StartUp’lar: Girişimciliğin Göz Bebekleri

Ekonomi toprağında filizlenen yeni girişimler olan start-up’lar, hızla boy atıyor. Start-up’ların ekonomi ve girişimcilik için taşıdığı öneme vurgu yapan Çankaya Üniversitesi TTO Şirketleşme ve Girişimcilik Birimi Koordinatörü Dr. Begüm Şahin, “ekosistemin hızlı büyüyen çocuklarını” mercek altına aldı.

67
67

FİLİZ FİRMALAR

Onlar, girişimciliğin bitmeyen enerjisi… Ekonominin yarınlarına yakıt olan start-up’lar, dinamik yapılarıyla inovasyon camiasının “yenidoğanları”. Start-up’ların ülke ekonomisine kattığı değeri ve start-up’ların yatırım geleceğini işlediği doktora tezinden hareketle Sanayi Gazetesine değerlendirmelerde bulunan Çankaya Üniversitesi TTO Şirketleşme ve Girişimcilik Birimi Koordinatörü Dr. Begüm Şahin Begüm Şahin, girişimlerin dünya devine dönüşmesinin önünde hiçbir engel bulunmadığını, pazar araştırmasını sağlam yapan ve hedef kitlesini tam on ikiden vuran start-up’ların kısa zamanda hızlı büyüme gösterecekleri için güçlü yatırımları bünyesine çekebileceklerini dile getirdi. İşte, start-up’ların dünyası…

START-UP’LARIN SÖZCÜSÜ

Start-up kavramının Türkiye’de girişimciliğin göz bebeği olduğunu söyleyen Şahin, “Globale baktığımızda da 2000’lerle başladı bu akım. Esasen bunun en büyük nedeni start-up’ların çoğunlukla ICT dediğimiz bilişim ve iletişim teknolojileri sektöründen olması. Yazılım, fintech bu sektörün hep alt kırılımları. Teknoloji odaklı girişimler hızlı büyüme ve ölçeklenebilir olmak için çoğunlukla bu alandan çıkmakta. Start-up’lar ise dot.com balonunun patlaması ile ders çıkarıp daha emin adımlarla büyüyen ve ağırlıklı olarak internet girişimlerinden oluştu. Teknoloji odaklı girişimcilik 50 yılı aşkın var ancak start-up’lar çok daha sonra oluştu” şeklinde tarihçe verdi.

Start-up’ları teknolojiden ayrı düşünmenin mümkün olmadığını söyleyen Şahin, “2001’de dersini almış ve yılmadan devam etmiş girişimler bugün dünya devi oldu. Angry Birds 26 kez başarısızlık göstermiştir ancak vazgeçmemiştir. Konu popüler ama akademik çalışmalar neredeyse yok. Ben hem literatüre katkı sağlamak istedim hem de girişimcilik ekosisteminin faydalanacağı bir çalışma ortaya koymayı hedefledim. Araştırma konusunun start-up’lar üzerine olmasının en temel nedeni budur. Ayrıca 2013’ten beri start-up’larla çalışıyorum, işim de beni bu çalışmaya itti” şeklinde konuştu.

AMAZON BİLE HÂLA…

Start-up’larla ilgili net bir tanım olmadığını söyleyen Şahin, “Start-up’ların tamamı girişimdir ancak girişimlerin tamamı start-up değildir. Çünkü start-up’lar geleneksel girişimlerden farklıdır. Start-up olarak nitelendirilen girişimlerin tamamı teknolojiyle bir şekilde ilişkilidir ancak geleneksel girişimlerde her zaman böyle değildir. Bu nedenle start-up’lar doğası gereği teknoloji odaklı ve yenilikçi iş fikirlerinden doğmaktadır. Tech-start-up veya hightech-start-up dediğimiz yapıdakiler ise daha yüksek teknoloji seviyesine sahip olanlardır. Ancak vurgulanması gereken asıl nokta bir girişimin start-up olarak değerlendirilmesinin sadece teknoloji düzeyi üzerinden yapılamamasıdır” dedi.

Bir girişimin start-up olmasının, tekrarlanır ve ölçeklenir bir iş planı arayış sürecindeyken, müşteri doğrulaması yaparak pazara girmesi ve hızla büyüme göstermesi olduğunu belirten Begüm Şahin, “Start-up’ları farklı kılan en büyük özelliklerinden biri ortaya koydukları kültürdür. Start-up kültürü esnektir, çalışanlara yetki ve inisiyatif verir, enerjisi yüksektir, çalışanları gençtir veya genç ruha sahiptir.

Amazon, çalışanlarına hâlâ kuruluşunun ilk yıllarında şekillendirdiği start-up kültürünü aşılar. Start-up’ların ekonomiye ve istihdama sağladığı katkı büyük önemdedir. Patent konusunda ise pek çok girişimci bilinçli ancak birçoğu da süreci, maliyeti ve uzunluğu yüzünden tercih etmiyor” diye konuştu. Patent başvurusunun gerçekleştirilebilmesi için patentin yenilik, buluş basamağı ve sanayiye uygunluk gibi kriterleri içermesi gerektiğini söyleyen Şahin, “Bu özellikleri olmayan iş fikirlerinin patent serüveni başlamadan son bulmaktadır. Yeni kanun ile yüksek öğretim kurumları da bünyesinde yapılan araştırmalardan doğan iş fikirleri üzerinde hak talebinde bulunabilmekte ve patent başvurusu yapabilmekte. Bu durum da üniversiteden çıkan girişimler için farklı bir durum oluşturmaktadır, değerlendirilmesi gerekir” açıklamasında bulundu.

Start-up’ların yüksek veya orta düzey teknoloji içerdiğini ifade eden Şahin, “Teknopark, TTO ve kuluçka merkezleri ekosistemin en önemli aktörleridir. Teknokent yasasıyla birlikte 2001’de ilk kez teknokent kavramıyla tanıştık. Bu süre zarfında teknokentler katlanarak arttı, 77 teknopark kuruldu, 56’sında aktif faaliyetler yürütülüyor. Bünyelerinde ise 5 bin start-up ve 50 bin Ar-Ge çalışanı var. TGB’ler özellikle start-up kültürünün gelişmesi ve yaşaması için çok önemli. Tabi 4691 sayılı kanunun sağlamış olduğu vergi teşvikleri de çok büyük avantaj” dedi.

İlgili Haber  Startuplar için heyecan verici yeni bir ülke: Myanmar

Kuluçka merkezlerinin ısınma turları için ideal olduğunu söyleyen Şahin, “Kuluçkadan mezun olan girişimcinin teknokente geçmesi hedeflenen ideal sonuç. Globalde uygulanan da bu. Çankaya Üniversitesi olarak bünyemizde bir kuluçka merkezimiz var ve start-up’lara kapımız açık. TTO’lar ise TÜBİTAK 1513 desteğiyle 2013 yılında ekosisteme dahil oldu ve artarak varlıklarını sürdürüyor. Amaç girişimcilere girişimcilik ekosistemi ile ilgili her türlü desteği sağlamak. Devlet hibe destekleri, BİGG programı, KOSGEB, kalkınma ajansı veya AB hibe programları gibi çeşitli programlar için farkındalık, tanıtım, eğitim gibi çeşitli etkinlikler yapıyoruz. Fikri mülkiyet hakları konusunda uzmanlığımız da var. Patent başvuru süreçleri ile en başından itibaren ilgileniyoruz. O yüzden TTO’lar ekosistem için büyük önem arz ediyor. Mevcut durumda da kendini geliştirmeye ve sinerji yaratmaya devam ediyor” diye konuştu.

KISA ZAMANDA HIZLI BÜYÜME

Start-up yatırımlarının start-up’ların yaşam döngüsünde farklı evrelerde farklı şekilde gerçekleştiğine vurgu yapan Şahin, şunları söyledi:

“Örneğin başlangıç aşamasında tohum yatırım dediğimiz yatırım süreciyle karşılaşırız. Bu yatırım süreci genelde girişimcinin yakın çevresi eş dost üzerinden gerçekleşir ve bir beklenti yaratmaz. Devlet hibe destekleri de bu sürece dâhildir. Tohum yatırım adı üstünde bir girişime can vermek için yapılır bir nevi can suyu görevi görür. Kitlesel fonlama da bu süreç için bir fon kaynağıdır diyebiliriz. Globalde Kickstarter ile başlayan uygulamaya Arıkovanı, Ideanest de Türkiye örnekleridir. Tohumdan sonra gelen erken aşama yatırımlar da ise durum değişmekte. Artık devreye VC dediğimiz yapılar giriyor. Girişim veya risk sermayesi şirketleri olarak Türkçe karşılık buluyor. Yüksek geri dönüş beklentisi ile bir fon havuzu üzerinden girişimciye sağlanan özel sermaye türüdür. Buralarda round dediğimiz turlar başlıyor. Zaten VC’lerin dikkatini çeken girişimler de yüksek büyüme potansiyeline sahip girişimler oluyor. Seed A, B, C gibi yatırım miktarları üzerinden teklifler gerçekleşiyor. Erken ve ileri aşama da devrede oluyor. 10 milyon üzeri ise private equity yani PE olarak geçiyor. Sonrasında ise ya halka arz ya da tamamen satın alma gerçekleşiyor. Neden yatırım yapılır çünkü start-up’lar kısa zamanda hızlı büyüme gösterir. Yatırımcılar da kısa zamanda yüksek geri dönüş ışığı gördüğü girişimleri kaçırmak istemez.”

UNICORN’A DOĞRU

“Start-up’lar olması gereken yerin gerisindedir ama her geçen gün gelişmektedir. Örneğin 2 hafta önce Türk girişimcilerin kurduğu yazılım şirketi Citus Data Microsoft tarafından satın alındı. Şirket 8 yıl önce kurulmuş, oldukça kısa bir süre içerisinde geldiği nokta ortada. Bu süreçlere exit stratejisi diyoruz. Her start-up tercih etmeyebilir ancak gelinen son noktadır. Şimdi bu girişimciler eminim ki yeni bir girişimin çalışmasına başlamıştır bile. Aynı şekilde yurtdışına açılan ve çeşitli yarışmalarda, hızlandırma programlarında derece alan, yatırım alan start-up’larımız var. AppSamurai, Spirohome, Getir, Delphisonic bunlardan bir kaçı. Ancak henüz bir unicorn yok. Yani değeri 1 milyar dolar ve üzeri girişimler. Ancak olma yolunda ilerliyoruz. Eminim yakında ulaşılacak. Start-up’lardaki ağırlıklı girişimlerde, globalde fintech ve yazılım başta gelirken Türkiye’de ağırlık sadece yazılıma kaymaktadır. 2001 dot.com krizini atlatan internet girişimleri (Amazon, Google, e-bay gibi) bugün müthiş değere sahiptir. Zamanında şuursuzca yatırım alan ve ardından kriz sonucu yok olan internet girişimlerinden ders alan yazılımcılar ise bugün hepimizin hayatında olan Instagram, Dropbox, Evernote, Facebook, AirBnb gibi uygulamaları ortaya koymuştur.”

İlgili Haber  2018’in dikkat çeken dijital girişimleri

“PAZARLAMA GELİŞTİRİLMELİ”

“Maalesef çok düşük, zaten yaptığımız araştırmada da bu durum doğrulandı. Şu an gerek Türkiye’de gerekse globalde start-up’ların pazarlama yaklaşımlarının geliştirilmesi çabası sürüyor. Tabi pazarlama da artık farklı bir boyut kazandı. Geleneksel pazarlama tek başına yeterli değil. Dijital pazarlama girdi hayatımıza. Laptoplar, tabletler, cep telefonları sayesinde sosyal medya pazarlaması, mobil pazarlama, içerik pazarlaması gibi farklı pazarlama yaklaşımları ortaya kondu. SEO yönetimi ayrı bir sektör oldu. Globalde inbound marketing ancak tezimde cezbedici pazarlama olarak Türkçe literatüre kazandırdığım bu yaklaşım pazarlamanın geldiği son nokta. Start-up’lar ise bu yaklaşımları hala çok verimli uygulayamıyor. Çünkü cezbedici pazarlama için vakit gerekli, internet gezginini potansiyel müşteriye çevirmek için kaliteli ve güncel içerik geliştirilmeli. Bu konu da uzmanlık ve zaman isteyen bir süreç. Bu uzmanlara da büyüme korsanı- growth hacker diyoruz. Ancak start-up’ların bünyesinde growthacker bulundurması maliyet açısından düşününce başlangıçta zor. Ancak girişimcilerin kendisi bu süreç de daha aktif olabilir. Dediğim gibi meşakkatli bir teknik, zaman ve uğraş gerektiriyor.”

TEŞVİK İYİLEŞTİRMESİ

“Konuya doktora tezimin sonunda da detaylı olarak yer verdim. İlk sırada gelen pazar analizinde yetersiz kalmalarıdır. Pazar ihtiyacını ön göremedikleri için talep yaratamıyorlar. Yüzde 90’a yakını mühendislik kökenli girişimcilerin kurduğu start-up’lar pazarlama planı, stratejik plan gibi konularda eksik. Bunun için girişimcilerin en baştan multidisipliner bir yapıda oluşması gerek. Yani teknolojik taraf, iş fikrinin çekirdeği için temel bilimler veya mühendislik eğitimi almış bir girişimci şart evet; ancak pazarın ihtiyacı, ürün-pazar uyumu, hedef kitlenin belirlenmesi ve segmentasyon, satış kanallarının belirlenmesi, fiyat politikası, dağıtım kanalları, tutundurma faaliyetleri gibi en temel pazarlama anlayışının yerleşmesi lazım. Bunun da en baştan oluşması gerek. Bunun için ben ekiplerinin oluştururken sosyal bilimler, özellikle işletme, pazarlama lisans veya yüksek lisansına sahip bir ekip üyesini de dahil etmelerini öneriyorum. Pazarlama eksikliklerini gidermek için hap bir bilgi de yok maalesef. Ancak şu yapılabilir.

Bizler Blank, Ries gibi kendisi de Silikon Vadisi girişimcisi olan kişilerin ortaya koyduğu modelleri okuyoruz ve girişimcilere bu modelleri öneriyoruz. Arada ciddi bir kültür farkı var, yasal çevre var, teknolojik çevre var; Türk girişimcisi ile Silikon Vadisi girişimcisinin serüveni birbirinden çok ama çok farklı. O nedenle serüveni başarıyla tamamlayan ve belli bir büyüme seviyesine ulaşmış başarılı Türk girişimcilerin Türk start-up’larının uygulamaya alabileceği bir pazarlama modelinin geliştirilmesini ve kitaplaşmasını öneriyorum. Bu konuda bizler de işin akademik tarafında gereken desteği veririz.

En önemli hibe destek mekanizması TÜBİTAK tarafından yürütülmekte. BİGG programında da pazarlama kaleminin vurgulanması önemli, bunun için ayrı bir bütçelendirme uygulamaya alınabilir. 5746, 4691 gibi teşviklerde, patent başvuru süreçleri için gerekli maliyetlerde de iyileştirmelere ihtiyaç var.”

Kaynak: Begüm Şahin / Sanayi Gazetesi

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar