Şirketiniz Teknoloji Balıklarına Hazır Mı?

Amerika Ulusal Biyoteknoloji Merkezi’nin yaptığı bir araştırma Z kuşağı temsilcilerinin ortalama dikkat sürelerinin 8 saniye olduğunu ortaya koydu. Bu sonuca göre düşündüğümüzde bu kuşağın temsilcilerini yeniden tanımlayarak “teknoloji balıkları” olarak adlandırıyorum. Peki, biz bu kuşağa adapte olmaya hazır mıyız?

97
97

Amerikalı iki araştırmacı William Strauss ve Neil Howe 1980’lerde ilk kez Amerika’nın tarihini jenerasyonlara ve her biri toplumsal büyük dönüşüm ve olaylardan etkilenen dönemlere ayırmaya başladıktan yaklaşık 21 yıl sonra 1991’de; sadece toplumsal alanda değil aynı zamanda iş hayatı için de bir devrim niteliğini oluşturan “Generations” kitabını yayımladılar. Farklı araştırmacıların da şekillendirmesiyle gelişen bu teori nihayetinde bugünün iş dünyasını 3 farklı döneme ayırarak jenerasyonlar teorisini oluşturdu;

  1. Baby boomers – 1946 ile 1965 arası doğumlular. Bugün için 50-70 yaş aralığındakiler.
  2. X Kuşağı –1966 ile 1980 arası doğumlular. Bugün için 40-50 yaş aralığındakiler.
  3. Y Kuşağı –1981 ile 2000 arası doğumlular. Bugün için 20-30 yaş aralığındakiler.

Bugün için tüketimin büyük bir kısmını domine etmekte olan bu 3 kuşağın ardından gelen; 2000’li yıllardan sonra doğan ve bugün için yaş aralığı 13 ile 18 arasında olan ve şimdiden “Z kuşağı” diye tanımlanan yepyeni bir kuşak önümüzdeki yıllarda satın alma özgürlüklerini ellerine alarak müşterilerimiz arasına girecekler. Bugün için bile dünya nüfusunun yüzde 25’ini temsil eden bu grup özellikle ekonomik faaliyete katılacağı 2020’li yıllarda dünya nüfusunun yüzde 40’ını oluşturacak. Üstelik hepsinden daha önemlisi bu kuşaktakiler, bir öncekilerin özelliklerinden çok daha farklı nitelikte ve ekonomik güçlerini artırmaya başladıklarında tüm sektörleri etkileyecek yepyeni bir dönemi başlatıyor olacaklar. Peki, biz bu kuşağa adapte olmaya hazır mıyız?

Teknoloji Balıkları

Öncelikle bu kuşağı biraz daha yakından tanıyalım. Z kuşağını tanımlayan ilk terim sanırım dünyanın ilk mobil kuşağı olması olacaktır. Kendisinden önce gelen Y kuşağına kıyasla teknoloji bu kuşak için heyecan verici olmaktan çıkmış, artık ihtiyaç olmaya başlamıştır. Bir önceki kuşağın dünyadaki dijital dönüşüme tanık olmasının aksine Z kuşağı dijital dönüşmüş bir dünyaya gelmiş ve bir parçası olarak yetişmiştir. Bilgiye erişimin bu kadar kolay ve erken olması bu kuşağın kendi kendine öğrenen bir kuşak olmasını sağlamıştır. Tüm bunların yanı sıra çok fazla uyarıcının olduğu bir dönemde yaşadıkları için de dikkatleri çok kısa bir sürede değişen bu kuşak için Amerika Ulusal Biyoteknoloji Merkezi’nin yaptığı bir araştırma ortalama dikkat sürelerinin 8 saniye olduğunu ortaya koymuştur. Bu sonuca göre düşündüğümüzde bu kuşağın temsilcilerini yeniden tanımlayarak “teknoloji balıkları” olarak adlandırıyorum.

İlgili Haber  Boğaziçi Üniversitesi ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı el sıkıştı

Wikipedia‘dan dünyadaki ekonomik krizler araştırmasına baktığımızda 2000’li yılların olduğu bölümün en uzun yeri tutması bu şansız teknoloji balıklarının aslında çok da kolay bir dönemde dünyaya gelmediğini ortaya koymaktadır. Ekonomik zorlukların yanı sıra 2000’li yıllarla birlikte dünyada artan istikrarsızlık ve güvensizlik ortamı bu kuşağın önceliklere göre kendi hayatlarının sorumluluklarını daha fazla alan bir kuşak olmasını da sağlamıştır. Bu sayede Z kuşağı satın alma kararlarını daha bağımsız hatta ailelerinin satın alma kararlarına bile etki edebilecek güçte yapan bir nesil olarak karşımıza çıkıyor.

Mağazalar Yok Olmayacak

İçinde yetiştirildikleri bu dönemin özelliklerini göz önüne aldığımızda bu kuşağın alışveriş beklentisi hakkında bir takım yargılara da ulaşabiliyoruz. İlk olarak durgunluk dönemi çocukları olduklarından dolayı satın alacakları ürüne en iyi teklifi bulmak bu kuşak için de son derece önemlidir. Bunun yanında bu teklifi bulmak için araştırma yapabilecek teknolojik altyapının en gelişmiş olduğu dönemde yetişmeleri de bu kuşağı bugüne kadar ki en zor alışverişçi grubu yapmıştır. Bu nedenle bu kuşağın satın alma kararlarının neredeyse yüzde 90’lık bir kısmının mağaza dışarısında gerçekleşmesine şaşırmamak gerekir. Satın alma kararını mağaza öncesinde, internet üzerinden araştırmalar yaparak vermesine rağmen; bu kuşağın alışverişlerinin büyük kısmını mağazada ve daha önce internet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucunda karar verdiği ürüne bir kez daha dokunarak yaptığını gözlemlemekteyiz. Tabii ki ürünün kargolanarak kendilerine ulaşacağı zamanı beklemek istememeleri ya da kargo maliyetlerini düşünmeleri de bu temkinli ama sabırsız teknoloji balıkları için çok da şaşırtıcı olmasa gerek.

Yukarıda en iyi teklifi aradıklarından bahsettiğimizde ise bahsedilen sadece en uygun fiyat değil, bunun yerine beklentilerine cevap verebilen, farklı ve yüksek kalitede ürünler olmasıdır. Önceliğin fiyat yerine her anlamda en iyi alternatif olduğu bu tüketici grubu için satın alma kararını etkileyecek ilk temel unsur ise artık sadece marka bağımlılıkları değil, bununla birlikte ve kimi zaman daha fazlaca, dijital platformlarda ürün ile ilgili olarak özellikle de başka kullanıcıların yaptığı yorumlar olarak karşımıza çıkıyor. Hatta öyle ki bu yeni tüketici grubu için yapılan bir araştırmada satın alma kararlarında markanın etkisini yüzde 8 olarak belirtirken dijital platformlarda aradıkları ürün hakkındaki yorumların yüzde 32 daha etkili olduğunu belirtmektedirler.

İlgili Haber  Teknolojide treni kaçırmayalım

Yani ilk defa sosyal medyadaki ya da internetteki yorumlar markadan 4 kat daha güçlü bir etkiye sahip olarak karşımıza çıkmaya başladı. Hatta öncesinde internette ürün hakkında araştırmalar yapıp kararını vermesine rağmen satın almak için mağazaya geldiğinde ürünü sosyal iletişim mecraları üzerinden çevresindeki arkadaşlarıyla bir kez daha paylaşarak onların yorumunu da alması sıkça karşılaşılan da bir durumdur. Bu sebeplerdir ki bunu fark eden online alışveriş sitelerinin birçoğunda her yaptığınız yorum için size indirim kuponu ya da farklı hediyeler vererek eski ve yeni tüketicileri bir araya getirecek platformlar oluşturmaya çalışırlar. Bu nedenle artık firmaların kurdukları marka stratejileri, reklam ve tanıtım faaliyetleri tek başına yeterli değil;  bundan sonra dijital platformlardaki kullanıcı yorumları ve değerlendirmeleri de satın alma kararında çok önemli bir yer tutacaktır.

Bir önceki kuşağa göre daha bağımsız, daha araştırmacı ve bunlarla birlikte daha sadakatsiz bu tüketici grubunu kazanabilmek için firmaların artık çok daha fazla çalışması ve tüm stratejilerini yeniden gözden geçirmesi gerekiyor. Aksi takdirde dikkati 8 saniye dağılan bu teknoloji balıkları kendilerine yüzmek için başka denizler bulmakta çok da zorlanmayacaktır.

Kaynak: Çağdaş KARDEŞ / Harvard Business Review

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar