TÜSİAD’tan Endüstri 4.0 Konferansı

Tüsiad Başkanı Cansen Başaran-Symes : “TÜSİAD olarak son bir senedir Sanayi 4.0 konusunu tüm paydaşlarımızla birlikte çalışıyoruz. Bugün de Boston Consulting Group ile birlikte hazırladığımız raporumuzu tanıtacağız. Amacımız Sanayi 4.0 konusu üzerindeki tartışmalara somut bir çerçeve kazandırmak. ” TÜSİAD’ın Cansen Başaran-Symes başkanlığındaki son yönetimi digital ekonomiye ve e-dönüşüme bir hayli önem veriyor. Bu kapsamda 17 Mart’ta Sabancı Center’da “Endüstri 4.0” başlıklı bir etkinlik düzenlendi. Etkinliğin açılışında konuşan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, “Türkiye Artık Sanayi 4.0’ı Gündeme Alacak”...

1076
1076

Tüsiad Başkanı Cansen Başaran-Symes : “TÜSİAD olarak son bir senedir Sanayi 4.0 konusunu tüm paydaşlarımızla birlikte çalışıyoruz. Bugün de Boston Consulting Group ile birlikte hazırladığımız raporumuzu tanıtacağız. Amacımız Sanayi 4.0 konusu üzerindeki tartışmalara somut bir çerçeve kazandırmak. ”

TÜSİAD’ın Cansen Başaran-Symes başkanlığındaki son yönetimi digital ekonomiye ve e-dönüşüme bir hayli önem veriyor. Bu kapsamda 17 Mart’ta Sabancı Center’da “Endüstri 4.0” başlıklı bir etkinlik düzenlendi. Etkinliğin açılışında konuşan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, “Türkiye Artık Sanayi 4.0’ı Gündeme Alacak” derken, TÜSİAD başkanı da bu konuya verdikleri önemi anlattı (konuyla ilgili olmayan paragraflar çıkarılmıştır):

13A2088TÜSİAD olarak son bir senedir Sanayi 4.0 konusunu tüm paydaşlarımızla birlikte çalışıyoruz. Bugün de Boston Consulting Group ile birlikte hazırladığımız raporumuzu tanıtacağız. Amacımız Sanayi 4.0 konusu üzerindeki tartışmalara somut bir çerçeve kazandırmak.

2008 krizinin artçılarının hala hissedildiği bu ortamda, girişimcilerin hiç olmadığı kadar yenilikçi olmaları ve azalan küresel yatırım iştahına rağmen yatırımlarını kesintisiz sürdürmeleri gerekiyor.

Öte yandan, teknolojideki gelişmeler; fiziksel ve dijital dünya ile insan arasındaki sınırları gün geçtikçe belirsizleştiriyor. İnsansız araçlardan, birbirileri ile iletişimde olan makinalardan, yapay organlardan bahsedilen bir dünyada yaşıyoruz. Hatırlatmak isterim, bunlar bir dönemin yenilikçi söylemleriydi.

Google’ın geliştirdiği yapay zeka uygulaması, geçtiğimiz hafta Go’nun en başarılı oyuncularından birini ikinci kez yendi. Big data, kalkınma programlarının etki analizinin yapılması için; drone’lar ise Amazon ormanlarında ağaçlandırma çalışmaları için kullanılıyor.

Dijital dönüşüm özelinde yapılan uygulamalar artık sağlıktan finansa, enerjiden gıdaya birçok sektörün iş yapış biçimini değiştiriyor. Örnekleri yanıbaşımızdaki firmalarda görüyoruz. Telekomünikasyon sektörümüz de kendisini bu dönüşüme hazırlıyor ve tüm sektörleri bunun parçası olmaya çağırıyor. Nitekim geçtiğimiz günlerde Turkcell Teknoloji ve Vodafone Dijital Dönüşüm Zirveleri’nde bu tartışmaları bir kez daha dinledik.

Simülasyon, yeni materyaller ve optimizasyon süreçleri sayesinde ürünün yaşam döngüsü tasarlanabiliyor. Bunun sonucunda da üretimin en az kaynak kullanan, en az emisyon salan ve en az atık oluşturacak şekilde planlandığı bir anlayıştan, döngüsel ekonomiden bahsetmeye başladık.

Bu etki, iş yapış yöntemlerinden iş tanımlarına, yaşam tarzından organizasyonel yapılara kadar ekonomik düzenin tüm katmanlarını değiştiriyor. Biz tüm bu dönüşümü Sanayi 4.0 olarak tanımlıyoruz.

Sanayi 4.0 hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için farklı fırsatlar sunuyor: Gelişmiş ülkeler Sanayi 4.0’ın sunduğu otomasyon ve üretim esnekliği ile verimliliklerini artırmayı hedefliyor. Bu şekilde, sanayide azalan rekabet güçlerini yeniden kazanmayı öngörüyorlar. Yükselen ekonomiler ise Sanayi 4.0 teknolojileri ile daha yenilikçi ve katma değerli ürünler üreterek refah seviyelerini artırma fırsatını kovalıyorlar.

Sanayinin yeni çağı yanı başımızda evrilirken peki biz neredeyiz? Ekonomimiz için koyduğumuz hedeflerle içerisinde bulunduğumuz durum ne kadar örtüşüyor?

Bugün bu soruların cevaplarını hep birlikte arayacağız. Hepimiz açıklanan datalardan biliyoruz ki, Küresel Rekabetçilik Endeksi gibi bir çok çalışma bize Türkiye’nin rekabet etme yeteneğini geliştiremediğini açıkça söylüyor.

Ürettiğimiz ürünlere baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz: İhracatımızda yüksek teknolojili ürünlerin payı sadece yüzde 3,7. Oysa Avrupa Birliği’nde ileri teknolojili ürünlerin payı yüzde 15. Bizde üretimin yüzde 38’i düşük teknoloji ile gerçekleşiyor. Girişimlerimizin yaklaşık yüzde 60’ı düşük teknoloji ile çalışıyor.

Bu tespitlerin hemen ardından sizlerle iki hedefi paylaşmak isterim: Bunlardan birincisi “Orta ve Yüksek Teknolojili Ürünlerde Avrasya’nın Üretim Üssü Olmak” ikincisi “Orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerde Afro-Avrasya’nın tasarım ve üretim üssü olmak”. Bu ifadeler 2011 ve 2015 yıllarında yayınlanan sanayi stratejilerimizin vizyonlarını oluşturuyor. Bu perspektif son 5 yıldır sanayi politikalarımızın aslında merkezinde bulunuyor. Ancak buna rağmen, yüksek katma değerli ürünlerin üretimdeki payını artıramıyoruz.

Demek ki yeni bir anlayış, yeni yetenekler, yeni bir yöntem, yeni bir yol haritamızın olması lazım.

Günümüz ekonomik düzeninde firmalar teknolojik değişimlerin yarattığı sarsıcı etkiye adapte olamadıklarında rekabette etkiyi hemen, hatta anında görüyoruz. Aynı şekilde, küresel olarak rekabet edemeyen ekonomiler de vatandaşlarının refah seviyelerini yükseltemiyorlar.

Türkiye olarak bu anlamda bir yol ayrımındayız. Ya bu atılımı yaparak bir üst gelir grubuna yükseleceğiz ya da rekabet edebildiğimiz mevcut pazarları bile kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Biz vakit kaybettikçe, teknolojiler ve insan kaynağı kalitesi birbirleriyle etkileşerek daha da gelişiyor. Bizim onları yakalamamız, çıtanın sürekli yükselmesiyle gün geçtikçe daha da zorlaşıyor.

Sanayi 4.0 dönüşümü Türkiye’nin bugüne kadar gerçekleştiremediği atılımı yapabilmesi için önemli bir fırsat. Önümüzdeki hedef daha yenilikçi, daha esnek, daha hatasız, daha verimli ve daha sürdürülebilir üretim olmak zorunda. Sanayi 4.0 bize bunu gerçekleştirme fırsatını sunuyor.

Dönüşüm konusunda vaatlerimiz ülke olarak son derece güçlü, ancak uygulaması kolay olacak mı? Cevabı tabi ki hayır. Zira dönüşüm topyekün bir bakış açısı, bir paradigma değişimi demek. Geleceğin teknolojilerini, çalışanını, firmalarını, kurumlarını hep birlikte planlamamız gerekiyor. Bunları planlarken geleceğin iş kültürünü benimsemek zorundayız. Biz bugün bu tartışmayı raporumuzla tetiklemek istiyoruz.

Bu değişimin öncülüğünü iş dünyasının liderleri olarak öncelikle bizler yapmalıyız. Bu bilinç; iddiası, heyecanı, sanayide dönüşüm iradesi olan kararlı bir kitleyi gerektiriyor. Bu salondaki sizlerin bu kitleyi tanımladığına inanıyorum. Bunu başarabilmemiz tabi ki insansız mümkün değil. Bilakis nitelikli, eğitimli işgücüne talep önemli ölçüde artacak… Sanayi 4.0’ın Türkiye özelinde toplam istihdamda artışa neden olacağı hem WEF’in yayınlamış olduğu Future of Jobs raporunda, hem de bizim raporumuzda ortaya konuyor.

Elbette daha sofistike üretimin ihtiyaç duyduğu yetkinlikler değişiyor ve değişmeye devam edecek. Biz insanlarımızı geleceğe hazırlayacak bu yetkinliklerle donatmakla yükümlüyüz. Bu nedenle TÜSİAD olarak STEM alanındaki çalışmalarımızla bu ihtiyaca ayrıca işaret etmekteyiz.

Bu noktada, iş gücümüzü tehdit eden asıl faktörün teknoloji değil, teknolojiyi yakalayamadıkları için pazarını kaybedecek olan işletmelerimiz olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim. Ar-Ge Reform Paketi’ne bu nedenle fevkalade önem verdik. Paketin, sistemde oluşan aksaklıkları ve eksiklikleri iyi adreslediği ve gerçekleştirdiğimiz kapsamlı istişare süreci için Sayın Bakanımıza yeniden teşekkür ederim.

Kapsamlı bir dönüşüm firmalar ve girişimciler kadar biz iş dünyası örgütlerine ve politika yapıcılarımıza da önemli görevler yüklüyor. Biz, ihtiyaçlarımızı belirlemek, önceliklendirmek ve yorulmadan sanayicimizi bilgilendirmekle sorumluyuz. Teknolojik dönüşümün doğru bir şekilde yönlendirilmesi, eğitim politikalarının uzun vadeli ve ihtiyaçlarımızı yansıtan bir şekilde oluşturulması ve altyapının tamamlanması içinse politika yapıcılarımızın kararlılığına ihtiyacımız var.

Kaybedecek vaktimiz yok. Nobel ödüllü Yale ekonomisti Robert Schiller’ın bu yıl Davos’ta söylediği bir sözü burada tekrar etmek istiyorum: “Evinize yangın sigortası yaptırmak için evinizin yanmasını bekleyemezsiniz. Sanayi 4.0’a hazırlanmak da aynen buna benziyor.”

Bu konferans bizler açısından Sanayi 4.0 konusunda atacağımız somut adımlara bir başlangıç niteliği taşıyor. Bu süreci gerçeğe dönüştürmek arzusuyla Sanayi 4.0 Platformu çalışmalarını başlattık. Bundan sonraki yol haritamızda Türkiye’nin Sanayi 4.0 Platformunun tüm paydaşlarla oluşturulması var.

KAYNAK: www.turk-internet.com

İlgili Haber  Çin’liler Amerikalı Firmalara Casus İşlemcili Makinalar mı Sattı?
Bu yazıda olan etiketler

Yorumlar