya geliyor, işbirliklerini artırıyor. Aynı zamanda politika yapıcılar ve ödeyicilerin yeni ekosistem düzenine hazırlıkları devam ediyor. Sağlıkta nereye nasıl gideceğimizi planlarken ekosistemin değişen tarafını da izlemek ve boşluklara yönelik stratejileri şimdiden belirlemek büyük önem taşıyor.

Kaynak: Selin Arslanhan MEMİŞ / Dünya

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar