Tam Endüstri 4.0’ı Yeni Anlamaya Başlamışken, Web 3.0 da Nereden Çıktı?

Üstel teknolojilerin birbirine yakınsaması medyayı, reklamcılığı ve perakende dünyasını dönüştürüyor. Dijital kabiliyetlerle kuvvetlendirilmiş gözlerimizle gördüğümüz dünya, zeka, kişiselleştirme ve parlaklıkla çoğalacak ve patlayacağa benziyor.

46
46

Üstel teknolojilerin birbirine yakınsaması medyayı, reklamcılığı ve perakende dünyasını dönüştürüyor. Dijital kabiliyetlerle kuvvetlendirilmiş gözlerimizle gördüğümüz dünya, zeka, kişiselleştirme ve parlaklıkla çoğalacak ve patlayacağa benziyor.

Herkes endüstri 4.0’ı konuşurken Web 3.0’ın çağı geldi. Gartner Hype Cycle’daki yerlerine isyan edercesine 5G, AI, VR/AR dünyanın en büyük sektörlerinde yaratıcı yıkıma başladı bile. Peki nedir bu Web 3.0? Web 1.0, statik belgeler ve salt okunur verilerden oluşurken, Web 2.0, multimedya içeriği, etkileşimli web uygulamaları ve katılımcı sosyal medya uygulamalarını tanıttı; bunların hepsi iki boyutlu ekranların aracılık ettiği – düzlemsel olarak gizlenmiş bilgi ağlarıydı.

Önümüzdeki 2 ila 5 yıl boyunca, 5G, AI, trilyon adet sensör ve VR / AR’nin yakınsaması ile hem fiziksel dünyamızı sanal alana eşleştirmemizi (siber-fiziksel sistemler, dijital ikizler) hem de dijital ortamları fiziksel ortamlarımıza izdüşümleri ile eklememizi sağlayacak. Şu an VR’ı yadırgayanlar, görmezden gelenler, oyun sektörüne hapsetmeye çalışanlar, mobil telefon ve internetin ilk çıktığı zamanlarda bunları görmezden gelenlerden farklı değil, tarih tekerrürden ibaret.

Web 3.0, öğrenme ve eğitimden, varlıkların ticaretini nasıl yaptığımıza, birbirimizin gerçek ve sanal versiyonlarıyla olan etkileşimlerimize kadar uçtan uca bir dönüşüm yaratmak üzere. Bu hususta kullanıcılar Web 2.0 teknolojilerini kullanırken veri gizliliği ve kişisel verilerin kötüye kullanımı konusunda haklı olarak endişelenmeye devam ederken, Spatial Web’in veri ve yönetişim katmanındaki blockchain kullanımı, sanal kimliğinizden kişisel dosyalarınıza kadar her şeyi koruyarak çevrimiçi kimliklerinizi güvence altına alacak ve doğrulayacaktır.

Spatial Web, web 1.0’ın ve endüstri 4.0’ın yaptığı gibi tüm sektörleri dönüştürecek fakat bu yazımızda ilk ve en yaygın etkilerini görmeye başladığımız sektörlerden Habercilik ve Medya sektörünü öne çıkarmak istedik. Sonraki yazılarımızda akıllı reklamcılık ve kişiselleştirilmiş perakendeyi de ele alacağız.

Haberlerin Web 3.0 ile Dönüşümü

Haber medyası devasa bir iş kolu. Daha geçen yıl, küresel haber medyası (basılı yayınlar dahil) dolaşım ve reklam gelirlerinde 150 milyar doların üzerinde bir gelir elde etti.

Dinlediğimiz haberlerin dili, çeşidi düşünce yapımızı direkt olarak etkiliyor. Şiddet, felaket ve kötülükle ilgili distopya haberlerine maruz kaldıkça; bir sonraki işimizde geliştireceğimiz/kullanacağımız teknolojiden ziyade, bilinçaltımızın oyunları ve ilkel çağlardaki tehlikelere adapte olmuş amigdalamızın “savaş ya da kaç refleksi” ile kaçıp gizlenecek bir mağara arayışında oluyoruz.

Bugün, farklı haber kanalları dış çatışmalardan iç politikaya kadar her şeyin net bir şekilde farklı gerçeklerini sunuyor, inanılmaz bir bilgi kirliliği ve yanlış yönlendirmeye maruz kalıyoruz. Muhabirlerin ve haber şirketlerinin belirli bir haberi göstermeleri veya çıkarmaları toplumun farklı katmanlarının inançlarının ve değerlerinin oluşturulmasında büyük rol oynuyor.

Medyanın tarihine baktığımızda aslında sağlam bir yol katettiğimizi görüyoruz. McLuhan, 1962 yılında yazdığı bir metinle yeni iletişim teknolojilerinin yaşam­larımızdaki etkisini kavramak üzere sık sık söylenilen “global village” yani “küresel köy” terimini ilk defa kullanan kişi olmuştu. Coğrafi sınırların önemini yitirmesi ve kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ile birlikte fiziksel mekanın yeni bir boyut kazandığını savunuyordu. Artık birey dünyanın neresinde olursa olsun dünyada olup biten olayları anında izleyebilme ve olaylardan haberdar olabilme şansına sahip. Son yirmi yıldır daha önce yaşanmamış bir hızda olan küreselleşme hareketi sonucunda toplumsal anlamda hızlı bir değişim yaşanıyor ve bu değişimin temel noktası yeni iletişim ve enformasyon teknolojilerindeki üstel gelişmelerden başka bir şey değil. Bu gelişmeler sonucu dünya gerçekten ‘küresel köy’ olmaya daha da yaklaşıyor. Özellikle internet medyasının getirdiği özgür ve geniş alan ise edilgen konumdaki kitlelerin seslerini duyurmalarını sağladı. Sivil toplum hareketleri artık seslerini duyurmak için televizyon kanallarının dikkatini çekmeyi beklemeyi bırakmış kendi sosyal medyaları aracılığı ile topluluklar kurarak yönetir hale geldiler. Enformasyonu yönlendirmedeki bu hareket gücü öyle bir noktaya geldi ki kitlelerin biriken enerjileri meydanlara taşmış ve devrimlerin hareket noktası olmuştur. Arap Baharı’nda Facebook’un etkisini unutmadık değil mi?

İlgili Haber  Youtube TV yayın platformu olmakta kararlı

Enformasyon teknolojisi ile gelen bir problem de haberlerin asılsızlığı, bilgi kirliliği. Web 2.0’dan Web 3.0’a terfi etmenin zamanı geldi. Peki ya web 3.0’ın bize verdiği yetkinliklerle bugünün haberleri için nesnel bir kıyaslama yapabilirsek, kitle kaynaklı ve sensör tabanlı olarak toplanmış kanıtlarla bir hikayenin en göze çarpan yönlerini belirleyerek olay mahalini gezip olay anını yaşayabilsek…Bir tutam sensör örgü ağı (mesh network), yapay zeka, kayıt zinciri ve sanal gerçeklik ile bu mümkün. Geleneksel ağlar sınırlı bir dizi kablolu erişim noktasına (veya kablosuz bağlantı noktalarına) dayanırken, bir kablosuz örgü ağı tüm şehirleri birbirleriyle iletişim kuran ve hiyerarşik olmayan bir ağ bağlantısını paylaşan yüzlerce dağıtılmış uç düğüm üzerinden bağlayabilir.

Bu, bireysel mobil kullanıcıların birlikte, kendi akıllı telefonlarının işlemci gücünü kullanarak ek bir teknolojiye ihtiyaç duymadan yerel bir örgü ağı kurabileceği anlamına gelir. Baktığınız zaman özel hayatımızda veya iş çevrelerinde sürekli ‘networking’ yapıyoruz, neden fiziksel network altyapısının bir parçası olmayalım ki? Kolektif bir beyinin sensörel bir parçası olmak, özelikle siz de bu ağdan fayda sağlayacaksanız gayet mantıklı bir hareket. Bunu bir adım daha ileri götürelim: lokal bir topluluk, birbirlerini daha önce hiç görmemiş bile olsalar, yerel bir ağ kurarak 360 derecelik geribildirim mekanizması ile sürekli bir yayın yapabilirler. Teknoloji ile yalnızlaşan ve makineleşen insanoğlu aslında birbirine daha bağlantılı hale mi geliyor? Bu ne yaman çelişki…

Protestoların ülke genelinde patlak verdiğini, gösterilere katılan her aktivist kümesinin 360 derecelik videolardan oluşan bir toplu yayın yaptığını, hepsinin de gerçek zamanlı olarak yürüyüşün canlı bir hologramını oluşturan fotogrametri AI’larını beslediğini hayal edin. İstanbul’daki veya Tahrir Meydanı’ndaki kalabalığın neyi savunduğunu, neye karşı çıktığını ordaymış gibi görmek ve duymak ister misiniz? VR gözlüklerinizi takın ve olayı tam erişim ile olay mahalinde keşfedin. Seçim sonuçlarını farklı kaynakların tutarsızca yaydığı bilgilerden değil de direkt sahadaki saymanların gözünden canlı izlemek de bir alternatif. Ya da aceleniz var diyelim, holografik basın konferansını açın ve oturma odanızda canlı yayın yapan politikacıların 3D avatarlarını misafir edin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi yerel seçimleri için verilen vaatleri dinleyin, karşılaştırın, söylenenlerin doğruluk oranlarını gerçek zamanlı olarak karşılaştırın.

İlgili Haber  İnternet’te Gezinmek İçin İhtiyacınız Olan Tek Şey Zihniniz!

Modern medyayı sık sık tüketici ajansını elinden almak, özel olarak beslemek ve çoğu zaman partizan ideolojisini şikayetçi bir kitleye sunmak olarak görüyoruz.

Nesnelerin internetinin gücünü getiren kablosuz örgü ağları, yapay zeka teknolojisi, blockchain, büyük veri analizi birbirine yakınsayıp bu sektörü dönüştürdüğünde, VR-erişilebilir canlı haber sitelerini takip eden ortalama bir izleyici pasif bir konumdan aktif bir katılımcı haline gelecektir, olaylara kendi perspektifini de ekleyebilecektir. Bu anlamda milyonlarca olay yeri muhabirinin ortak kanaati, kalabalığın bilgeliği bize yön gösterecektir.

Her birimizin dünyada olup bitenleri objektif şekilde takip edip, VR teknolojisinin yardımı ile empati yaparak, kendi değerlerimizle yorumlamasıyla, daha az kutuplaşmış bir dünyaya kapı açacağız. Gerçekten önem arz eden hususlara sivil katılımı, mantıklı ve medeni tartışmalar ve paylaşılan varsayımlar içeren bir dünya, empati kurmamıza ve uzlaşmamıza izin verecektir. Gelecek, blockchain ile doğrulanmış ve dengelenmiş haberlerin dünyasını getiriyor. Sizi katılımcı bir birey olarak harekete geçirecek dinamikleri, bireyin zekasına saygı duyarak, manipülasyondan uzak şekilde size sunuyor.

Başkasının Gerçekliğinin Dayanılmaz Hafifliği yazımızda bilgisayar bilimciliğinden etik araştırmacılığına evrilmiş bir akademisyen; Missouri State Üniversitesi’nden Keith Miller’dan bir alıntı yapmıştık : “En önemli soru şu ki, bu artırılmış ve bükülmüş gerçekliği kim kontrol edecek?’’. Yani milyonlarca insan kimin gerçekliğini yaşayacak, kimin etik değerleri çerçevesinde çizilmiş bir gerçeklik? Miller ekliyor: “Birisinin dünyasını ele geçirmek büyük bir sorumluluk – insanları manipüle edebilirsiniz. Onları dürtebilirsiniz, yönlendirebilirsiniz, yönetebilirsiniz.” Bu noktada web 3.0’ın bana verdiği yetkiye dayanarak bir karşı yorum yapmak isterim. Tek bir SQL veri tabanında tutulan bir satırdaki veriyi manipüle edip değiştirebilirsiniz ama kayıt zinciri teknolojisi ile kaydedilmiş, binlerce dağıtık sistem tarafından onaylanmış ve paralel olarak kaydedilmiş bir veriyi değiştiremezsiniz. Şimdi bunun analojisini haberler ve medya için yapalım. Miller Hocam, gönlünüz rahat olsun, binlerce sensörün gördüğünü gönül de yalanlamaz. Tabii Zuck, sensörlerin yarısından çoğunu olay mahaline kendi takmadığı sürece…

Referanslar :

https://lbbonline.com/news/virtual-reality-a-new-media/

http://www.iletisimvediplomasi.com/yeni-medya-caginda-donusen-toplumsal-hareketler-ve-dijital-aktivizm-hareketleri/

https://www.diamandis.com/blog/the-spatial-web-part-2

Kaynak: Şahin Çağlayan

Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar